Güvenlik kaygısının giderilmesi üzerine kurulan bir hukuk düşüncesinde, özellikle ceza ve ceza muhakemesi hukuku alanında "düşman ceza hukuku" ile karşı karşıya geliriz. Yani herkes için en geniş ve eşit özgürlük anlayışını, statükonun korunmasına feda eden, güvenliği özgürlüğün yadsınmasında bulan bir hukuk kuramı ve pratiği: Baskıcı, bir sonraki aşamasında ayrıcalıkçı, bir sonraki aşamasında hümanist ve özgürlükçü evrime doğru giden; daha ilerde yasakçı normlardan arınmış, düzenleyici ve paylaşımcı, özgürleştirici normlar örgüsüne doğru giden hukuk evrimi çizgisinden sapan; adeta bu evrim çizgisinin, ezilenlerin, yönetilenlerin mücadeleleri sonucu edinilmiş kazanımlarını sabote eden bir hukuk anlayışı... Bu alanın ünlü kuramcılarından Alman ceza hukukçusu Günter Jakobs, "tehlikenin önlenmesine yönelik bir ceza hukuku anlayışı" çalışmasında, temel hukuk ve devlet düzenini tanımayan yurttaşları "düşman" olarak nitelemenin ve onları işleyecekleri suçlarda temel haklardan yoksun bırakmanın yerinde ve gerekli olduğunu ileri sürer. Sonuçta sanık bile olamayacak derecede hakları kısıtlanan bu insanlar, yine onun deyimiyle birer unperson (kişi olmayan) olarak kişilikten çıkartılmaktadır. Bir diğer deyişle "insan", hak sahibi, birey olmayan amorf bir varlık haline getirilmektedir. Bu bakışla bir anlamda Guantanamo uygulamaları ülke sınırları içine alınmaktadır. İnsani varlığından soyutlanan bu "düşman"lar, "yurttaş ceza hukuku" kapsamındaki bir "ceza"nın amacının ve işlevinin artık muhatabı değildir. Onlar en az zararla ve en uygun yöntemlerle bertaraf edilmesi gereken tehlikelerdir.
Parçalanmış Adalet
Türkiye'de Özel Ceza Yargısı