Islaklığı Algılayan Hiçbir Sinirimiz Yokken, Suyun Islak Olduğunu Nasıl Algılarız?

Bu türev bir içeriktir. Yani bu yazının omurgası, My Science Academy isimli kaynaktan alınmıştır; ancak anlatım ve konu akışı gibi detaylar Evrim Ağacı yazarı/yazarları tarafından güncellenmiş, değiştirilmiş ve/veya geliştirilmiştir. Yazar, kaynaktan alınan metin omurgası üzerine kendi örneklerini, bilgilerini, detaylarını eklemiş, içeriği zenginleştirmiş ve/veya çeşitlendirmiş olabilir. Bu ek kısımlarla ilgili kaynaklar da, yazının sonunda gösterilmiştir. Bu içerik, diğer tüm içeriklerimiz gibi, İçerik Kullanım İzinleri'ne tabidir.

İnsanların ıslaklığa duyarlılığı günlük yaşantımızda büyük rol oynar. Nemli bir yüzeye, tere ya da ıslak mendile dokunduğumuzda onun "ıslak" olduğunu algılayabiliriz. Her ne kadar kulağa basit gelse de, derimiz üzerinden ıslak cisimleri algılayabilmemiz oldukça ilgi çekici bir konudur, çünkü bazı diğer türlerde higroreseptörler adı verilen ıslaklığa duyarlı sinirler bulunsa da, insanlarda "ıslaklığa duyarlı reseptör" diye bir sinir türü bulunmamaktadır.

Bu yüzden bilim insanları, ıslaklığın (ya da nemliliğin) bir "algısal sanrı (illüzyon)" olduğunu düşünmektedirler. Islak olduğunu bildiğimiz cisimlerle ilgili deneyimlerimizden yola çıkarak, diğer cisimlerin de ıslaklığını algılıyor olabiliriz.

Ancak bu durumda şunun sorulması gerekiyor: Islak bir koltuğa oturduğumuzu veya bir çamur birikintisinden yürüdüğümüzü nasıl algılıyoruz? Loughborough Üniversitesi ve Oxylane Araştırma Kurumu'ndan araştırmacılar, bunun üç basamaktan oluştuğunu ileri sürüyorlar:

  1. Islaklık algısı, soğuk cisimleri, basıncı ve yüzey şeklini algılamamızı sağlayan dokunma hissimizin bir karışımından doğmaktadır.
  2. Derimizden beynimize sıcaklık ve basınç bilgilerini ileten A-tipi sinir hücrelerinin bu süreçte bir rol oynamaktadır; çünkü bu sinirlerin uyuşturulması halinde ıslaklık algısında kayıp olmaktadır.
  3. Kıllı bir deri bölgesi, ısıya bağlı uyaranlara daha duyarlıdır. Dolayısıyla kıllarımız ıslaklık algımıza katkı sağlamaktadır.

Bu konuya yönelik araştırmalardan birinde Davide Fillingeri ve arkadaşları 13 sağlıklı erkek üniversite öğrencisini sıcak, orta ve soğuk uyaranlara maruz bıraktılar. Deneklerin ön kollarındaki kıllı deri bölgelerini ve parmak uçlarındaki çıplak bölgeleri test ettiler. Ayrıca araştırmalarında, çeşitli sinirleri baskılayarak ıslaklık algısının nasıl değiştiğini incelediler. Bu baskılama için kan basıncını düşüren bir kelepçe kullanıldı, böylece A-tipi nöronlar baskılanabildi. Araştırma sonuçları, yukarıdaki çıkarımları doğrulayan sonuçlar elde etti.

Dolayısıyla, farklı algılarımızın bir araya gelerek yeni algılar yaratabileceği gösterilmiş oldu. Islaklığa duyarlı hiçbir sinir hücremiz olmasa da, sıcaklık ve basınçla ilgili bilgileri değerlendiren beynimiz, daha önceden öğrendiğimiz bilgilerden yola çıkarak ıslaklığa dair algılarımızı yaratabiliyor.

Bu İçerik Size Ne Hissettirdi?
  • 21
  • 30
  • 12
  • 14
  • 2
  • 22
  • 5
  • 10
  • 2
  • 2
  • 2
  • 3
Kaynaklar ve İleri Okuma
  • Türev İçerik Kaynağı: My Science Academy
  • D. Filingeri, et al. (2014). Why Wet Feels Wet? A Neurophysiological Model Of Human Cutaneous Wetness Sensitivity.. Journal of Neurophysiology, sf: 1457-1469.
  • D. Filingeri, et al. (2019). Human Skin Wetness Perception: Psychophysical And Neurophysiological Bases. Temperature, sf: 86–104.

Evrim Ağacı'na her ay sadece 1 kahve ısmarlayarak destek olmak ister misiniz?

Şu iki siteden birini kullanarak şimdi destek olabilirsiniz:

kreosus.com/evrimagaci | patreon.com/evrimagaci

Çıktı Bilgisi: Bu sayfa, Evrim Ağacı yazdırma aracı kullanılarak 24/08/2019 15:48:15 tarihinde oluşturulmuştur. Evrim Ağacı'ndaki içeriklerin tamamı, birden fazla editör tarafından, durmaksızın elden geçirilmekte, güncellenmekte ve geliştirilmektedir. Dolayısıyla bu çıktının alındığı tarihten sonra yapılan güncellemeleri görmek ve bu içeriğin en güncel halini okumak için lütfen şu adrese gidiniz: https://evrimagaci.org/s/2819

İçerik Kullanım İzinleri: Evrim Ağacı'ndaki yazılı içerikler orijinallerine hiçbir şekilde dokunulmadığı müddetçe izin alınmaksızın paylaşılabilir, kopyalanabilir, yapıştırılabilir, çoğaltılabilir, basılabilir, dağıtılabilir, yayılabilir, alıntılanabilir. Ancak bu içeriklerin hiçbiri izin alınmaksızın değiştirilemez ve değiştirilmiş halleri Evrim Ağacı'na aitmiş gibi sunulamaz. Benzer şekilde, içeriklerin hiçbiri, söz konusu içeriğin açıkça belirtilmiş yazarlarından ve Evrim Ağacı'ndan başkasına aitmiş gibi sunulamaz. Bu sayfa izin alınmaksızın düzenlenemez, Evrim Ağacı logosu, yazar/editör bilgileri ve içeriğin diğer kısımları izin alınmaksızın değiştirilemez veya kaldırılamaz.

Soru Sorun!
Öğrenmeye Devam Edin!
Evrim Ağacı %100 okur destekli bir bilim platformudur. Maddi destekte bulunarak Türkiye'de modern bilimin gelişmesine güç katmak ister misiniz?
Destek Ol
Gizle
Türkiye'deki bilimseverlerin buluşma noktasına hoşgeldiniz!

Göster

Şifremi unuttum Üyelik Aktivasyonu

Göster

Şifrenizi mi unuttunuz? Lütfen e-posta adresinizi giriniz. E-posta adresinize şifrenizi sıfırlamak için bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Eğer aktivasyon kodunu almadıysanız lütfen e-posta adresinizi giriniz. Üyeliğinizi aktive etmek için e-posta adresinize bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Close
“Doğanın gizemleri ve tasarımlarını keşfetmeye başlayan, insanlığın erken dönem cehaletine korkusuzca karşı koyan insanlar, bizlerin övgüsüne layıktır.”
Giordano Bruno
Geri Bildirim Gönder