1870 yılında İstanbul’da doğan ve aslen Moralı bir müftünün torunu olan Ahmet Hikmet Müftüoğlu, Galatasaray Sultanisi'nden mezun olduktan sonra Hariciye Nezareti'ne girerek Pire, Kafkasya'daki Poti, Kırım'daki Kerç ve Budapeşte gibi çok farklı coğrafyalarda konsolosluk yapmış bir diplomattır. Görev yaptığı bu stratejik bölgeler, onun imparatorluğun çöküş sürecini yakından gözlemlemesini sağlamış ve özellikle Kırım ile Kafkasya'daki Türk ve Tatar topluluklarıyla olan doğrudan temasları, fikri dünyasında köklü bir değişime zemin hazırlamıştır. Gençliğinde Servet-i Fünun çevresinde yer alıp aynı zamanda Galatasaray ve Darülfünun'da edebiyat öğretmenliği yapmasına rağmen, 1908'deki İkinci Meşrutiyet'in rüzgarıyla Ziya Gökalp ve Yusuf Akçura gibi dönemin önde gelen aydınlarıyla bir araya gelerek Türkçülük hareketinin yapıtaşlarını döşemiştir. Türk Derneği ve Türk Ocağı'nın kurucu kadrosunda aktif siyasi ve entelektüel görevler üstlenen Müftüoğlu, 1927 yılında İstanbul'da vefat edene dek devlet adamlığı ve fikir işçiliğini bir arada yürütmüştür.
Ahmet Hikmet Müftüoğlu'nun edebi ve fikri dönüşümünü yansıtan en popüler eserleri şunlardır: Servet-i Fünun döneminde kaleme aldığı, bireysel temalı ve ağır dilli hikâyelerini topladığı Haristan ve Gülistan; Türkçülük mefkûresini ve milli şuuru sade bir dille işlediği hikâyelerinden oluşan Çağlayanlar ve I. Dünya Savaşı'nda esir düşen bir Türk subayı ile Tatar kızı Gönül Hanım'ın Orhun Abideleri'ne uzanan Turan coğrafyasındaki yolculuğunu anlatan tek romanı Gönül Hanım.