Melih Cevdet Anday'ın hayatla ilgili söylediği bir şeyi kendime şiar edindiğimi sanmama rağmen o kadar çabuk unutuyorum ki: Hayat bir sokak köpeğinin başıboş dolaşmasıdır.
Çehov hayatın anlamı nedir sorusuna, Havucun anlamı nedir? Bir havucun anlamı neyse hayatın da anlamı odur, diye yanıt verir. Terry Eagleton da Hayatın Anlamı başlıklı kitabında, anlamın nesnelerle değil, dille ilgili bir mesele olduğunu söyler. Sahip olduğumuz nesneler (araba, ev, bankadaki para) değil, ona verdiğiniz değerdir anlamı oluşturan. Bu değeri inşa eden de dildir. Hayat bir buluttan daha fazla bir anlam taşımaz, der Eagleton bu nedenle.
Aslında biz insanların ulaşmaya çalıştıkları gölgeler arasında da fark yoktur ama ben entelektüel hayvan, hayatı bensiz ve benim yönlendirmem olmadan düşünmeye tahammül edemiyorum, çünkü ölüm henüz benim katlanabileceğim bir şey değil.
Halbuki Melih Cevdet Anday'ın dediği gibi, aslında Hayatın bütün zorluğu çok basit olmasında.
Misyonerlerden biri ikna etmeye çalıştığı Naskapi erkeğini monogaminin gerekliliğine inandırmak için doğru gerekçeyi bulduğunu düşünür ve şöyle söyler: Eğer karın monogamik yaşamazsa, doğurduğu çocuğun senden mi yoksa başkasından mı olduğunu asla bilemezsin. Naskapi erkeği buna karşılık şöyle cevap verir: Siz Fransızlar yalnızca kendi çocuklarınızı seviyorsunuz, oysa biz bütün kabilenin çocuklarını seviyoruz.