Gece Modu

Bu türev bir içeriktir. Yani bu yazının omurgası, Compound Chem isimli kaynaktan alınmıştır; ancak anlatım ve konu akışı gibi detaylar Evrim Ağacı yazarı/yazarları tarafından güncellenmiş, değiştirilmiş ve/veya geliştirilmiştir. Yazar, kaynaktan alınan metin omurgası üzerine kendi örneklerini, bilgilerini, detaylarını eklemiş, içeriği zenginleştirmiş ve/veya çeşitlendirmiş olabilir. Bu ek kısımlarla ilgili kaynaklar da, yazının sonunda gösterilmiştir. Bu içerik, diğer tüm içeriklerimiz gibi, İçerik Kullanım İzinleri'ne tabidir.

image

Birçoğumuzun bildiği gibi kanımız kırmızı renktedir. Sadece bizde değil, tüm omurgalı hayvanlarda kan, kırmızı renktedir. Alyuvarlarımızın, yani kırmızı kan hücrelerimizin "kırmızı" ismini almasının bir nedeni vardır: "hem" molekülleri. Bu molekülleri, yapıları gereği kırmızı renktedir. Dolayısıyla oksijen taşımayan bir kan molekülü kırmızı renkte gözükecektir. Ancak kimi zaman damarlarımızın, özellikle de temiz olmayan, oksijen taşımayan damarlarımızdaki kanın mavi, mor, hatta yeşil gözükmesi insanların kanın orijinal renginin kırmızı değil, mavi olduğunu düşünmeye itmiştir. Bu tamamen hatalıdır. Kirli kan bile hiçbir zaman mavi renkte değildir; sadece deri üzerinden bu şekilde gözükür. Kanın rengi parlak kırmızı (temiz kan) ile kopkoyu kırmızı (kirli kan) arasında değişir.

Normalde oksijen taşıyıcı olan hemoglobin moleküllerine "oksihemoglobin" denir ve kırmızı kan hücrelerinin %96'sını oluşturan bu moleküller kırmızı renktedir. Ancak hemoglobin, aynı zamanda %10 oranında karbondioksit de taşıyabilir ve bunu yaptığında deri üzerinden maviymiş gibi gözüken "karboksihemoglobin" molekülü oluşur. 

Kan, bazı hastalıklar nedeniyle de mavi renkteymiş gibi gözükebilir ve buna siyanoz adı verilir. Örneğin hemoglobin kalıcı bir şekilde oksidize olduğunda (Fe-2 yerine Fe-3 iyonuna dönüştüğünde), kahverengi olan "methemoglobin" denen bir moleküle dönüşür ve artık oksijen taşıyamaz. Deri üzerinden ise mavimsi bir renkte gözükür. Bu, kırmızı kan hücrelerinin %2-3'lük bir kısmını oluşturur. Kimi zamansa hemoglobin kısmen oksijen bağlar ve bu duruma "sülfemoglobinemi" denir. Çok nadir olan bu hastalıkta da damarlar mavi renkte gözükür. 

Omurgalı hayvanların aksine, bazı omurgasız hayvanlardaysa (özellikle karides ya da yengeçlerde) kan gerçekten de mavi renktedir. Kabuklular, örümcekler, mürekkepbalıkları, ahtapotlar ve bazı yumuşakçaların vücutlarındaki pigmentlerin farklı olmasından ötürü kanları da farklı renktedir. Bu canlılarda hemoglobin yerine hemosiyanin bulunur. Bu molekül içerisinde demir değil, bakır bulunur. Bakırın varlığı, ışığın farklı dalga boylarının emilmesine ve geri yansıtılmasına neden olur. Bu hayvanların kanları oksijenlenmişken mavi renktedir, oksijenin yokluğunda ise renksizdir. Bakır, demire kıyasla oksijene biraz daha farklı şekilde bağlanır: tek bir bakır değil, 2 bakır atomu tek bir oksijen molekülüne bağlanbilir.

Bazı solucanlar ve sülüklerde ise kan yeşildir. Bunun sebebi, klorokruonin isimli bir diğer kimyasaldır. İşin ilginç tarafı, bu proteinlerin yapısı hemoglobine çok benzerdir. Hatta kimyasal yapıları neredeyse tıpatıp aynıdır, sadece 1 adet vinil grubu yerine aldehit grubu bulunur. Bu fark çok ufak olsa bile, renk değişimi çok barizdir. Bu hayvanların oksjensiz kanları, klorokruonin nedeniyle açık yeşildir, oksijenlendiğinde ise daha koyu bir yeşile döner. Kimyasal yapının benzerliği, bu hayvanlarda kanın yoğun bir solüsyon olarak hazırlanmasında ortaya çıkar: yeterince yoğun olduğunda, kanları kırmızı gözükür. Üstelik bu canlıların bazılarında klorokruonin ile hemoglobin bir arada bulunur. Bu nedenle onların kanları biraz daha kırmızıya yakındır. Ayrıca bu kimyasalın içerisinde, adından öyleymiş gibi anlaşılsa da, klor bulunmaz.

