Psişik Edgar Cayce'e Dair

Bu yazının içerik özgünlüğü henüz kategorize edilmemiştir. Eğer merak ediyorsanız ve/veya belirtilmesini istiyorsanız, gözden geçirmemiz ve içerik özgünlüğünü belirlememiz için [email protected] üzerinden bize ulaşabilirsiniz.

Cayce, "iğrenç şuruplar yapmaları için hastalarının en belirsiz kökleri ve kabukları pişirmelerinden hoşlanıyordu. Belki de bu terapi kurbanın midesini o kadar bulandırıyordu ki asıl hastalığın kendisi unutuluyordu." (James Randi).

1877 senesinden 1945 senesine kadar yaşamış olan Edgar Cayce (okunuşu Keysi) Amerika'nın en önde gelen psişiği olarak biliniyordu. Takipçileri Cayce'in ''psişik bilgileri'' elde edebilmesi için tanrı ya da akaşi kayıtları gibi bir tür yüksek bilince erişebildiğini iddia ettiler. Bu "bilgiyi" Kaliforniya'nın okyanusa kayacağını ve New York şehrin bir tür felakette yok olacağını tahmin edebilmek için kullandı. 1958 yılında ABD'nin Atlantis üzerinde kullanılan bir tür ölüm ışını keşfedeceğini tahmin etti. Cayce, Atlantis hakkında ve özellikle Atlantislilerin büyük bir kristale sahip olmaları konusundaki bazı saçma fikirlerden sorumlu olan ana kişilerden birisiydi. Cayce bu büyük kristale Tuaoi Taşı adını verdi ve odak "enerjisini" toplayan ve Atlantislilerin bir sürü fantastik şeyler yapabilmesini sağlayan büyük bir silindirik prizma olduğunu belirtti. Ancak onlar bencil ve aptal olmaya başladı ve kristali çok yüksek bir frekansa çıkararak volkanik faaliyetlerini tetiklediler, bu da eski dünyanın yok olmasına sebep oldu. Büyük Buhranı (1933 senesinin iyi bir sene olacağını) ve Linderbergh Kaçırılmasını (çoğu yanlış ve bütünüyle kullanışsızdı) ve bir de Çin'in 1968 senesinde Hristiyanlık dinini benimseyeceği konularına ilişkin tahminler yürütmüştü. Aynı zamanda auraları görebildiğini ve okuyabildiğini iddia etti ancak bu güç hiçbir zaman kontrollü koşullarda test edilmedi. Yine de, Edgar Cayce geçmiş hayatları okuyan bir psişik ile bir psişik tıp teşhisçi olmakla tanınmaktadır.

Cayce "uyuyan peygamber" olarak bilinmekteydi çünkü okumalarını yapınca gözlerini kapayıp bir tür transa girerdi (Stearn 1990). Öldüğünde geriye binlerce geçmiş hayat ve tıbbi okumaları hakkındaki açıklamalarını bıraktı. Bir stenografçı seansları sırasında not tuttu ve yaklaşık olarak 30,000 tane transkripti Araştırma ve Aydınlatma Derneği tarafından koruma altındadır (bu okumalar hakkında bir DVD bulunmaktadır). Ancak Cayce genelde bir asistanla çalışırdı (hipnotist ve mail-order osteopat olan Al Layne; tıp doktoru John Blackburn; homeopat Wesley Ketchum). Dale Beyerstein'a göre "bu dokümanlar kendi başlarına değersizdir" çünkü Cayce'in asistanlarından, hastaların gönderdikleri mektuplardan ya da basit gözlemlerden kendisine sunulan bilgilerden psişik güçleri nasıl ayırt ettiğini göstermiyorlar.

