Bu yazının içerik özgünlüğü henüz kategorize edilmemiştir. Eğer merak ediyorsanız ve/veya belirtilmesini istiyorsanız, gözden geçirmemiz ve içerik özgünlüğünü belirlememiz için [email protected] üzerinden bize ulaşabilirsiniz.

"Johannes Kepler, kendisinin yaptığı son derece hassas gözlemlerin, uzun yıllardır beslediği inançları ile uyuşmadığını gördüğünde, rahatsız edici olan gerçekleri kabul etti. Zorlu gerçeği, en kıymetli hayallerine tercih etti. Bilimin kalbinde yatan budur."

Carl Sagan

 

Bilimde sorgulama merkezidir. Sorgulamanın olmadığı bir bilim hayal edemeyiz. Öyle ki, bilimin kendisini bile sorgularız. Ancak kimi zaman "bilimi sorguladığını" iddia eden kişilerin, bilimin güvenilirliği ile hızla "atıp tutma" seviyesine geçtiklerini görürsünüz. Çünkü bu kişilerin amacı bilimi "sorgulamak" değil, içten içe bilimin altını oyarak onun yok sayılabileceğini ispatlamaktır. Bilimi güvenilir bulmazlar, çünkü bilimin gücünü kabul ettikleri anda zincirleme olarak birçok "varsayılan fikir"lerini değiştirmeleri gerekecektir.

Bilim size şahsi inançlarınızla ilgili bir şey söyleyemez. Hatta bilim spesifik olarak size bir şey söyleyemez. Bilim, bizim onları bilip bilmememizden bağımsız olarak var olan "gerçekleri" bulup ortaya çıkarma sanatıdır. Gerçekler bizim isteğimize göre değişmeyeceğine göre, bilim de bize neyi gerçek kabul edip etmeyeceğimizle ilgili bir şey söyleyemez. Kütleçekimine inanmıyor olmanız, kütleçekiminin var olduğu gerçeğini değiştirmeyecektir. Bilim size "Kütleçekimini gerçek olduğuna inanmalısın." demez. Bilim size, "Kütleçekimi gerçektir." der. Yani bir yasayı belirtir. Bunun nedenlerini ve nasıllarını sunar, izah eder. Yani teorileri ortaya koyar. O noktadan sonra sizin bu gerçeklere ve teorilere olan "inancınız", bilimin ilgi alanı değildir. Sizin bileceğiniz iştir. Sizin inanmanız ya da inanmamanız, gerçeklere en ufak etki etmeyecektir.

İşte bu nedenle Carl Sagan, Cosmos belgeselinde sarf ettiği yukarıdaki sözlerin yanı sıra, "İnanmak istemiyorum, bilmek istiyorum." demiştir. Burada bilim insanlarının yaptığı, inançlarınızdan vazgeçin demek değildir. Bize kalırsa hiçbir aklı başında bilim insanı, bilimi kullanarak insanların inançlarından vazgeçirme cüretini barındırmamalıdır. Bilim insanının işi bu değildir. Bilim insanı, gerçekleri ortaya koyan insandır. Amacı, etrafına ışık saçmaktır. Bu ışığın etkisiyle insanlar, kendi doğru ve yanlışlarına karar verebilirler. Yani bilim insanları size doğruları veya yanlışları söylemezler, gerçekleri söylerler. Ondan çıkaracaklarınız, sizin bileceğiniz iştir. Elbette bilim, kudretli ve kıymetli gördüğünüz birçok inancınıza meydan okuyabilir. Bu meydan okuma, bilimin "kıllık yapma isteği"nden değildir. Gerçeğin, varsayılanlarınızdan farklı olabiliyor olmasındandır. Bilim de size bunu gösterir.

Biz Evrim Ağacı olarak bugüne kadar hiçbir okurumuza şunu veya bunu yapın, şöyle veya böyle düşünün, şuna veya buna inanın veya inanmayın demedik, demeyiz de... Biz gerçekleri elimizden geldiğince, dilimiz döndüğünce, bilgimiz yettiğince aktarırız. 

Ondan ne anlayacağınız, ne çıkaracağınız, sizin bileceğiniz iştir.

Evrim Ağacı'na her ay sadece 1 kahve ısmarlayarak destek olmak ister misiniz?

Şu iki siteden birini kullanarak şimdi destek olabilirsiniz:

kreosus.com/evrimagaci | patreon.com/evrimagaci

Öğrenmeye Devam Edin!
Evrim Ağacı %100 okur destekli bir bilim platformudur. Maddi destekte bulunarak Türkiye'de modern bilimin gelişmesine güç katmak ister misiniz?
Destek Ol
Gizle

Göster

Şifremi unuttum Üyelik Aktivasyonu

Göster

Göster

Şifrenizi mi unuttunuz? Lütfen e-posta adresinizi giriniz. E-posta adresinize şifrenizi sıfırlamak için bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Eğer aktivasyon kodunu almadıysanız lütfen e-posta adresinizi giriniz. Üyeliğinizi aktive etmek için e-posta adresinize bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Close
Geri Bildirim Gönder