Bu noktada garip bir örnek olarak yeşil kanlı skink kertenkeleleri verilebilir. Yeni Gine'de bulunan bu kertenkelelerde, diğer omurgalılardaki gibi hemoglobin bulunmasına rağmen kan net bir şekilde yeşildir. Ancak bunun rengi, molekülün kendisinden ziyade hemoglobinin döngüsünden kaynaklanmaktadır. İnsanlarda ve diğer tüm omurgalılarda kan karaciğerde parçalanır. Karaciğere gelen hemoglobin önce biliverdin isimli bir kimyasala dönüştürülür, sonrasında bilirubin diye bir diğer kimyasala... Kertenkelelerde ise biliverdin bilirubine dönüşemez. Bu nedenle biliverdin kanda birikerek yeşil bir renge neden olur.

Son olarak, mor bir kan rengi de canlılarda görülebilir. Çok sınırlı sayıda bazı denizel solucanda (özellikle penis solucanlarında) tespit edilmiştir. Bu renk de, yine, bir diğer oksijen taşıyıcı kimyasal olan hemoeritrin moleküllerinden kaynaklanır. Bu molekülde de demir bulunur; ancak yapısal olarak daha farklıdır. Bu canlılarda kan oksijensizken renksizdir, oksijenlendiğinde pembemsi ve parlak mora döner. Diğer moleküller gibi, bu da hemoglobine kıyasla daha düşük verimliliğe sahiptir. Hatta bazı türlerde hemoglobinin %25'i kadar oksijen taşıyabilir.

Bu İçerik Size Ne Hissettirdi?
  • Muhteşem! 1
  • Tebrikler! 0
  • Bilim Budur! 0
  • Mmm... Çok sapyoseksüel! 0
  • Güldürdü 0
  • İnanılmaz 0
  • Umut Verici! 0
  • Merak Uyandırıcı! 0
  • Üzücü! 0
  • Grrr... *@$# 0
  • İğrenç! 0
  • Korkutucu! 0
Kaynaklar ve İleri Okuma

Evrim Ağacı'na her ay sadece 1 kahve ısmarlayarak destek olmak ister misiniz?

Şu iki siteden birini kullanarak şimdi destek olabilirsiniz:

kreosus.com/evrimagaci | patreon.com/evrimagaci

Çıktı Bilgisi: Bu sayfa, Evrim Ağacı yazdırma aracı kullanılarak 06/12/2019 15:03:14 tarihinde oluşturulmuştur. Evrim Ağacı'ndaki içeriklerin tamamı, birden fazla editör tarafından, durmaksızın elden geçirilmekte, güncellenmekte ve geliştirilmektedir. Dolayısıyla bu çıktının alındığı tarihten sonra yapılan güncellemeleri görmek ve bu içeriğin en güncel halini okumak için lütfen şu adrese gidiniz: https://evrimagaci.org/s/2926

İçerik Kullanım İzinleri: Evrim Ağacı'ndaki yazılı içerikler orijinallerine hiçbir şekilde dokunulmadığı müddetçe izin alınmaksızın paylaşılabilir, kopyalanabilir, yapıştırılabilir, çoğaltılabilir, basılabilir, dağıtılabilir, yayılabilir, alıntılanabilir. Ancak bu içeriklerin hiçbiri izin alınmaksızın değiştirilemez ve değiştirilmiş halleri Evrim Ağacı'na aitmiş gibi sunulamaz. Benzer şekilde, içeriklerin hiçbiri, söz konusu içeriğin açıkça belirtilmiş yazarlarından ve Evrim Ağacı'ndan başkasına aitmiş gibi sunulamaz. Bu sayfa izin alınmaksızın düzenlenemez, Evrim Ağacı logosu, yazar/editör bilgileri ve içeriğin diğer kısımları izin alınmaksızın değiştirilemez veya kaldırılamaz.

Soru Sorun!
Öğrenmeye Devam Edin!
Evrim Ağacı %100 okur destekli bir bilim platformudur. Maddi destekte bulunarak Türkiye'de modern bilimin gelişmesine güç katmak ister misiniz?
Destek Ol
Gizle
Türkiye'deki bilimseverlerin buluşma noktasına hoşgeldiniz!

Göster

Şifremi unuttum Üyelik Aktivasyonu

Göster

Şifrenizi mi unuttunuz? Lütfen e-posta adresinizi giriniz. E-posta adresinize şifrenizi sıfırlamak için bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Eğer aktivasyon kodunu almadıysanız lütfen e-posta adresinizi giriniz. Üyeliğinizi aktive etmek için e-posta adresinize bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Close
“Muhteşem bir şey, bir yerlerde keşfedilmeyi bekliyor!”
Carl Sagan
Geri Bildirim Gönder