Kısacası, Cayce'in psişik doktorluğunu gösterebilecek olan kanıtın kendisi psişik güçlerini test edebilmek için işe yaramazdır. Yine de, Cayce'in bir psişik olduğu konusundaki inancın temelini "şifalarının" sözde doğruluğu ile yaygınlığı oluşturmaktadır. Fakat doğruluğuna gösterilen destek genel olarak anekdotlardan ve referanslardan kaynaklanmaktadır. Şifada etkili olduğu durumlarda da tartışılmaksızın Cayce'in plasebo efektinden ziyade psişik güçlere dayandığını göstermenin bir yolu yoktur. Ancak birçok insan Cayce'in sayesinde sağlığa kavuştuklarını belirttiklerinden bu bile inananlar için yeterli bir kanıt olduğu doğrudur. İşe yarıyor! Binlerce insan da iyileştiklerini düşünmedikleri ya da yanlış bir tanıyı mantıklı bulamadıkları halde bile bu gerçek bir inananı sarsmayacaktır. Gardner, Duke Üniversitesi'ndeki ESP deneylerinden dolayı ünlenen Dr. J.B. Rhine'ın Cayce tarafından etkilenmediğini belirtmiştir. Rhine kızı için yapılan psişik okumanın gerçeklerle uyuşmadığını hissetmiştir. Cayce'in savunucuları Cayce'den şüphe duyan herhangi bir hastanın tanısının düzgün olmayacağını iddia etmişlerdir. Yine de, ne kadar kibar ya da dürüst olursa olsun hangi mantık sahibi bir insan bu adamdan şüphe etmez ki?

Cayce'in savunucuları kahramanların başarısızlıklarını örtbas edebilmek için klasik olarak ad hoc hipotez safsatasına başvururlar. Örneğin, Cayce ve ünlü dowser (çubukla yeraltı maden arayan kimse) olan Henry Gross ile birlikte sahil boyunca gömülü hazine aramaya çıktılar ve hiçbir şey bulamadılar. Savunucuları onların psişik güçlerin düzgün olduğunu belirttiler çünkü bir zamanlar onların aradıkları yerde gömülü bir hazinenin bulunup önceden çıkartıldığını ya da gelecekte oraya bir hazinenin yerleştirileceğini söylediler (biz de neden bu psişik güçleriyle bunu fark edemediklerini merak ediyoruz).

Cayce'i ilgilendiren bir sürü mit ve efsane bulunmaktadır, mesela: bir melek ona 13 yaşındayken göründü ve en büyük isteğin ne olduğunu sordu (iddiaya göre Cayce meleğe insanlara yardım etmek istediğini söyledi); bir kitabı uyurken yastığın altına koyarak içindekilerini özümseyebilmesi; clairvoyance (sağgörür) kullanarak heceleme sınavlarını geçebilmesi; okur-yazar olmadığı ve eğitim görmediği bilgisi. The New York Times gazetesi bu okur-yazar olmadığı mitin büyük oranda sorumludur ("Okur-yazar Olmayan Adam Hipnotize Olurken Doktor Oluyor", Pazar magazin bölümü, tarih 9 Ekim 1910). Mitlerin çoğu Cayce tarafından engelleyici bir hastalıktan kurtardığına inanan Thomas Sugrue tarafından kontrol edilmeden paylaşıldı. 1945 yılında ''Story Of Edgar Cayce: There Is A River'' (Edgar Cayce'in Hikayesi: Bir Nehir Var) adlı kitabında Sugrue, Cayce'in oğlunu (körlükten) ve karısını (veremden) onlara bakan tıp doktorların değil ama Cayce'in iyileştirdiğini iddia etmişti. Cayce gibi insanların psişik güçlere sahip olduklarına inanılmasından en genel sebeplerden birisi de onların bu tarz şeyleri normal bir şekilde bilmelerine imkan olmadığıdır. Bunlar kendisine ya bir tanrı ya da ruhlar tarafından söylenmiştir ya da uzay ve zamanda astral seyahat ile gidip gelmiştir vs. Yine de, Cayce'in "psişik bilgisi" bir şeyleri bilmenin normal yolları tarafından kolayca açıklanabilir.

