Günün ilk bayramlaşmaları yapıldı. Tabii nerede o eski bayramlar lafımız da eksik kalmasın şimdi. Ama şunu farkettim git gide soğuyoruz insanlardan. Zaten her geçen sürede bir insanlık değerimizi kaybettiğimiz ortada, artık özel günlerde bile insanlara tahammül seviyemizi kontrol edemiyoruz.
Bir zamanlar bayramlar gerçekten bayramdı. Kapı kapı dolaşmak, el öpmek, sofralarda kalabalıklar...
Şimdi o sofraların yerini ekranlar aldı, o kalabalıkların yerini toplu mesajlar. Bayramınız kutlu olsun yazısını kopyalayıp yapıştırıyoruz, karşı taraf da aynısını yapıyor, ikimiz de tatmin olmuş gibi yapıyoruz. Ama içimizde bir yerde bir şeylerin eksik olduğunu hissediyoruz.
Belki de asıl mesele insanlardan soğumak değil, insanlığa olan inancımızı yavaş yavaş yitirmek. Biri samimi davranınca acaba ne istiyor? diye düşünür olduk. Biri sıcak gülümseyince arkasını merak ediyoruz. Güveni bir lüks olarak görmeye başladık, şüpheyi ise bir zeka göstergesi.
Ve ironik olan şu ki tam da bu yüzden o eski bayramları özlüyoruz. Çünkü o günler insanlara olduğu gibi inanabildiğimiz, hesap kitap yapmadan sarılabildiğimiz zamanlardı. Belki kayıp bayramlarda değil belki kayıp o saf, savunmasız halimizde...