Bu yazı, PBS isimli kaynaktan birebir çevrilmiştir. Çevirmen tarafından, metin içerisinde (varsa) açıkça belirtilen kısımlar haricinde, herhangi bir ekleme, çıkarma veya değişiklik yapılmamıştır. Bu içerik, diğer tüm içeriklerimiz gibi, İçerik Kullanım İzinleri'ne tabidir.

DNA analizlerinin televizyonlarda dedektifi katile götürdüğünü görmüşsünüzdür; fakat bazı durumlarda, bu durumda açık denizde, bilim insanlarını hibrit yunuslara götürüyor.

Atlantik dönücü yunusları (Stenella clymene) tam bir biyolojik bulmaca. Amerikan Memeliler Birliğince 1981’de kendilerine özgün bir tür olarak ilan edilmişler; ancak şeritli yunusa (S. coeruleoalba) olan benzerliklerine rağmen başlarda dönücü yunusun (S. longirostris) bir alt türü olarak düşünülmüşlerdi. DNA analizleri bu bulmacayı çözdü ve Atlantik dönücü yunusunun başlı başına bir tür olduğunu ortaya çıkardı.

Lisbon Üniversitesinden Ana Amaral, bu benzer üç türün toplam 72 bireyinden mitokondiryel ve hücresel DNA örneği aldı. Mitokondriyel DNA organizmaya annesi aracılığıyla geçerken, hücresel DNA iki ebeveynden de gelir. Burada ikisine de bakmak önemli bir noktaydı. Amaral hücresel DNA’nın dönücü yunusla, mitokondriyel DNA’nın da şeritli yunusla benzeştiğini gördü.

Bu durum Atlantik dönücü yunusunun; şeritli ve dönücü yunusların çiftleşmesiyle oluşan bir doğal hibrit olduğunu gösteriyor; bunun vahşi hayvanlarda nadir fakat mümkün olan bir durum olduğu biliniyor. Hibritlerin deniz memelilerinde daha da ender görüldüğü ve bu çalışmadan önce böyle bir örneğinin görülmediği belirtiliyor. Daha da alışılmadık olan ise sadece hayatta kalabilen döl üretmeleri değil yeni bir türün ortaya çıkmasıdır. National Geographic’e yazan Charles Q.Choi, Kanada Victoria Üniversitesinden evrimsel ekolog Pamela Willis’in açıklamalarına dayanarak şöyle diyor:

“Hibritlerin ebeveynleri kadar ortama adapte olmuş olmaları, kendi ekolojik alanlarını yaratmaları gerek. Daha sonra bir şekilde ebeveynlerinin türünden biriyle değil sadece kendi türlerinden biriyle çiftleşmiş olmaları gerek. Ancak bu sayede kendi, bağımsız evrimsel yollarını çizip yeni bir tür oluşturabilirler. Bu her iki koşulun da yerine getirilmesi güçtür.

Bu durum evrimsel süreçte, özellikle denizel memeliler gibi gelişmiş hayvanlarda, çok ender görülen bir durumdur. Şansımıza Atlantik dönücü yunusu gibi bir tür var ve bu duruma şahit olabiliyoruz.

Kaynaklar ve İleri Okuma
  • Çeviri Kaynağı: PBS

Evrim Ağacı'na her ay sadece 1 kahve ısmarlayarak destek olmak ister misiniz?

Şu iki siteden birini kullanarak şimdi destek olabilirsiniz:

kreosus.com/evrimagaci | patreon.com/evrimagaci

Öğrenmeye Devam Edin!
Evrim Ağacı %100 okur destekli bir bilim platformudur. Maddi destekte bulunarak Türkiye'de modern bilimin gelişmesine güç katmak ister misiniz?
Destek Ol
Gizle

Göster

Şifremi unuttum Üyelik Aktivasyonu

Göster

Göster

Şifrenizi mi unuttunuz? Lütfen e-posta adresinizi giriniz. E-posta adresinize şifrenizi sıfırlamak için bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Eğer aktivasyon kodunu almadıysanız lütfen e-posta adresinizi giriniz. Üyeliğinizi aktive etmek için e-posta adresinize bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Close
Geri Bildirim Gönder