Cayce ilköğretimin ötesinde resmi bir eğitim almadığı halde istekli bir okuyucuydu, kitap evlerinde çalıştı ve okült ile osteopatik hakkında yazılı eserlerden hoşlanırdı (Osteopati onun zamanında ilkeli ve Naturopati ile halk ilacına benzerdi). Çeşitli tıbbi geçmişlere sahip insanlarla iletişim halindeydi ve yardımlar alıyordu. Buna rağmen, okudukların birçoğu sadece zamanında yaşayan osteopatlar için anlamlıdır. Martin Gardner, Cayce'nin kendi karısına yaptığı okumaya değinir. Kadın verem yüzünden ızdırap çekiyordu:

"...başından itibaren acı ikinci, beşinci ve altıncı dorsallerden ve birinci ile ikinci lumbardan vücut boyuncadır...burada düğümlenir, yüzeysel yaralar ya da yanal yaralar, diyafram ile akciğerin alt kısımlarını besleyen kas ve sinir fiberlerinde...solar pleksusun sempatik sinir ile bağlantılı olarak, midenin sonundaki solar pleksus ile bağlantılı gelir..." (Gardner 1957: 217)

Cayce'nin akciğerden bahsetmesi doğru bir teşhis olduğu için takipçileri tarafından bir kanıt olarak görülüyordu; bu bir tür psişik başarı olarak sayılıyordu. Peki ya yanlış teşhisler: dorsaller, lumbar, yüzeysel yaralar, solar pleksus ve mide? Neden bunlar teşhis hataları olarak sayılmıyorlar? Ve neden Cayce verem, epilepsi ve kanseri olan insanlara osteopatik tedaviyi önermiştir? Osteopatiye ek olarak, Cayce homeopati ve naturopati hakkında da bilgi sahibiydi. Dale Beyerstein'a göre, Cayce kansere bir tedavi olarak laetril'i öneren ilk kişidir (Laetrile amygdaline kimyasal açıdan bağlantılıdır ve kayısı ile diğer meyvelerin çukurlarına doğal olarak bulunan bir maddedir ve kanserde etkili olmadığı bilinmektedir). Beyerstein şunları yazdı:

"Stearn (1967) Cayce'in kanser hakkındaki genelgeleri özetliyor. Cayce'in tavşanların kanından yapılmış bir serumu "glandüler", göğüs ve tiroid kanseri olan hastalarına reçete olarak yazmıştır ve 1926 senesinde New Yorklu bir hastaya göğsündeki kanserin olduğu bölgenin üzerine kürkü dışta olan, kanı hala ılık ve çiğ tarafı dışta bulunacak şekilde derisi yeni soyulmuş bir tavşanın konulmasına dair reçete yazmıştır. Onun sevdiği tedavilerden birisi de bamboo fiberlerin alınıp içlerinden elektriğin geçirilmesiyle elde edilen "canlandırılmış kül" ile ''akan yaşamsal efektlerin'' doğru titreşimlerin oluşturulmasıdır.''

Cayce aynı zamanda "duman yağını" (çam katranından yapılmış kreozot) bacak ağrıları için; "şeftali-ağaç-lapayı" kasılmalar için; "tahtakurusu meyve suyunu" ödem için; "kömürleşmiş fıçıdan elma kanyağının dumanları" verem için; ve fıstık ezmesi yağı sürmesi de artriti önlemek için tavsiye etmiştir (Gardner 1957). Gardner, Cayce'in kanseri önlemek için bademi tavsiye ettiğini belirtir, ancak laetrile'in herhangi bir şeyin önleyicisi ya da tedavi edicisi olduğundan bahsetmemektedir.


Kaynak: Bu yazı Skeptic's Dictionary sitesinden çevrilmiştir.

Güveadam (Mothman)

Penis Hakkında Muhtemelen Bilmediğiniz 17 Gerçek!

Yazar

Katkı Sağlayanlar

Çağrı Mert Bakırcı

Çağrı Mert Bakırcı

Editör

Evrim Ağacı'nın kurucusu ve idari sorumlusudur. Popüler bilim yazarı ve anlatıcısıdır. Doktorasını Texas Tech Üniversitesi'nden almıştır. Araştırma konuları evrimsel robotik, yapay zeka ve teorik/matematiksel evrimdir.

Konuyla Alakalı İçerikler
  • Anasayfa
  • Gece Modu

Göster

Şifremi unuttum Üyelik Aktivasyonu

Göster

Göster

Şifrenizi mi unuttunuz? Lütfen e-posta adresinizi giriniz. E-posta adresinize şifrenizi sıfırlamak için bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Eğer aktivasyon kodunu almadıysanız lütfen e-posta adresinizi giriniz. Üyeliğinizi aktive etmek için e-posta adresinize bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Close
Geri Bildirim