Keşfedin, Öğrenin ve Paylaşın
Evrim Ağacı'nda Aradığın Her Şeye Ulaşabilirsin!
Paylaşım Yap
Keşfet
Akış
İçerikler
Gündem
Gönderiler
Hareket
Dil
Tüyler
Geometri
Akıl
Hipokampus
Kuantum
Karar Verme
Makroevrim
Nöron
Enerji
Basınç
Fizik
Ağaç
Gen İfadesi
İmmünoloji
Ölüm
Hamilelik
Gıda Güvenliği
Bağışıklık
Sars Virüsü
Biyoloji
Enzim
Radyoaktif
Kurbağa
Aklımdan Geçen
Komünite Seç
Aklımdan Geçen
Fark Ettim ki...
Bugün Öğrendim ki...
İşe Yarar İpucu
Bilim Haberleri
Hikaye Fikri
Video Konu Önerisi
Başlık
Bugün Türkiye'de bilime ve bilim okuryazarlığına neler katacaksın?
Güncel Bilim Haberleri
Bağlantı
Ekle
Soru Sor
Stiller
Kurallar
Komünite Kuralları
Bu komünite, aklınızdan geçen düşünceleri Evrim Ağacı ailesiyle paylaşabilmeniz içindir. Yapacağınız paylaşımlar Evrim Ağacı'nın kurallarına tabidir. Ayrıca bu komünitenin ek kurallarına da uymanız gerekmektedir.
1
Bilim kimliğinizi önceleyin.
Evrim Ağacı bir bilim platformudur. Dolayısıyla aklınızdan geçen her şeyden ziyade, bilim veya yaşamla ilgili olabilecek düşüncelerinizle ilgileniyoruz.
2
Propaganda ve baskı amaçlı kullanmayın.
Herkesin aklından her şey geçebilir; fakat bu platformun amacı, insanların belli ideolojiler için propaganda yapmaları veya başkaları üzerinde baskı kurma amacıyla geliştirilmemiştir. Paylaştığınız fikirlerin değer kattığından emin olun.
3
Gerilim yaratmayın.
Gerilim, tersleme, tahrik, taciz, alay, dedikodu, trollük, vurdumduymazlık, duyarsızlık, ırkçılık, bağnazlık, nefret söylemi, azınlıklara saldırı, fanatizm, holiganlık, sloganlar yasaktır.
4
Değer katın; hassas konulardan ve öznel yoruma açık alanlardan uzak durun.
Bu komünitenin amacı okurlara hayatla ilgili keyifli farkındalıklar yaşatabilmektir. Din, politika, spor, aktüel konular gibi anlık tepkilere neden olabilecek konulardaki tespitlerden kaçının. Ayrıca aklınızdan geçenlerin Türkiye’deki bilim komünitesine değer katması beklenmektedir.
5
Cevap hakkı doğurmayın.
Aklınızdan geçenlerin bu platformda bulunmuyor olabilecek kişilere cevap hakkı doğurmadığından emin olun.
Size Özel
Makaleler
Rastgele Soru
Ufuk Derin
Ufuk Derin
3.3M UP
23 Şubat 2024
Tardigradlar, Dünya'nın ve uzayın zorlu koşullarında hayatta kalabilen ve araştırma için Uluslararası Uzay İstasyonu'na bile götürülen sıra dışı canlılardır. Yeni bir araştırma, bunun sırrını çözmüş olabilir. Zorlu çevre koşullarında tardigradların vücutları kararsız serbest radikaller üretir. Araştırmacılar, hayatta kalma mekanizmasının sistein adı verilen aminoasitin bu radikallerle temas edip oksitlendiğinde başladığını keşfetti.
Bu gönderi Evrim Ağacı tarafından öne çıkarılmıştır.
6
0 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Gündem
Güncel Bilim Haberleri
Ece Müker
Ece Müker
636.0K UP
4 saat önce
NASA, gelecekteki uzay görevleri için geliştirilen yeni nesil bir işlemciyi test etmeye başladı. Microchip Technology ile ortaklık içinde geliştirilen "Yüksek Performanslı Uzay Bilişimi" (High Performance Spaceflight Computing) çipi, şu anda kullanılan uzay işlemcilerinden 500 kat daha güçlü olduğunu kanıtladı.
 
