Bin Tanrılı Bir Halk: Hititler

Yazdır
  • Bu yazıyı 4 dakika 13 saniyede okuyabilirsiniz.
Bin Tanrılı Bir Halk: Hititler

Sosyal bilimler açısından ulus olmanın göstergesi (bizde, sosyal bilim kalıp kalmadığı konusunda ciddi şüphelerim olsa da), dildir. Dile göre Hitit, Hint-Avrupalı bir halktır. Hint-Avrupa dil ailesi, Hint Okyanusu kıyılarından Atlantik kıyılarına kadar geniş bir coğrafya içinde konuşulur. Bu dil ailesi Türkçe, Macarca veya Fince dışındaki tüm dilleri kapsar. Hititçe ise, bu dil ailesinin, şimdilik bilinen en eski üyesidir. Günümüzde kitlelerce kullanılmaz, bundan dolayı ölü dil olarak kabul edilir.

Hitit'lerin, Anadolu'ya, MÖ. 2. binyıl başlarında göç ettikleri genel olarak kabul edilir. Hitit'lerin yakın akrabası ise, Luvi'lerdir. Acaba, her ikisi birlikte Çanakkale Boğazı ve İstanbul Boğazı üzerinden batıdan mı geldiler? Belki de, Kafkasya üzerinden kavis çizerek İran, Kuzey Suriye ve orada çivi yazısını alarak Güneydoğu Anadolu üzerinden geldiler. Bu konular şimdilik tartışmalı; ama, yapılacak daha kapsamlı araştırmalar ile, ileriki yıllarda bir kültür bölgesine oturtulacaklardır. Peki, neden göç ettiler? Bu konu üzerine, ileri sürülen birkaç hipotez var: İklim değişiklikleri, doğal afetler ve kabileler arası çekişmeler bunlardan birkaçıdır. 

Hitit'ler Anadolu'ya göç ettiği esnada, Anadolu'da Assur Ticaret Koloni merkezleri yer almakta idi. Unutmayın, bu dönemden biraz öncesine kadar Anadolu'da linguistik verileri saptamak olanak dışıdır; çünkü, Anadolu Assurlu tüccarların öncesine kadar yazısız zamanlarını, yani, tarih öncesini yaşamakta idi. İşte, bundan dolayı Hint-Avrupalı'ların Anadolu'daki varlıkları, arkeolojinin verileri ile anlaşılır olabilir.

Bu konular hakkında, uzun uzadıya konuşmak güzel; fakat, birkaç başlık altında inceleyeceğimiz Hitit Medeniyeti'ni, şimdilik sanatı ile ele alacağız.

Hitit Sanatı

Mısır'ın ve Babil'in karşısında dikilen süper bir üçüncü güç, Hititler!

Assur Ticaret Kolonileri Çağı'nda yerli olan Anadolu kültürü, Kuzey Suriye ve Mezopotamya arasında süregelen ticaret ilişkileri ile kendine has bir üslup oluşturmuştur. Bu, Anadolu Üslubu'dur ve daha sonra, Hitit Üslubu'nun başlangıcını oluşturacaktır.

Kültepe-Kaniş'te ortaya çıkarılan anıtsal saray ve tapınak mimarisi, evrimleşecektir. Bu evrimleşme, İmparatorluk Dönemi'nde, planı ve tekniği ile kendi özgünlüğünü sergileyecektir. Ortadaki avluyu, bir veya iki revaklı olan mekanlar çevreler. Sarkışla-Kuşaklı tapınağı, buna, iyi bir örnektir.

Yapılar, kendi özgünlüğünde farklı teknikler ile can bulur. Anadolu, Assur Ticaret Kolonileri aracılığında tanıştığı toprak altı tünel sistemlerini, Hitit ile bir başka evrimleştirmiştir. Bindirme tekniğinde yapılan ve yan duvarları tek kilit taşı ile tutturulan Boğazköy-Yerkapı, bu konudaki en güzel örnektir. Sur duvarları sandık sistemi ile örülerek, kayalık zemine yontulan alanlara yükseltilmiştir. Anıtsal yapılar, kuru duvar sisteminde mevcutturlar. Bir diğer önemli ayrıntı, pencerelerdir. Ege veya Önasya uygulamalarının aksine, Hitit'te pencere vardır.

Boğazköy Yerkapı

Hitit için su kutsaldır. Anadolu, yapay havuzlar ve göletler ile Hitit Çağı'nda tanışır. Eflatunpınar Kutsal Havuzu, gür akan pınarın kaynağında, ihtişamı ile o günlere alır götürür. Anıta oyulmuş tanrı, tanrıça, aslan başlı insan, kuş ve boğa kabartmalarını bir de gün doğumunda izlemek istersiniz.

