Her yeni hükümetle biraz daha dünyanın alay konusu oluyoruz; Atatürk'ün bize bahşettiği dünyayı hayran bırakan Türk imajının yerine tekrar Osmanlı'nın hasta adam imajı geliyor. Bunun tek nedeni cehalettir.
Bugün dünyada yaşayan en müreffeh en refah toplumlar bilimde en ileri gitmiş toplumlardır.
Bilimsel düşünmeye itibar etmek neden tarih boyunca hep bu kadar zor olmuş, neden bunu sınırlı sayıda bir millet yapabilmiş sizce?
Herhangi bir fikre bağnazca bağlanmayacak kadar serbest ve eleştirel düşünebilen, düşünmeyi seven ve kendi kendine bilgi edinebilen insanlara aydın denir. Dikkat edersen burada diplomadan hiç söz etmedim.
Bilim ancak bilimcinin kişisel merakını tatmin için yapılırsa sürekli büyük sonuçlar doğurabilir.
İşte sevgili okurlarım, bilim insanıyla, uygar insanla, yobaz burada ayrılır: Bilim insanı gerçekten bilmek ister ve bilimin tek kaynağının kendi aklı ve gözlemleri olduğunun farkındadır. Yobaz ise inanmak ister. Onun aklı ve gözleri gerçeğe kapalıdır. Onun derdi inanmaktır. Ama inanmak istediği şey ne kadar zırva olursa olsun fark etmez. Yobaz inanmaya programlıdır. Onun şüphesi, onun acabası yoktur. Hasan-Ali Yücel'in bir yazısında belirttiği gibi, o acaba olmadan demokrat olmak, hatta insan olmak mümkün değildir.
Türkiye'de ahlâk düşüklüğü ayyuka çıkmıştır. Ben birçok değişik toplum içinde bulundum, çalıştım, gezdim; ahlak seviyesi Türkiye'deki kadar düşük bir toplum görmedim. Ahlaksızlık özellikle Özal'la birlikte yukarı doğru ivme kazanmış, AKP döneminde âdeta dikine yükselişe geçmiştir. Bu toplumun hemen hiçbir değeri kalmamıştır: Tek değer, kişilerin ve/veya grupların hak etmedikleri şeylere uzanmak için olabilen her yolu denemesinin en makbul marifet sayılmasıdır. Türkiye rüşvet ve hırsızlıkta Avrupa birincisi, dünya dördüncüsüdür. Dünya ülkeleri arasında cahillik düzeyiyle en ön saflarda yer almakta, dünya üniversiteleri arasında adı anılabilecek ilk 500 arasında hiçbir üniversitesi bulunmamaktadır.