Gece Modu

Bu yazı, Evrim Ağacı'na ait, özgün bir içeriktir. Konu akışı, anlatım ve detaylar, Evrim Ağacı yazarı/yazarları tarafından hazırlanmış ve/veya derlenmiştir. Bu içerik için kullanılan kaynaklar, yazının sonunda gösterilmiştir. Bu içerik, diğer tüm içeriklerimiz gibi, İçerik Kullanım İzinleri'ne tabidir.

Hepimizin bildiği üzere, göz teması kurmak önemli bir sosyal işarettir. “Benimle konuşurken gözümün içine bak!”, “Gözlerini benden alamadı.”, “Bana öyle dik dik bakma!” ve daha nicesi… Tüm bu söylemler bile, tek başlarına, göz temasının sosyal yaşantımızda ne derece önemli olduğunu vurguluyor. Nevark’taki Ohio Devlet Üniversitesi’nden sosyal psikolog James Wirth, sosyal ilişkilerde göz teması kurmanın önemini şu sözlerle ifade ediyor:

Göz teması sosyal bir etkileşim esnasında size en güçlü bilgileri sağlar, çünkü duygular ve niyetler hakkında detaylar barındırır. Ayrıca göz teması kurmak o kadar önemlidir ki kısa bir süreliğine bile olsa bir kişi sizden bakışlarını kaçırıyorsa kendinizi dışlanmış hissetmeye eğilim gösterirsiniz.

Ayrıca, göz temasının önemini kavrayışımız genlerimize işlenmiş gibi gözüküyor. Yeni doğan bebeklerin içgüdüsel olarak bakışlarını kendilerine bakım sağlayan kişilere yönlendirmesi buna güzel bir örnektir. James Wirth’ün yapmış olduğu bir çalışma beş günlük bebeklerin, gözlerini kaçıran kişilerin yüzlerine bakmaktansa, kendileriyle doğrudan göz teması kuran kişilerin yüzlerine bakmayı daha çok tercih ettiklerini ortaya koyuyor.

Bu durum insanlardaki göz temasının, gelişimin en erken basamağında sağkalım (hayatta kalma) içgüdüleriyle bağlantılı olduğunu göstermektedir. Şöyle ki: Karşısındaki kişinin bakışlarını üzerine çekip göz temasının devamlı olmasını sağlayan bebekler/çocuklar, kendilerine temin edilecek gıdayı, ilgiyi ve bakımı da böylelikle garanti altına almış oluyorlar. 

Göz Temasının Süresini Ne Belirliyor? 

Mayıs 2015’te yapılmış bir çalışmada Londra Üniversitesi Akademisi’nden psikolog Alan Johnston ve meslektaşları bu sorunun yanıtını aradılar. Ekip, ilk iş olarak, 400’den fazla gönüllünün kişilik özellikleri hakkında bilgi topladı. Daha sonra, katılımcılara, farklı süreler boyunca kendilerine doğrudan bakıyormuş gibi görünen aktörlerin bulunduğu video parçaları gösterdi. Videoları seyrederlerken aktörlerin bakışlarını kendi üzerlerinde hisseden katılımcılar, kendilerini ne kadar “rahat” hissettikleri hakkında araştırmacılara bilgi verdiler.

Johnston ve ekibinin bulgularına göre denekler, aktörlerin kendileriyle kurdukları göz temasından memnunlardı, ancak bunda göz temasının süresi önemliydi. Ortalama olarak 3,2 saniye süren göz teması “rahatsız edici” olarak algılanmıyordu. Bulgulara göre, göz temasının bu ortalama süreden daha uzun olmasını sağlayan şey ise bazı aktörlerin tehditkâr değil de güven telkin eden görünüşleriydi.

Ekip, ayrıca, uzun süren göz temasına karşı verdiğimiz tepki ile öz algılamamız (kendimizi nasıl algıladığımız) arasında muhtemel bir ilişkinin varlığına da dikkat çekiyor. Bulgulara göre, kendilerini yardımsever ve cana yakın olarak tanımlayan katılımcılar, daha uzun süreli göz teması kurmaya eğilim gösteriyorlardı. 

Bazı Önemli Bilgiler

Son olarak sizlere göz teması ile ilgili birkaç önemli bilgi sunalım.

