Gece Modu

Bu yazı, Science Alert isimli kaynaktan birebir çevrilmiştir. Çevirmen tarafından, metin içerisinde (varsa) açıkça belirtilen kısımlar haricinde, herhangi bir ekleme, çıkarma veya değişiklik yapılmamıştır. Bu içerik, diğer tüm içeriklerimiz gibi, İçerik Kullanım İzinleri'ne tabidir.

Bu haber 5 yıl öncesine aittir. Haber güncelliğini yitirmiş olabilir; ancak arşivsel değeri ve bilimsel gelişme/ilerleme anlamındaki önemi dolayısıyla yayında tutulmaktadır. Ayrıca konuyla ilgili gelişmeler yaşandıkça bu içerik de güncellenebilir.

Şiddet içeren içerik tüketimi ile gerçek hayattaki şiddet davranışları arasındaki bağlantı üzerine ilk uzun vadeli çalışma tamamlandı ve sonuçlara göre, bu ikisi arasında hiçbir bağlantı bulunmuyor. Aslına bakarsanız, geçen yüzyıl boyunca ortaya çıkmış tek olası eğilim, şiddet içeren video oyunları tüketimindeki artışın, genç nüfusta görülen şiddetteki azalma ile ilişkisi... 

Video oyunları, filmler ve televizyondaki şiddetin toplumdaki daha yüksek bir şiddet oranıyla nasıl bir bağlantısı olduğu üzerine yapılan tartışma 1920'lerden beri büyüyordu ve ABD'deki kitle saldırılarının artışıyla daha da alevlendi. Fakat ABD'deki Stetson Üniversitesi'nden klinik ruhbilimci Christopher Ferguson'un yaptığı yeni bir çalışma gösterdi ki medya şiddeti tüketimi ile toplumsal şiddet örnekleri arasında onyıllar boyunca anlamlı bağlantılar olmamıştı. 

Geçmişte araştırmacılar bu konuyu araştırmak için şiddet içeren filmler izleyen ve video oyunları oynayan insanların saldırganlık seviyelerini sınayan laboratuvar deneyleri yapmışlardı. Fakat Ferguson'un iddiasına göre bu laboratuvar deneyleri gerçek hayatta ne olduğunu kesin olarak yansıtmadığı için işe yarar değildi. Bu yüzden herhangi bir eğilim görebileceğini umut ederek geçmişteki birkaç onyıla bakma kararı aldı.

Ferguson, öncelikle 1920 ile 2005 yılları arasındaki film şiddeti örneklerini ve gerçek cinayet oranlarını çözümledi. Bu seneler boyunca çıkmış en ünlü filmlerdeki şiddet oranı ve sıklığını ölçmek için bağımsız değerlendirme uzmanlarından yardım aldı ve sonra bu veriyi karşılık gelen yıllardaki cinayet oranlarıyla ilişkilendirdi. Bulduğuna göre, belki 20. yüzyılın ortaları hariç, hiçbir bağlantı yapılamıyordu. Tarihteki bu noktada, cinayet oranları ve şiddet filmleri örnekleri kısa sürede arttı fakat 1990'dan sonra eğilim tersine döndü ve film şiddeti daha az cinayetle ilişkili oldu. Bu, ayrıca 1920'ler ve 1940'lar arasındaki yirmi yıl boyunca da gözlendi.

Sonrasında, Ferguson 1996'dan 2011'e kadar video oyunu tüketimi ile gençlik şiddet oranını araştırdı. ABD Eğlence Yazılımı Değerlendirme Dairesi (ESRB)'nden bağımsız değerlendirme uzmanlarından, bu yıllar arasındaki ünlü video oyunlarında bulunan şiddet seviyesi ve sıklığının miktarını belirlemede yardim alındı ve elde edilen veri o zamanki federal gençlik şiddet oranı ile bağdaştırıldı.Veri, tıpkı 1990'dan sonraki filmlerde olduğu gibi, şiddet içeren video oyunu tüketimi ile gençlik içindeki şiddet arasında ters orantı varmış gibi görünürken Ferguson sonucun bir tesadüften başkası olmadığını söylemek için hazır değildi. Fakat emin olarak söyleyebildiği şey, medya şiddetinin daha önce hiç olmadığı kadar tüketildiği bu dönemde, medya şiddetini toplumsal şiddete bağlamak için belirgin bir bulgunun kesinlikle olmadığıdır. Sonuçlar Journal of Communication dergisinde yayınlandı. Ferguson, bir basın toplantısında şöyle diyor:

Toplumun suç azaltma sorununa ayırdığı kısıtlı miktarda bir kaynağı ve ilgisi var. Sorunu yanlış tanımlamak gibi bir tehlike söz konusu, mesela medya şiddeti toplumun dikkatini yoksulluk, eğitim, mesleki eşitsizlikler veya akıl sağlığı gibi daha ciddi sorunlardan başka tarafa çekebilir. Bu araştırma toplumun gerçekten önemli olan sorunlara odaklanmasına ve gerçeklik değeri küçük olan ahlaki gündemlerle uğraşmak için gereksiz kaynakları tahsis etmesini önlemeye yardımcı olabilir.

