Bir cismi görünmez yapmak için onu yok etmeniz ya da saydamlaştırmanız şart değildir; etrafındaki ışık dalgalarını yönlendirmeniz yeterlidir. Çünkü bizler bir maddeyi ancak ışığı yansıtıp gözümüze gönderdiğinde görebiliriz. Eğer ışığın nesneye hiç çarpmadan, bir kayanın etrafından dolanan su gibi akmasını ve nesnenin arkasında bozulmadan birleşmesini sağlayabilirsek, o cisim orada dursa bile bizim için bütünüyle görünmez olur.
Peki teoride bu kadar net olan bir şeyi pratikte neden bir pelerine dönüştüremiyoruz?
Aslında mikrodalga düzeyinde bunu 2006 yılında başardık. Asıl engel, görünür ışığın dalga boyunun nanometre ölçeğinde olmasıdır. Kırmızıdan mora kadar gökkuşağının bütün renklerini aynı anda, görüntüyü bozmadan ve kırılma yaratmadan saptırabilen esnek bir metamalzeme dokumak, bugün kuantum ve malzeme mühendisliğinin sınırlarını zorluyor.
Yine de dalgaları yönlendirme konusunda doğadan ve teknolojiden çok şey öğreniyoruz:
Hayalet uçaklar, radar dalgalarını yansıtmak yerine yüzeylerindeki mikroskobik demir kürelerle emip ısıya dönüştürüyor ve radarda bir kuş kadar küçük görünüyor.
İnsan vücudu ortalama 200 Watt ısı yayar, yani karanlıkta üç akkor ampul gibi parıldarız. Grafen yüzeylerdeki elektronları kontrol eden yeni nesil akıllı kamuflajlar, arka plan ısısına saliseler içinde uyum sağlayarak bu termal parlamayı gizleyebiliyor.
Doğada ise Afrika lahana ağacı tavus güvesi, yarasaların ultrasonik ses dalgalarını emen pullarıyla tarihin ilk doğal akustik metamalzemesini geliştirdi. Araştırmacılar bu yapıdan esinlenerek ses yalıtım panelleri ve hatta deprem dalgalarını binaların etrafından savuşturan koruyucu temeller tasarlıyor.
Dolayısıyla metamalzemeler sadece optik bir pelerin hayali değildir. Dalgaları bütünüyle kontrol edebildiğimiz bir gelecekte depremlerden korunan şehirler kurabilir, şehir gürültüsünü tamamen yalıtabilir ve boşa giden mekanik titreşimlerden enerji üretebiliriz.
Sizce bu dalga bükme teknolojisi insanlığa ilk olarak hangi alanda en büyük faydayı sağlayacak?
0 görüntülenme