  • Bebeklerde ve yeni yürümeye başlamış çocuklarda görülen göz teması eksikliği otizmin erken belirtilerinden biridir.
  • Kadınlar erkeklere göre daha fazla göz teması kurarlar. Bu durum, kadınların yüz yüze konuşmayı tercih etme sebeplerinden biridir. Erkekler ise yan yana durarak yapılan bir konuşmayı tatmin edici bulabilirler. 
  • Romantik ilişkilerde çoğu kadın göz temasını yakınlığı ya da ilişkinin ilerlemesini sağlayan bir yol olarak görürken, pek çok erkek için bu “otoriteyi kabullenme”ye giden yol anlamına gelebilir. 
  • Yalancının beden dili ile ilgili söylenen en yaygın mit, yalan söyleyen kişilerin göz teması kurmaktan kaçındığıdır. Hâlbuki çocuklar hariç, yalan söyleyen pek çok kişi (özellikle en arsızları) bolca göz teması kurarak ve temas süresini de uzun tutarak “yalan söylemediklerini ispat etmek” için bakışlarında aşırıya kaçarlar. 
  • Yakındoğu kültürlerinde “dokunarak” iletişim kurmaya eğilimli olan kişiler, göreceli olarak “mesafeli” bir beden dili sergileyen Avrupa kültürlerine ait bireylere kıyasla birbirleriyle daha fazla göz teması kurarlar.
Bu İçerik Size Ne Hissettirdi?
  • 0
  • 1
  • 0
  • 0
  • 0
  • 0
  • 0
  • 1
  • 0
  • 0
  • 0
  • 0
Kaynaklar ve İleri Okuma
  • M. W. Moyer. Eye Contact: How Long Is Too Long?. (2015, Ocak 01). Alındığı Tarih: 07 Ağustos 2019. Alındığı Yer: Scientific American
  • S. Degges-White. Can't See Eye To Eye? Here's Why. (2014, Nisan 06). Alındığı Tarih: 07 Ağustos 2019. Alındığı Yer: Psychology Today

Evrim Ağacı'na her ay sadece 1 kahve ısmarlayarak destek olmak ister misiniz?

Şu iki siteden birini kullanarak şimdi destek olabilirsiniz:

kreosus.com/evrimagaci | patreon.com/evrimagaci

Çıktı Bilgisi: Bu sayfa, Evrim Ağacı yazdırma aracı kullanılarak 17/10/2019 10:24:37 tarihinde oluşturulmuştur. Evrim Ağacı'ndaki içeriklerin tamamı, birden fazla editör tarafından, durmaksızın elden geçirilmekte, güncellenmekte ve geliştirilmektedir. Dolayısıyla bu çıktının alındığı tarihten sonra yapılan güncellemeleri görmek ve bu içeriğin en güncel halini okumak için lütfen şu adrese gidiniz: https://evrimagaci.org/s/4264

İçerik Kullanım İzinleri: Evrim Ağacı'ndaki yazılı içerikler orijinallerine hiçbir şekilde dokunulmadığı müddetçe izin alınmaksızın paylaşılabilir, kopyalanabilir, yapıştırılabilir, çoğaltılabilir, basılabilir, dağıtılabilir, yayılabilir, alıntılanabilir. Ancak bu içeriklerin hiçbiri izin alınmaksızın değiştirilemez ve değiştirilmiş halleri Evrim Ağacı'na aitmiş gibi sunulamaz. Benzer şekilde, içeriklerin hiçbiri, söz konusu içeriğin açıkça belirtilmiş yazarlarından ve Evrim Ağacı'ndan başkasına aitmiş gibi sunulamaz. Bu sayfa izin alınmaksızın düzenlenemez, Evrim Ağacı logosu, yazar/editör bilgileri ve içeriğin diğer kısımları izin alınmaksızın değiştirilemez veya kaldırılamaz.

Soru Sorun!
Öğrenmeye Devam Edin!
Evrim Ağacı %100 okur destekli bir bilim platformudur. Maddi destekte bulunarak Türkiye'de modern bilimin gelişmesine güç katmak ister misiniz?
Destek Ol
Gizle
Türkiye'deki bilimseverlerin buluşma noktasına hoşgeldiniz!

Göster

Şifremi unuttum Üyelik Aktivasyonu

Göster

Şifrenizi mi unuttunuz? Lütfen e-posta adresinizi giriniz. E-posta adresinize şifrenizi sıfırlamak için bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Eğer aktivasyon kodunu almadıysanız lütfen e-posta adresinizi giriniz. Üyeliğinizi aktive etmek için e-posta adresinize bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Close
“Yarım bilgi, cehaletten kötüdür.”
Thomas B. Macaulay
Geri Bildirim Gönder