Physical Review D dergisinde yayımlanan yeni bir çalışma, kozmolojinin en büyük açık sorunlarından biri olan Hubble gerilimine yönelik önerilen bir çözümü titiz istatistiksel yöntemlerle sınadı ve sonuç hem umut verici hem hayal kırıklığı yarattı.
Hatırlatmak gerekirse: Hubble sabiti evrenin bugünkü genişleme hızını tanımlıyor. Ancak bu sabiti iki farklı yöntemle ölçmek tutarsız sonuçlar veriyor; kozmik mikrodalga arka plan radyasyonundan elde edilen erken evren tahminleri ile yakın çevredeki yıldız ve süpernova gözlemlerine dayanan doğrudan ölçümler arasında 5-7 standart sapmalık bir uçurum var. Bu kadar büyük bir fark tesadüf olamaz.
Önerilen çözümlerden biri LsCDM modeli: Standart modelden tek farkı, karanlık enerjinin her zaman itici değil, evrenin yaklaşık üçte birlik yaşında işaret değiştirip önce çekici sonra itici davranmış olması. Bazı çalışmalar bunun Hubble gerilimini hafiflettiğini ileri sürüyordu.
Yeni çalışma bu iddiayı sorgulayan istatistiksel yaklaşımı ele alıyor: Gerilimleri ölçmek için yaygın kullanılan Gauss (çan eğrisi) yöntemi, veriler bu şekle uymadığında yanıltıcı sonuçlar verebilir. Araştırmacılar Planck, DESI ve Pantheon Plus verileri üzerinde daha katı Gauss-dışı testler uyguladı.
Sonuç ikilik taşıyor: CMB ve galaksi kümelenmesi verileri her iki modelde de birbiriyle şaşırtıcı derecede uyumlu; erken evren kozmolojisinin temelleri sağlam. Ancak yakın çevre süpernova ölçümleri hem standart modelde hem de LsCDM'de gerçek, çözülmemiş gerilimler yaratıyor. LsCDM doğru yönde bir adım atıyor ama Hubble gerilimini ortadan kaldırmıyor. Araştırmacılar, daha iyi veri ve daha keskin teoriler olmadan bu sorunun çözülemeyeceğini vurguluyor.