Keşfedin, Öğrenin ve Paylaşın
Evrim Ağacı'nda Aradığın Her Şeye Ulaşabilirsin!
Premium
Paylaşım Yap
175 ATP Ödüllü Soru: Herkes hayal edebiliyor mu iç sesi var mı? Hemen cevapla! Okan Alver'in cevabı ödüllü bir soruda en iyi cevap seçildi! Ödüllü cevabı okumak için tıklayın!
Keşfet
Akış
İçerikler
Gönderiler
Eğilim
Seçilim
Hidrotermal Baca
Akıl
Ötegezegen (Exoplanet)
Sperm
Kuyruksuz Maymun
Onkoloji
Epigenetik
Köpekler
Ahlak
Zaman
Genom
İspat
İnsanın Evrimi
Hızlı
Çocuklar İçin Bilim
Göz
Ahlak Felsefesi
Tarih
Çin
Karınca
Siyaset
Kültür
Kafein
Aklımdan Geçen
Tür Seç
Aklımdan Geçen
Fark Ettim ki...
Bugün Öğrendim ki...
İşe Yarar İpucu
Bilim Haberleri
Başlık
Bugün Türkiye'de bilime ve bilim okuryazarlığına neler katacaksın?
Bağlantı
Ekle
Soru Sor
Stiller
Kurallar
Topluluk Kuralları
Bu alan, aklınızdan geçen düşünceleri Evrim Ağacı ailesiyle paylaşabilmeniz içindir. Yapacağınız paylaşımlar Evrim Ağacı'nın kurallarına tabidir. Ayrıca bu türün ek kurallarına da uymanız gerekmektedir.
1
Bilim kimliğinizi önceleyin.
Evrim Ağacı bir bilim platformudur. Dolayısıyla aklınızdan geçen her şeyden ziyade, bilim veya yaşamla ilgili olabilecek düşüncelerinizle ilgileniyoruz.
2
Propaganda ve baskı amaçlı kullanmayın.
Herkesin aklından her şey geçebilir; fakat bu platformun amacı, insanların belli ideolojiler için propaganda yapmaları veya başkaları üzerinde baskı kurma amacıyla geliştirilmemiştir. Paylaştığınız fikirlerin değer kattığından emin olun.
3
Gerilim yaratmayın.
Gerilim, tersleme, tahrik, taciz, alay, dedikodu, trollük, vurdumduymazlık, duyarsızlık, ırkçılık, bağnazlık, nefret söylemi, azınlıklara saldırı, fanatizm, holiganlık, sloganlar yasaktır.
4
Değer katın; hassas konulardan ve öznel yoruma açık alanlardan uzak durun.
Bu alanın amacı okurlara hayatla ilgili keyifli farkındalıklar yaşatabilmektir. Din, politika, spor, aktüel konular gibi anlık tepkilere neden olabilecek konulardaki tespitlerden kaçının. Ayrıca aklınızdan geçenlerin Türkiye’deki bilim topluluğuna değer katması beklenmektedir.
5
Cevap hakkı doğurmayın.
Aklınızdan geçenlerin bu platformda bulunmuyor olabilecek kişilere cevap hakkı doğurmadığından emin olun.
Size Özel
Makaleler
Rastgele Soru
Esat Kudret
Esat Kudret
813.9K UP
27 Ocak 2023
Tübitak ve Evrim üzerine...(devam)
Bu gibilerle ağız dalaşı , ispat derdi havanda su dövmekle eş değerdir. Bu gibilerin anlayacağı tek dil pratiktir. Boşlukları boşluk ile dolduranlar kadar doluluk ile doldurmayanlar da kusurludur. Çünkü yaşam boşluk tanımaz. Dert edinen herkese kolay gelsin.
63 görüntülenme
0
0 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Malacahi Parker
30 dakika önce
yalniz olmak bazen gercekten yorucu ve mental olarak kotu hissettiriyor ama bir yandan da en iyisinin o oldugunu dusunuyorum hic arkadasim yook mesela cidden bazen cok sıkkici oluyor
0 görüntülenme
1
1 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Evrim Ağacı
36 dakika önce
Firavun mezarlarından binlerce yıllık bozulmamış ve yenilebilir bal çıktığı efsanesini duyduk ama arkeolojik kayıtlarda böyle kesin bir bulgu yer almadı. Yine de balın doğru şartlarda bozulmadığı biyokimyasal bir gerçek.

Bunun ardındaki en büyük etken arıların uyguladığı su uçurma işlemi. Başlangıçta yüzde 70 ila 80 oranında su içeren nektar, arıların kovan içinde kanat çırparak yarattığı hava akımıyla yüzde 15,5 ila 18 su oranına kadar buharlaştırılıyor. Bu kadar yoğun şekerli bir ortam mikroplar için ölümcül oluyor, çünkü ozmoz nedeniyle hücrelerindeki su tamamen dışarı çekiliyor.

Buna ek olarak arılar nektara kendi ürettikleri glukoz oksidaz enzimini ekliyor. Bu enzim şekeri doğrudan glukonik aside ve hidrojen peroksite çeviriyor. İşlem sonucunda balın pH değeri ortalama 3,9'a iniyor. Yani sirke kadar asidik bir ortama bir de hidrojen peroksitin doğal dezenfektan etkisi ekleniyor.