El ayasına sığan bu sistem-üzeri-çip (SoC) tasarımı, işlemci birimleri, bellek ve ağ bileşenlerini tek bir pakette birleştiriyor. Standart bilgisayar çiplerinden farklı olarak uzayın zorlu koşullarına; kozmik radyasyona, aşırı sıcaklık değişimlerine ve yüksek enerjili güneş parçacıklarına dayanıklı biçimde tasarlandı.
 
Çipin en önemli hedeflerinden biri otonom uzay araçlarına zemin hazırlamak. Şu anda bir spacecraft bir sorunla karşılaştığında Dünya'dan komut beklemek zorunda kalıyor; bu süreç saatlerce hatta günlerce sürebiliyor. Yeni işlemci sayesinde araçlar, yapay zeka sistemleri aracılığıyla anlık kararlar alarak beklenmedik durumlara bağımsız yanıt verebilecek.
 
NASA'nın JPL merkezinde Şubat ayında başlayan testler; radyasyon, termal ve darbe deneyleri ile gerçek NASA görevlerinden alınan yüksek çözünürlüklü iniş senaryolarını kapsıyor. Testler birkaç ay daha sürecek; sertifikasyonun ardından çip Dünya yörüngesi uyduları, diğer gezegen yüzeylerindeki keşif araçları ve Ay ile Mars görevlerinde kullanılmak üzere hazır hale getirilecek.

Bu gönderi Evrim Ağacı tarafından öne çıkarılmıştır.
2
0 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Ece Müker
Ece Müker
636.0K UP
4 saat önce
Scientific Reports dergisinde yayımlanan yeni bir çalışma, Güneydoğu Asya'da bugüne kadar bulunan en büyük dinozor türünü tanımlıyor. Tayland'ın Chaiyaphum eyaletinde keşfedilen bu sauropod, yaklaşık 27 metre uzunluğunda ve 30 ton ağırlığındaydı; bu ağırlık dört büyük Afrika fil savana filinin toplamına ya da üç T. rex'e denk geliyor.
 
University College London'dan doktora öğrencisi Thitiwoot Sethapanichsakul liderliğindeki araştırma ekibi, fosilleri Nagatitan chaiyaphumensis olarak adlandırdı. İsmin ilk kısmı Güneydoğu Asya mitolojisindeki yılan benzeri Naga'ya, ikinci kısmı "titan" yani dev anlamına geliyor.
 
Fosiller ilk kez 2016'da yerel bir sakin tarafından bulundu; 2019'a kadar süren ilk kazı çalışmalarının ardından finansman kesildi ve 2024'te yeniden başlandı. Araştırmacıların tam iskeleti yok; boyut tahminleri omurga, kaburga, pelvis ve bacak kemiklerine dayanıyor. Ön bacak kemiğinin uzunluğu yaklaşık 1,8 metreye ulaşıyor.
 
Geç Erken Kretase dönemine (100-120 milyon yıl önce) tarihlenen bu sauropod, o dönemin en büyük dinozorları arasında "üst orta" bir büyüklüğe sahip. Araştırmacılar bunu, Orta Kretase'de Çin, Güney Amerika ve Afrika'da ortaya çıkan devasa sauropodlara giden evrimsel yolun bir parçası olarak değerlendiriyor. Tayland'dan keşfedilen 14. dinozor türü olan Nagatitan, aynı zamanda ülkenin "son titanı" olarak da nitelendiriliyor; mevcut jeolojik koşullar nedeniyle bu bölgede daha büyük dinozor kalıntısı bulunması beklenmiyor.

