Okyanusun Gizemli ve Şeffaf Canlısı: Phronima

Bu yazının içerik özgünlüğü henüz kategorize edilmemiştir. Eğer merak ediyorsanız ve/veya belirtilmesini istiyorsanız, gözden geçirmemiz ve içerik özgünlüğünü belirlememiz için [email protected] üzerinden bize ulaşabilirsiniz.

Okyanusun ortasında birkaç metre derinde yüzerken bir anda karşınıza hayalet benzeri, Antik Yunan miğferlerinden farksız bir başa sahip, devasa gözlü, uzun pençeli ve avını paramparça edip bir lokmada yutmaya hazır sarkık ağızlı bir canlı ile karşılaştığınızı düşünün. Uygun boyutlara sahip olması durumunda bu canlının sizi ortadan kaldırıp geriye sadece saçlarınızı, tırnaklarınızı ve içi boş derinizi bırakması saniyeler almazdı. Neyse ki yaşadığımız yerküre bilim-kurgu filmlerinde betimlenen uzaylıların gezegeni değil, gayet aşikar olduğumuz Dünya’dayız ve bu canlı da sayılan özelliklerin tamamına sahip olsa bile sadece 2-2.5 santimlik boyuyla bizlere korku saçmaktan bir hayli uzak. Küçük deniz canlıları ise bizim kadar şanslı değil ve bu canlıların avı olmamak için çok dikkatli davranmaları gerek. Küçük yırtıcılarla tanışın, Dünyaca ünlü korku filmi Alien'daki karakterin de esin kaynağı olduğu iddia edilen Phronima ile karşı karşıyasınız.

Phronima, Phronimidae ailesine mensup bir derin deniz kabuklusu. Bu küçük garip şekilli canlılar kutup bölgesi dışındaki Dünya'nın bütün okyanuslarında ve tuzlu sularda yaşamlarını yarı görünmez ve insan gözlerinden uzakta, kısmen güven içinde sürdürmekte. Bilindiği kadarıyla 10 türü bulunuyor; ancak onları elde etmenin ve keşfetmenin oldukça zor olduğunu belirtmekte fayda var. Sulardaki küçük canlıların hepsinde olduğu gibi Phronima'nın da onlarca farklı türü olabilir. Birçok derin deniz canlısı gibi Phronima da trasparandır. Çünkü ışığın olmadığı bir yerde, renkli bir vücuda sahip olmanın herhangi bir avantajı da bulunmuyor. Dolayısıyla evrimsel süreçte derin denizlerde neredeyse hiçbir zaman renkli canlılara rastlamıyoruz. Ayrıca bu canlının iç organlarının az olması ve bu organlarının bile beyazımsı-saydam olması sadece dış vücudu saydam olan diğer kabuklulara karşı da bir avantaj sağlamasına neden oluyor.

Phronima cinsinden olan canlılarda yuvayı bulmaktan yavru bakımına kadar tüm görevler dişilere kalmış görünüyor. Aslına bakacak olursanız, erkek Phronima bireylerinin sperm verme dışında pek de bir işlevi olduğu söylenemez. Dişi Phronima bireyleri bir çeşit tuzlu su canlısı olan salpalara saldırıyor, jelatinimsi kabuklarını çıkarıyor ve canlıyı uzun, segmentli bacaklarıyla bir çırpıda yiyip bitiriyorlar! Daha sonra canlıdan geriye kalan vücut boşluğuna giriyor. Ancak bazı diğer kabuklularda gördüğümüz bir davranışın aksine, var olan kabuğu doğrudan yuva olarak kullanmak yerine jelimsi kabuklara kendi ihtiyaçları olan şekli vererek içine giriyorlar ve kendileri ve yavruları büyüdükçe bu fıçı benzeri yapıya eklemeler yaparak kendilerine uygun hale getiriyorlar. Yani diğer canlılardan çaldıkları evlerini olduğu gibi bırakmıyorlar, geliştiriyorlar. Daha sonra yumurtalarını buraya yayarak, kendisi de onlara göz kulak olmak amacıyla kabuğun içinde bekliyorlar. Tüm yavruları gelişene kadar anne Phronima besin bulmak haricinde yuvadan hiç çıkmıyor ve tüm bu süre boyunca yavrularını beslemek için denizanalarını, salpaları, sitenoforları parçalayarak yuvaya getiriyor. Gelişen her yavru, anne tarafından birer birer savunmasız sulara bırakılıyor ve en sonunda anne phronima da yuvayı terk ediyor.

Ama asıl akıllara durgunluk veren özellikleri, Alien (Yaratık) filminin korkunç yaratıkları Xenomorph’larla olan inanılmaz benzerlikleri. Phronima, renklerini kaybedip küçük boyutlara indirgenmiş Xenomorph’lar (Dünya dışı canlılar) olarak düşünebiliriz. Ve en az onlar kadar yavrularını koruma uğruna karşısına çıkan her şeyi parçalamaya ve yolundan kaldırmaya hazırlar. Şanslıyız ki filmlerdeki canlılara kıyasla boyları arasında muazzam bir fark var. Birkaç santim değil de Xenomorph boylarında olsalardı insanoğlu ve belki de günümüz doğasında yaşayan tüm canlıların korkulu rüyaları olacağı su götürmez bir gerçek. Neyse ki doğa buna izin vermedi ve insanoğluyla birlikte pek çok deniz canlısı da rahat bir nefes alıyor.


Kaynaklar ve İleri Okuma:

  1. Plankton Chronicles
  2. Arthropoda
  3. Wikipedia

Zamanı Bükebilmek...

Bizi İnsan Yapan Yemek Pişirmek Olabilir Mi?

Yazar

Müge Sak

Müge Sak

Yazar

Katkı Sağlayanlar

Çağrı Mert Bakırcı

Çağrı Mert Bakırcı

Editör

Evrim Ağacı'nın kurucusu ve idari sorumlusudur. Popüler bilim yazarı ve anlatıcısıdır. Doktorasını Texas Tech Üniversitesi'nden almıştır. Araştırma konuları evrimsel robotik, yapay zeka ve teorik/matematiksel evrimdir.

Konuyla Alakalı İçerikler
  • Anasayfa
  • Gece Modu

Göster

Şifremi unuttum Üyelik Aktivasyonu

Göster

Göster

Şifrenizi mi unuttunuz? Lütfen e-posta adresinizi giriniz. E-posta adresinize şifrenizi sıfırlamak için bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Eğer aktivasyon kodunu almadıysanız lütfen e-posta adresinizi giriniz. Üyeliğinizi aktive etmek için e-posta adresinize bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Close
Geri Bildirim