İlahi bir emirle Adem’in oğulları Habil ve Kabil’den, bağlılıklarını kanıtlamaları için en değerli varlıklarını sunak olarak sunmaları istenir. Her ikisi de bu çağrıya kendi hayatlarından bir parçayla yanıt vermeye hazırlanır.
Habil, geçimini sağladığı sürüsünün içinden en görkemli, en sağlıklı tosunu seçerek cömertçe feda eder. Kabil ise toprağı işleyen bir çiftçidir; ancak o yıl hasat bereketsiz geçmiş, mahsuller zayıf kalmıştır. İkisi de seçtiklerini adak tepesine bırakıp beklemeye koyulurlar.
Ertesi gün tepeye vardıklarında Habil’in sunduğu kurbanın kabul edildiği, Kabil’inkinin ise yerinde kaldığı görülür. Bu durum Kabil’in kalbinde derin bir kin ve kıskançlık uyandırır ve orada kardeşi Habil’in canına kıyar.
Ancak bu trajedinin ardında derin bir tezat gizlidir: Tanrı onlardan en sevdikleri ve en değer verdikleri şeyi istemiştir. Habil için dünyadaki en değerli varlığı sürüsündeki hayvanıyken; Kabil için en değerli varlık öz kardeşidir. Kabil, kendi penceresinden bakıldığında, en kıymetlisini yani kardeşini feda ederek bu emri yerine getirmiştir.
38 görüntülenme