Richard Dawkins'in Ağaç Metaforu: Serbest Piyasalar Neden Bu Kadar Verimsiz?

Bu yazının içerik özgünlüğü henüz kategorize edilmemiştir. Eğer merak ediyorsanız ve/veya belirtilmesini istiyorsanız, gözden geçirmemiz ve içerik özgünlüğünü belirlememiz için [email protected] üzerinden bize ulaşabilirsiniz.

Rekabet verimlilik yaratır.” ifadesi tıpkı bir doğa yasasıymış gibi sunulur önümüze. Fakat doğanın kendisi telkin edilenden farklı bir ders vermektedir bize. Biyolojik rekabet kimi zaman ahmakça maliyetlere ve toplu yok oluşlara yol açabilmektedir. Tam olarak bu noktada “Darwin’in Takozu” kavramı bu durumun nereden kaynaklandığını göstermekle birlikte bizlere insan olmanın özünü bir kez daha hatırlatıyor. Rekabet kurumunun ve miyop serbest piyasa mantığının ağaçlar kadar ahmak olması gerekmez!

Evrim ve doğal rekabetin ne denli ahmakça olabileceğini göstermek için “Dostluk Ormanı” kavramını kullanan Richard Dawkins şöyle diyor:

“Ağaç gövdeleri, beyhude rekabetin göğe uzanan anıtlarıdır. Tıpkı havada bir çayır gibi gözüken, ahşap sütunlar üzerinde yükselerek güneş enerjisini toplayan bir orman kanopisi (tepe tacı) düşünün. Ancak bu enerjinin çoğu, doğrudan, sadece o çayırı havaya yükselten ve böylece yer seviyesinde olsaydı da aynı miktarda enerjiyi -daha düşük maliyetle- elde edebilecek ahşap sütunları beslemeye harcanmaktadır. Fakat hiçbir ağaç yoktur ki yükseklik rekabetini görmezden gelebilsin. Ama bir şekilde, eğer ağaçlar uzunluklarını sınırlandıran bir anlaşmaya varabilselerdi, her bir ağaç enerji tasarrufu sağlayabilir ve orman bir bütün olarak daha verimli bir hale gelirdi.”

Piyasa hayranları doğadaki rekabetlerden ne öğrenebilir? Bireysel menfaatleri peşinde koşan aktörler sistemi, lokal teşvik mekanizmalarına miyop bir bakış açısıyla cevap vererek verimsiz rekabetler geliştirebilir. Rekabet bir kere ortaya çıktıktan sonra, mücadeleden çekilmek tam anlamıyla bir intihardır. Serbest fakat akılsız rekabetin uygulanmasında, piyasaların ağaçları ve doğanın büyük bir kısmını taklit etmesine izin verirsek, birlikte daha iyi getiriler elde edilmesi için mantık ve öngörünün kullanılmasını, yani insan olmanın özünü kaçırırız.

ABD sağlık sektöründe, 62 milyar dolar değerinde bir “anlamsız rekabet” anıtı bulunuyor. İlaç şirketleri gelirlerinin %24’ünü reklam harcamalarına ayırırken, Ar-Ge çalışmalarına gelirlerinin yalnızca %13’ünü ayırıyor. Reçetelerin yazılmasında ticari kaygılar değil, objektif tıbbi kriterler ve kamusal veriler göz önünde bulundurulmalıdır. Ürün ve hizmet pazarlamacıları ordusuna çok fazla para harcanması da benzer şekilde bir çeşit ağaç gövdesi mantığıdır; hiçbir şirket oyunu oynamama riskini göze alamaz. Oysa üzerinde anlaşmaya varılan sınırları uygulamak için yetkilendirilmiş tarafsız bir organ, oyunun değişmesini ve pazarlamanın silahsızlandırılmasını sağlayabilirdi. Pazarlamacıların sağladığı bütün bilgiler, bugünkü doktor başına 74.000 dolarlık maliyetin ufacık bir kısmı karşılığında internet ortamına yüklenebilir ve tıbbi olmayan çarpıklıklar azaltılabilirdi.

Robert Frank tarafından ortaya konulan “Darwin’in Takozu” kavramı, bireysel teşvik mekanizmaları ile toplumsal hedeflerin birbirinden ayrıldığı durumları açıklamaktadır (bazı durumlarda toplu yok oluş riski bile ortaya çıkabilmektedir). Darwin’in Takozu lokal olarak rasyonel olduğu düşünülen kararların bir araya toplandığında tam tersi bir resim çizdiği bütün problemler için geçerlidir (bknz. piyasalardaki bileşim safsatası (market fallacy of composition)). Bunlar ortak malların trajedisi, tutuklu ikilemi ve Nash dengesi gibi problemleri de içermektedir. Miyop bireysel fayda maksimizasyonu mantığının kullanıldığı bütün bu problemler kötü sonla bitmektedir. Diğer taraftan eş güdümlü eylem problemleri şeklinde ele alınıp gözlem ve yaptırım da uygulanırsa getiriler herkesin menfaatine olacak şekilde yönlendirilebilir. Ne var ki serbest piyasa, aktörler arasında böylesine karmaşık, eş anlı ve eş güdümlü bir değişime uygun değildir.

Rekabetin faydası rekabet koşullarında ortaya çıkan kısıtlardan doğmaktadır. Zekice oluşturulmuş kısıtlar ve bu kısıtlara verilen yaratıcı karşılıklar, akılsız “doğal” rekabetin sonucunda ortaya çıkandan daha yüksek getiriler sunabilir. İnsan, yapısı gereği kendi kendine bir düzen içine giren değil, diğerlerince düzen altına alınan bir canlıdır. Sonuçta 10.000 nesildir ekip sağkalımını (team survival) uyum ve düzen içinde sağladık. Şimdiyse seçeneklerimiz şunlar; ya piyasaların gücünün ağaçlar kadar aptal olmasına izin vereceğiz ya da daha iyi getiriler elde edebilmek için birbirleriyle rekabetlerinde yol göstereceğiz.


Yazan: Jag Bhalla

Düzenleyen: Şule Ölez

Kaynak: Bu yazı BigThink sitesinden çevrilmiştir.

Görsel: Julia Suits (The New Yorker Karikatüristi & The Extraordinary Catalog of Peculiar Inventions'ın yazarı)

Karınca Taklit Eden Zıplayan Örümcek

Galileo Galilei Neden Yargılandı?

Katkı Sağlayanlar

Çağrı Mert Bakırcı

Çağrı Mert Bakırcı

Editör

Evrim Ağacı'nın kurucusu ve idari sorumlusudur. Popüler bilim yazarı ve anlatıcısıdır. Doktorasını Texas Tech Üniversitesi'nden almıştır. Araştırma konuları evrimsel robotik, yapay zeka ve teorik/matematiksel evrimdir.

Konuyla Alakalı İçerikler
  • Anasayfa
  • Gece Modu

Göster

Şifremi unuttum Üyelik Aktivasyonu

Göster

Göster

Şifrenizi mi unuttunuz? Lütfen e-posta adresinizi giriniz. E-posta adresinize şifrenizi sıfırlamak için bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Eğer aktivasyon kodunu almadıysanız lütfen e-posta adresinizi giriniz. Üyeliğinizi aktive etmek için e-posta adresinize bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Close
Geri Bildirim