Bu gönderi Evrim Ağacı tarafından öne çıkarılmıştır.
2
0 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Ece Müker
Ece Müker
636.0K UP
1 gün önce
Nature dergisinde yayımlanan çığır açıcı bir çalışmada Duke Üniversitesi'nden Kafui Dzirasa liderliğindeki araştırmacılar, beyindeki sinir devrelerini uzun vadeli ve hassas biçimde yeniden programlamaya olanak tanıyan tamamen yeni bir biyomühendislik aracı geliştirdi. "LinCx" (Long-term Integration of Circuits using Connexins) adı verilen bu yaklaşım, iki farklı hücre tipini birbirine elektriksel sinaps yoluyla bağlayarak devre düzeyinde kalıcı değişiklikler yaratıyor.
 
Araştırmacılar, beyaz levrek balığından elde edilen iki koneksin proteini olan Cx34.7 ve Cx35'i mühendislik yöntemiyle yeniden tasarladı. Bu mutant proteinler yalnızca birbirleriyle bağlanacak şekilde optimize edildi; memelilerin sinir sisteminde doğal olarak bulunan diğer koneksinlerle etkileşime girmiyor. Böylece iki farklı nöron tipinin zarları arasında seçici ve kontrollü bir elektriksel sinaps kurulabiliyor.
 
Yöntem hem solucan hem de fare modellerinde doğrulandı. Farelerde uyarıcı piramidal nöronlar ile inhibe edici PV+ internöronlar arasına LinCx yerleştirildiğinde devre senkronizasyonu arttı ve fareler sosyal ilgi ile keşif davranışı testlerinde belirgin iyileşme gösterdi. Öte yandan prefrontal korteks ile mediyal dorsal talamus arasındaki uzun mesafeli bağlantı güçlendirildiğinde fareler stres tepkilerini daha başarılı yönetti.
 
LinCx, optogenetik ve DREADD gibi mevcut araçlardan farklı olarak harici bir uyarıcı gerektirmiyor ve iki farklı hücre tipini tek tek hedefleyebiliyor. Araştırmacılar bu teknolojinin otizm, depresyon ve diğer devre bozukluklarıyla ilişkili beyin hastalıklarının tedavisine yönelik yeni kapılar açabileceğini öngörüyor.

Bu gönderi Evrim Ağacı tarafından öne çıkarılmıştır.
4
0 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Ece Müker
Ece Müker
636.0K UP
1 gün önce
Çin'de bulunan beş erkek ve bir kadına ait Homo erectus dişlerinin analizi, erken insan akrabaları arasındaki karmaşık ilişkilere dair çarpıcı ipuçları sunuyor. Çin Omurgalı Paleontoloji ve Paleoantroproloji Enstitüsü'nden Qiaomei Fu liderliğindeki ekip, 400.000 yıllık bu dişlerin minesi proteinlerini inceledi.
 
Altı dişin tamamında, diş minesi proteininde iki önemli mutasyon tespit edildi. Bunlardan biri daha önce hiç gözlemlenmemişti ve H. erectus'un Doğu Asya kökenli bireylerine özgü olabilir. İkinci mutasyon ise çok daha dikkat çekici: Bu genetik varyant hem modern insanların küçük bir kesiminde hem de soyu tükenmiş akrabamız Denisovaların fosillerinde de mevcut.
 
Bu bulgu, H. erectus ile Denisovaların tarihsel süreçte çiftleştiğine ve genlerin bu yolla aktarıldığına işaret ediyor. Söz konusu genetik mirasın modern insanlara ulaşması ise büyük olasılıkla atalarımızın daha sonra Denisovalerla iç içe geçmesiyle gerçekleşti. Araştırmacılar, H. erectus'un Denisovaların doğrudan bir atası olup olmadığının ya da farklı bir ilişki biçiminin söz konusu olup olmadığının henüz netlik kazanmadığını vurguluyor.
 