Eflatunpınar Kutsal Havuzu

İnandık, Bitik, Hüseyindede kült vazoları, ritonlar ve mühürler Eski Hitit Dönemi'nin imzasını taşırlar. Yine küçük heykeller, kült kapları, silahlar günümüze ulaşan eserler arasındadır.

Hattuşa'daki Yukarı Şehrin üç kapısı; Kral Kapısı, Sfenksli Kapı, Aslanlı kapı mitolojik tasvirler ile göz dağı verir. Aslanlı Kapı'nın aslanları, geriye yatık kulakları ve alt çeneye yapışık dilleri ile herkese meydan okurlar.

Aslanlı Kapı

Yazılıkaya Açık Hava Tapınağı, bin tanrılı halk olan Hitit'in özeti gibidir. Bu tapınağa, yeni yıl bayramı onuruna, en önde gelen tanrılar ve tanrıçalar işlenmiştir. Friz halinde işlenen figürler, kimlikleri ile betimlenmiştir. Bunların başlıcaları şunlardır: Baş Tanrı Teşup, Baş Tanrıça Hepat ve oğulları Şarumma kutsal saydıkları hayvanları ile, Kanatlı İştar yarı dişi yarı erkek kıyafeti ile, Güneş ve Ay Tanrı'ları alametleri ile, Dağ Tanrı'ları ise, belden aşağı olan kıyafetleri ile vardır.

Yazılıkaya Açık Hava Tapınağı

Tanrı'ları ve Tanrıça'ları, küçük heykelcik olarak görmek de mümkündür. Bunlardan bazısı boyuna asılmak için sırttan halkalı, diğerleri ise ayakta durur pozisyondadır. 

Hitit'ler, Suriye'ye inen yollar üzerindeki akarsu yakınlarındaki kaya yüzeylerine de kabartmalar işlemiştir. Bunların içinde, şimdilik, en erken tarihli olanı Ceyhan Nehri civarındaki Sirkeli Kaya Anıtı'dır. Anıtta biri bozulmuş, diğeri anlaşılır iki kral betimlenmiştir. Baş hizasında korunan hiyeroglif, bu kralların 2. Ramses ile Kadeş Savaşı'nı yapan 2. Muvattali olduğunu belirtir.

Sirkeli Kaya Anıtı

İnsan şeklinde tasvir ettikleri tanrıların ve tanrıçaların giyisileri oldukça önemlidir; çünkü, bunlar üzerinden gidilerek Hitit Üslubu'nun birtakım kurallarını deşifre edilebilir. Kadın Tanrıça'lar ve Kraliçe çoğu zaman disk başlık, uzun etek, uzun kollu giyisi ve ucu yukarı doğru sivrilen ayakkabılar giyer. Tanrılar ve Kral ise sivri külah biçimli boynuzlarla bezeli başlıklar, içe giyilen ama diz kapaklarını örtmeyen kısa etek, bazen şal veya manto ve sivri uçlu ayakkabılar giyerler. Bazı erkek figürler zamanın modasına uyumlu olarak omzunda yay, elinde mızrak ve belinde yarımay biçimli hançeri ile betimlenmiştir. Her iki cinsin de saçları uzundur, saçlar çoğu zaman enseden sırta doğru tek örgü biçiminde inerler. Dolgun bir yüzde, iri bir burun ve etli bir çene yer alır.

Görüldüğü üzere Hitit Sanatı, genellikle dini temalıdır. Kabartmalarda yer alan erkek figürlerin başı ve belden aşağısı profilden, gövdenin üst kısmı cepheden verilir. Tanrıça'lar ise, tümüyle profilden yapılır. Dirsekten kıvrılarak uzatılan kol ucundaki yumruk saygıdır, duadır.

Kısaca; Anadolu dışında bir benzeri olmayan bu sanat, çok iyi anlaşılmak ve anlatılmak zorundadır.

Kaynaklar ve İleri Okuma:

  1. Akurgal, E., 2005; ''Anadolu Kültür Tarihi'' Tübitak, Ankara.
  2. Emre, K., 2004; Arkeo Atlas, Sayı:3, Doğan Burda Rizzoli Dergi Yayıncılık ve Pazarlama A.Ş., İstanbul.
  3. Ünal, A., 2002; ''Hititler Devrinde Anadolu'' Arkeoloji ve Sanat Yayınları, İstanbul.
0 Yorum
Geri Bildirim

Göster

Göster

Şifrenizi mi unuttunuz? Lütfen e-posta adresinizi giriniz. E-posta adresinize şifrenizi sıfırlamak için bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Eğer aktivasyon kodunu almadıysanız lütfen e-posta adresinizi giriniz. Üyeliğinizi aktive etmek için e-posta adresinize bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Close