Eğer balın su oranı yüzde 25'in üstüne çıkarsa fermantasyon süreci yeniden işlemeye başlıyor. Dolayısıyla balı gerçekten bozan yegane şey kavanoza giren nem. Sadece 40 miligramlık bal kesesini doldurmak için binden fazla çiçeğe konan arıların bu zorlu emeğinden geriye, koyu bir zemin üzerinde petekten süzülen ağır sıvı kalıyor.
0 görüntülenme
1
0 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Evrim Ağacı
1 saat önce
Görüşün neredeyse sıfıra indiği çamurlu sularda yiyecek aramanın imkansız bir çaba olduğunu düşünebilirsiniz; fakat evrimsel süreç canlıları beklenmedik çözümlerle donatmayı sürdürüyor. Bristol Üniversitesinde gerçekleştirilen yeni bir çalışma, dikence balıklarının su bulandığında sürü dinamiklerini kökten değiştirerek hayatta kalma şanslarını nasıl artırdığını ortaya çıkardı.

Normalde berrak sularda yüzerken bireylerin birbirine fazla yaklaşması sürüyü yavaşlatır ve hareket kabiliyetini kısıtlar. Bu yüzden balıklar genellikle belirli bir mesafeyi koruyarak yüzer. Ne var ki insan kaynaklı kirlilik ve erozyon gibi etkenler dereleri çamur deryasına çevirdiğinde durum değişiyor. Dikence balıkları görüş mesafesini yitirdiklerinde kaotik şekilde dağılmak yerine tam tersine birbirlerine sokuluyorlar. Yüzme yönlerini birbirleriyle son derece hassas bir biçimde hizalayarak tek bir gövde gibi davranıyorlar. Bu sayede yemi ilk fark eden öncünün yönelimi tüm gruba anında iletiliyor ve sürü besine hızla ulaşıyor.

Bu keşif, hayvanlar aleminde sürü kurallarının katı ve değişmez olduğu yönündeki eski kabulü temelden sarsıyor. Canlıların iklim krizi ve çevresel bozulmalar karşısında davranışsal esnekliklerini kullanarak iş birliğini nasıl en üst düzeye çıkardığını açıkça görüyoruz.

Doğanın bize gösterdiği üzere kriz anlarında bireysel olarak dağılmak yerine kenetlenmek ve dayanışmayı artırmak, en karanlık sularda bile doğru yolu bulmanın en etkili yolu olabilir.
0 görüntülenme
1
0 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
H D
H D
20.2K UP
2 saat önce
ota boka atlayan troller burayı da basmış tatsız
0 görüntülenme
0
0 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Ferit Görür
Ferit Görür
299.7K UP
3 saat önce
Kedilerin birbirini yalamasını hep bir dostluk, sevgi göstergesi sanırız. Ne kadar tatlı, değil mi? Ama işin aslı biraz daha karmaşık. Bazen evet, bağ kurmak, karşılıklı rahatlamak (özellikle kulaklardaki sinir uçları sayesinde) için yapılıyor bu. Ama bazen de gergin bir anda kavgayı önlemek için "uzlaşma" sinyali olabilir. Hatta boyun bölgesini yalamak, ince bir tehdit bile taşıyabiliyor. Yani "seni seviyorum" kadar, "geri dur" anlamı da çıkabilirmiş! Kedilerin sosyal dünyası düşündüğümüzden çok daha katmanlı. Tam olarak ne hissettiklerini asla bilemeyiz, ama bu gizemli halleri de onları büyüleyici kılıyor. Bir dahaki sefere daha dikkatli izlemek lazım.
0 görüntülenme
0
0 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Daha Fazla İçerik Göster
Popüler Yazılar
30 gün
90 gün
1 yıl
Evrim Ağacı'na Destek Ol

Evrim Ağacı'nın %100 okur destekli bir bilim platformu olduğunu biliyor muydunuz? Evrim Ağacı'nın maddi destekçileri arasına katılarak Türkiye'de bilimin yayılmasına güç katın.

Evrim Ağacı'nı Takip Et!
Keşfet
Ara
Yakında
Sohbet
Agora

Bize Ulaşın

ve seni takip ediyor
Türkiye'deki bilimseverlerin buluşma noktasına hoşgeldiniz!

Şifremi unuttum Üyelik Aktivasyonu

Şifrenizi mi unuttunuz? Lütfen e-posta adresinizi giriniz. E-posta adresinize şifrenizi sıfırlamak için bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Eğer aktivasyon kodunu almadıysanız lütfen e-posta adresinizi giriniz. Üyeliğinizi aktive etmek için e-posta adresinize bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Close
"Önümüzdeki yolculuğun bir sonu olduğunu bilmek güzel. Nihayetinde önemli olan, yolculuğun kendisi."
Ursula K. LeGuin
Kapak Görseli Seç
Videodan otomatik olarak çıkartılan karelerden birini seçin.
Kareler yükleniyor…
Videoyu kaydırarak istediğiniz kareyi seçin.
0:00 / 0:00
Kendi kapak görselinizi yükleyin. Görsel otomatik olarak kırpılacaktır.
Görseli sürükleyin veya tıklayın PNG, JPG veya WEBP (Maks. 10MB)