İnternet bize sonsuz seçenek verdi ama karar vermeyi unutturdu. Bir film izlemek istiyorsunuz. Platformu açıyorsunuz. Binlerce içerik. Kategoriler, öneriler, yeni çıkanlar, en çok izlenenler. Kırk dakika kaydırıyorsunuz, bir şey seçemiyorsunuz, sonunda daha önce izlediğiniz bir şeyi açıyorsunuz. Seçenek sayısı arttıkça karar verme kalitesi düşüyor. Buna paradoks of choice deniyor. Barry Schwartz bunu reçel deneyleriyle gösterdi. Az çeşit sunan tezgahtan daha fazla satış oldu. Çok çeşit ilgi çekiyor ama satın alma kararını zorlaştırıyor çünkü her seçim aynı zamanda vazgeçilen alternatifleri de doğuruyor. Ne kadar çok seçenek, o kadar çok vazgeçiş, o kadar çok pişmanlık ihtimali. İnternet bunu tarihin hiçbir döneminde olmadığı ölçüde büyüttü. Müzik dinlemek istiyorsunuz, milyonlarca şarkı var. Kitap okumak istiyorsunuz, nereden başlayacağınızı bilemiyorsunuz. Yemek tarifi, seyahat rotası, kariyer tavsiyesi. Her konuda sonsuz içerik, sonsuz görüş, sonsuz çelişki. Beyin bu yükü kaldıramıyor ve en kolay çıkışı seçiyor. Ya tanıdık olana dönüyor ya da hiç karar vermiyor.Eskiden az seçenek kısıtlayıcı hissettirirdi. Şimdi çok seçenek felç edici hissettiriyor. Bolluk bazen bir özgürlük değil, yeni bir baskı biçimi. Ve en ironik kısım şu. Tüm bu seçeneklerin içinde gerçekten istediğimiz şeyi bulmak hiç bu kadar zor olmamıştı.