Anlayacağınız bu, "herkes çenesini kapatsın ve hakkında endişelenecek gerçek bir şey bulsun" demenin kibar yolu.

Bu konuda daha güncel ve zıt sonuçları olabilecek bir çalışmayı ise buradan okuyabilirsiniz.

Bu yazımızda sözü edilen akademik makalenin yöntemi veya sonuçları ile ilgili bir sorunuz veya sorununuz mu var? Aşağıda, akademik makalenin yazarlarının iletişim adreslerini bulabilirsiniz.

Evrim Ağacı sadece bilimsel bir çalışmayı duyurmak ile mükelleftir; araştırmayı, araştırmacıları veya araştırmanın sonuçlarını savunmaz. Akademik bir makalenin sonuçlarını geçersiz kılmanın ana yöntemi, orijinal çalışmanın yöntemi, sonuçları veya tartışması ile ilgili hatalı noktaları tespit etmek ve bunu hakemli dergilerde yayınlamaktır. Bu yapılacak olursa, Evrim Ağacı o çalışmaları da memnuniyetle duyuracak ve/veya bu çalışmayı güncelleyecektir.

Makalenin Yazışmadan Sorumlu Yazarı :
Bu İçerik Size Ne Hissettirdi?
  • Muhteşem! 1
  • Tebrikler! 6
  • Bilim Budur! 1
  • Mmm... Çok sapyoseksüel! 0
  • Güldürdü 0
  • İnanılmaz 0
  • Umut Verici! 0
  • Merak Uyandırıcı! 1
  • Üzücü! 0
  • Grrr... *@$# 0
  • İğrenç! 0
  • Korkutucu! 1
Kaynaklar ve İleri Okuma

Evrim Ağacı'na her ay sadece 1 kahve ısmarlayarak destek olmak ister misiniz?

Şu iki siteden birini kullanarak şimdi destek olabilirsiniz:

kreosus.com/evrimagaci | patreon.com/evrimagaci

Çıktı Bilgisi: Bu sayfa, Evrim Ağacı yazdırma aracı kullanılarak 06/04/2020 22:02:39 tarihinde oluşturulmuştur. Evrim Ağacı'ndaki içeriklerin tamamı, birden fazla editör tarafından, durmaksızın elden geçirilmekte, güncellenmekte ve geliştirilmektedir. Dolayısıyla bu çıktının alındığı tarihten sonra yapılan güncellemeleri görmek ve bu içeriğin en güncel halini okumak için lütfen şu adrese gidiniz: https://evrimagaci.org/s/3285

İçerik Kullanım İzinleri: Evrim Ağacı'ndaki yazılı içerikler orijinallerine hiçbir şekilde dokunulmadığı müddetçe izin alınmaksızın paylaşılabilir, kopyalanabilir, yapıştırılabilir, çoğaltılabilir, basılabilir, dağıtılabilir, yayılabilir, alıntılanabilir. Ancak bu içeriklerin hiçbiri izin alınmaksızın değiştirilemez ve değiştirilmiş halleri Evrim Ağacı'na aitmiş gibi sunulamaz. Benzer şekilde, içeriklerin hiçbiri, söz konusu içeriğin açıkça belirtilmiş yazarlarından ve Evrim Ağacı'ndan başkasına aitmiş gibi sunulamaz. Bu sayfa izin alınmaksızın düzenlenemez, Evrim Ağacı logosu, yazar/editör bilgileri ve içeriğin diğer kısımları izin alınmaksızın değiştirilemez veya kaldırılamaz.

Soru Sorun!
Öğrenmeye Devam Edin!
Evrim Ağacı %100 okur destekli bir bilim platformudur. Maddi destekte bulunarak Türkiye'de modern bilimin gelişmesine güç katmak ister misiniz?
Destek Ol
Gizle
Türkiye'deki bilimseverlerin buluşma noktasına hoşgeldiniz!

Göster

Şifrenizi mi unuttunuz? Lütfen e-posta adresinizi giriniz. E-posta adresinize şifrenizi sıfırlamak için bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Eğer aktivasyon kodunu almadıysanız lütfen e-posta adresinizi giriniz. Üyeliğinizi aktive etmek için e-posta adresinize bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Close
“Kesin bir şekilde inanmak için, şüphe ile başlamamız gerekir.”
Stanislaw Leszczynski
İnsan Zekasının Evrimi: Neden Sadece İnsanın Beyni Bu Kadar Evrimleşmiştir?
Geri Bildirim Gönder