Ey yurttaşım! Senin boynuna geçirilmek istenen esaret halkası ne bir gem, ne bir tasmadır. Boyunduruk altında olduğun hâlde, sen üşürken düşman ocakları için sana odunlar, sen açken düşman sofraları için sana buğdaylar taşıtacaklar. Gençleri kanda, tazeleri göz yaşında boğmak istiyorlar.
Çile çekmeyen varlığını duyamaz... Bundan sonra duy ve anla ki medeniyet denilen büyük gürültünün mânâsı makinedir ve makineyi Avrupa’nın elinden aldığın zaman, senin rûhun onunkinden daha asil, senin kalbin onunkinden daha temiz olduğunu meydana koyacaksın. Bunu göstermeye çalışmalısın. Rahat bırakırlarsa...
Vaktiyle Çin ve Hint’in medeniyetleriyle İran’ın feyzini birleştirdiğin gibi, bugün de Avrupa’nın irfanını Asya’ya ileteceksin. Ey kervan başı yürü!...