Smithsonian Doğa Tarihi Ulusal Müzesi'nden paleoantropolog Ryan McRae, bulgunun "yeni yöntemlerle bizi şimdiki halimize bağlayan" heyecan verici bir keşif olduğunu belirtti. DNA kalıntıları son derece kısıtlı olduğundan daha fazla fosil bulmak ve daha fazla DNA analizi yapmak, insan evriminin hikayesini pekiştirmek için kritik önem taşıyor.

Bu gönderi Evrim Ağacı tarafından öne çıkarılmıştır.
3
0 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Ece Müker
Ece Müker
636.0K UP
2 gün önce
Physics Magazine ile işbirliğiyle yürütülen ve şimdiye kadarki en kapsamlı fizikçi anketi olan "Büyük Gizem Anketi"nin sonuçları yayımlandı. Waterloo Üniversitesi'nden Niayesh Afshordi önderliğinde gerçekleştirilen anket, kozmolojinin temel sorularında bilim insanları arasında ne kadar derin görüş ayrılıkları bulunduğunu gözler önüne seriyor.
 
En çarpıcı bulgu, evrenin standart modelinin (ΛCDM) bile çoğunluk desteği alamaması. Bu sonuç, geçen yıl DESI'nin karanlık enerjinin sabit olmayabileceğine işaret eden bulgularıyla bağlantılı olabilir.
 
Yalnızca iki konuda çoğunluk görüş birliği sağlandı: Fizikçilerin yüzde 68'i Büyük Patlama'nın zamanın başlangıcını işaret etmediğini kabul ediyor; yüzde 51'i ise erken evrenin enflasyon adı verilen hızlı genişleme döneminden geçtiği görüşünde. Diğer temel sorularda tablo çok daha dağınık: Karanlık maddenin ne olduğu sorusuna verilen yanıtlarda hiçbir seçenek yüzde 25'i geçemiyor. Kuantum yerçekiminin çözümü olarak sicim teorisi yalnızca yüzde 19 oranında destek görürken halka kuantum yerçekimi yüzde 12, "yerçekimi hiç kuantize edilemez" görüşü ise yüzde 18 oranında kabul görüyor.
 
Afshordi bu tablonun aslında fizik için iyi bir haber olduğunu vurguluyor: Konsensüs yokluğu, araştırmacıların köklü farklı fikirlere hâlâ kapı açık tuttuğunu gösteriyor ve daha iyi verilerle yeni bağlantıların keşfedileceği alanları işaret ediyor.

Bu gönderi Evrim Ağacı tarafından öne çıkarılmıştır.
5
0 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Daha Fazla İçerik Göster
Popüler Yazılar
30 gün
90 gün
1 yıl
Evrim Ağacı'na Destek Ol

Evrim Ağacı'nın %100 okur destekli bir bilim platformu olduğunu biliyor muydunuz? Evrim Ağacı'nın maddi destekçileri arasına katılarak Türkiye'de bilimin yayılmasına güç katın.

Evrim Ağacı'nı Takip Et!
Keşfet
Ara
Yakında
Sohbet
Agora

Bize Ulaşın

ve seni takip ediyor
Türkiye'deki bilimseverlerin buluşma noktasına hoşgeldiniz!

Göster

Şifremi unuttum Üyelik Aktivasyonu

Göster

Şifrenizi mi unuttunuz? Lütfen e-posta adresinizi giriniz. E-posta adresinize şifrenizi sıfırlamak için bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Eğer aktivasyon kodunu almadıysanız lütfen e-posta adresinizi giriniz. Üyeliğinizi aktive etmek için e-posta adresinize bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Close
"Burjuvazinin bilim insanları, teorilerinin tanrıya veya para sahiplerine tehlike arz etmediğinden emin olurlar."
Georgi Plekhanoff
Kapak Görseli Seç
Videodan otomatik olarak çıkartılan karelerden birini seçin.
Kareler yükleniyor…
Videoyu kaydırarak istediğiniz kareyi seçin.
0:00 / 0:00
Kendi kapak görselinizi yükleyin. Görsel otomatik olarak kırpılacaktır.
Görseli sürükleyin veya tıklayın PNG, JPG veya WEBP (Maks. 10MB)