Hans-Beimler Caddesindeki Devlet İstatistik Ofisi; her şeyi sayıyor, her şeyi biliyor. Yılda kaç çift ayakkabı aldığımı, yılda kaç kitap okuduğumu, her yıl kaç öğrencisinin 5.0 not ortalamasıyla liseyi bitirdiğini: 6347. Fakat bir şeyi saymıyorlar... Belki de bu bürokratları bile üzdüğü için. O da intihar. Beimler caddesini arayıp Elbe ile Oder nehirleri ve Baltık Denizi ile Ore Dağları arasında umutsuzluğun kaç kişiyi ölüme sürüklediğini soracak olursanız.. sayı kahinimiz susar ve muhtemelen adınızı not eder. Devlet Güvenliği için. Ülkemizin güvenliğini ve mutluluğunu temin eden gri adamlar için. 1977'de ülkemiz intihar edenleri saymayı bıraktı. 'Kendini öldürenler' diye adlandırdılar onları. Oysa ki bu eylemin cinayetle hiç alakası yok. Bu ne kana susamışlık ne de tutkudur, sadece ölümdür... Bütün umutların ölmesidir. Saymaktan vazgeçtiğimizde, Avrupa'da insanları daha fazla intihar eden tek ülke vardı: Macaristan. Ardından biz yani 'sosyalizmin gerçekten var olduğu' ülke geliyordu. Sayılmayanlardan biri de büyük yönetmen Albert Jerska. Bugün ondan bahsetmek istiyorum...
(Başkalarının Hayatı
Das Leben der Anderen
Yönetmen Florian Henckel von Donnersmarck
Almanya, 2006)