Physical Review Letters dergisinde yayımlanan yeni bir MIT çalışması, evrenin en büyük gizemlerinden biri olan karanlık maddeyi tespit etmek için yeni ve beklenmedik bir yol önerıyor: çarpışan kara deliklerden yayılan yerçekimi dalgaları.
Karanlık madde, elektromanyetik kuvvetle hiçbir etkileşime girmiyor; ışık dahil hiçbir şey onu doğrudan göremiyor. Ancak yerçekimiyle etkileştiği biliniyor ve evrendeki tüm maddenin yüzde 85'inden fazlasını oluşturduğu düşünülüyor. Araştırmacıların önerdiği mekanizma şöyle işliyor: Hızla dönen bir kara delik, yakınındaki belirli türde karanlık madde parçacıklarını (hafif skaler parçacıklar) "süpergışıma" adı verilen bir süreçle yüksek yoğunluğa kadar güçlendiriyor. İki kara delik birleştiğinde oluşan yerçekimi dalgaları, bu karanlık maddenin izini taşıyabiliyor.
Ekip bu modeli kullanarak LIGO-Virgo-KAGRA gözlemevlerinin kaydettiği 28 yerçekimi dalgası sinyalini inceledi. 27'si boş uzayda gerçekleşen birleşmelerle örtüşürken GW190728 adlı sinyal, karanlık madde modeliyle dikkat çekici bir uyum gösterdi. Bu, istatistiksel olarak kesin bir tespit değil; ancak araştırmacılar böyle bir yöntem olmadan bu tür sinyallerin yanlışlıkla sıradan birleşmeler olarak sınıflandırılabileceğine dikkat çekiyor.
MIT'ten araştırmacı Josu Aurrekoetxea, LVK dedektörleri veri toplamayı sürdürdükçe bu yöntemin önümüzdeki yıllarda gerçek bir karanlık madde keşfine kapı aralayabileceğini vurguluyor.