Gece Modu

Bu yazının içerik özgünlüğü henüz kategorize edilmemiştir. Eğer merak ediyorsanız ve/veya belirtilmesini istiyorsanız, gözden geçirmemiz ve içerik özgünlüğünü belirlememiz için [email protected] üzerinden bize ulaşabilirsiniz.

Dünya'nın Güneş çevresindeki ekseni neden yaklaşık 21° ile 24,5° arasında bir eğikliğe sahiptir? Elektron ve proton parçacıkları neden birbirlerini gözlemlediğimiz kuvvet kadar kuvvetle iter? Dünya'mız neden Güneş etrafında yaşamın elverişli olduğu yaşanabilir sınırda konumlanmıştır? Neden bir atmosferimiz vardır? Doğada bazı yapılarda neden belli oranlara (altın oran gibi) rastlarız? 

Bütün bu soruların ortak özellikleri, aynı soru kalıbını paylaşmaları: ''Neden?''. İnsanlığın bu haklı soruları nasıl cevaplandırılabilir? Kimilerimiz, tarih boyunca bu sorulardan yola çıkarak varlık-üstü bir varlık yaratmış, kimilerimiz ise ısrarcı olup sorunu daha yakından incelemek istemiş. Şimdi bizler bu noktada, bu soruların soruluşu aşamasındaki bir hataya değineceğiz. 

Yukarıdaki soruların içinden herhangi biri, bilimsel düşünmek istemeyen veya herhangi bir sebepten dolayı bilimsel düşüncenin yetersiz olduğunu düşünen insanlarca yöneltilebilir. Diğer yandan, gerçekten pozitif bir bilgiye, pozitif bir cevaba ulaşabilme amacı taşıyan insanlarca da sorulmuş olabilir. Her iki durumda da cevaplar aynı olacaktır. Cevaplar, aynı kaynaktan beslenecektir: Doğaya veya evrene dair oluşturduğumuz modeller. 

Bütün bu sorulara uzun uzadıya cevap vermeyeceğiz. Fakat yapacağımız şey, neden bu soruların, bilimin dışında kalan, bilimsel düşünce için elverişsiz olan zeminlerde üretilmiş kavramlarla cevaplanamayacağını göstermek olacaktır. 

Dünya'nın eksen eğikliğinin neden 17°, 48° ya da 65° değil de, 21° ile 24,5° arasında değiştiğine dair cevabımızda, Dünya'mızın astrofiziksel evrim sürecine değinmemiz gerekir. Dünya'mızın evrimi sırasında geçirdiği evreler, Güneş'in kütleçekiminin tarih boyunca Dünya'mızı nasıl etkilediği gibi birçok faktörün bir cevap içinde kullanılmasıyla, soruya karşılık verilmelidir. Ancak böyle bir cevabın, insan hayatıyla kıyaslanamayacak kadar uzun zaman dilimlerine değinmesi, akıllarda tedirginlik yaratabilir. Bu, ''evrim'' kavramının, biyolojik anlamı dışında nasıl anlaşılması gerektiğiyle ilişkilidir. 

Evrenin diğer bazı sabitleri için de bu tip sorular sorulabilir. Hatta bu soruları kasıtlı olarak kullanan, bilimsel düşünceye karşıt, bazı yaratılışçı çevreler bile mevcut. Hareket ettikleri temel, ''...böylesi sabitler, insan yaşamı için hassas biçimde ayarlanmış olup, sürekli korunur.'' gibi bir temeldir. Ancak yukarıda da değindiğimiz gibi, bu tip sayılar, oraya konmuş ve geçmişten bugüne korunmuş sayılar değildir. Sabitler de evrenin kendisiyle beraber devinir. Düşünebilen insanın ortalama 70 yıllık yaşamı, bu sabitlerin değişimini gözlemlemek için yetmeyebilir. Örneğin, uzayın da bir sıcaklığı vardır. Bu sıcaklık, 2,725 Kelvin kadar olup, Büyük Patlama'nın kalıntısı olan, kozmik fon ışımasının sıcaklığıdır. Bu ışıma, evrenin her noktasını doldurur. Bizi daha çok ilgilendiren ise bu sıcaklığın giderek düşmesidir. Örneğin Büyük Patlama'dan 300.000 yıl sonra, bu sıcaklık 3000 Kelvin kadardı. 

Bunun gibi birçok sayı, değişir. Yaşamın dünya üzerinde yeşermesi de bütün evren sayılarının el ele vermesi sonucunda meydana gelmiştir; ancak bu sayılar, belli bir amaç doğrultusunda bir araya gelmemiş, anlaşmamışlardır. Diğer bir deyişle, insan, evrenin bir sebebi değil; bir sonucudur; trilyonlarca sonucundan biridir. İşin zarif yanı, zamanı geldiğinde Dünya üzerindeki yaşama son verecek olan da, bu sayılardan bazıları olacaktır. 

Sevgiler.

Bu İçerik Size Ne Hissettirdi?
  • 0
  • 0
  • 0
  • 0
  • 0
  • 0
  • 0
  • 0
  • 0
  • 0
  • 0
  • 0

Evrim Ağacı'na her ay sadece 1 kahve ısmarlayarak destek olmak ister misiniz?

Şu iki siteden birini kullanarak şimdi destek olabilirsiniz:

kreosus.com/evrimagaci | patreon.com/evrimagaci

Çıktı Bilgisi: Bu sayfa, Evrim Ağacı yazdırma aracı kullanılarak 22/09/2019 03:33:32 tarihinde oluşturulmuştur. Evrim Ağacı'ndaki içeriklerin tamamı, birden fazla editör tarafından, durmaksızın elden geçirilmekte, güncellenmekte ve geliştirilmektedir. Dolayısıyla bu çıktının alındığı tarihten sonra yapılan güncellemeleri görmek ve bu içeriğin en güncel halini okumak için lütfen şu adrese gidiniz: https://evrimagaci.org/s/892

İçerik Kullanım İzinleri: Evrim Ağacı'ndaki yazılı içerikler orijinallerine hiçbir şekilde dokunulmadığı müddetçe izin alınmaksızın paylaşılabilir, kopyalanabilir, yapıştırılabilir, çoğaltılabilir, basılabilir, dağıtılabilir, yayılabilir, alıntılanabilir. Ancak bu içeriklerin hiçbiri izin alınmaksızın değiştirilemez ve değiştirilmiş halleri Evrim Ağacı'na aitmiş gibi sunulamaz. Benzer şekilde, içeriklerin hiçbiri, söz konusu içeriğin açıkça belirtilmiş yazarlarından ve Evrim Ağacı'ndan başkasına aitmiş gibi sunulamaz. Bu sayfa izin alınmaksızın düzenlenemez, Evrim Ağacı logosu, yazar/editör bilgileri ve içeriğin diğer kısımları izin alınmaksızın değiştirilemez veya kaldırılamaz.

Soru Sorun!
Öğrenmeye Devam Edin!
Evrim Ağacı %100 okur destekli bir bilim platformudur. Maddi destekte bulunarak Türkiye'de modern bilimin gelişmesine güç katmak ister misiniz?
Destek Ol
Gizle
Türkiye'deki bilimseverlerin buluşma noktasına hoşgeldiniz!

Göster

Şifremi unuttum Üyelik Aktivasyonu

Göster

Şifrenizi mi unuttunuz? Lütfen e-posta adresinizi giriniz. E-posta adresinize şifrenizi sıfırlamak için bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Eğer aktivasyon kodunu almadıysanız lütfen e-posta adresinizi giriniz. Üyeliğinizi aktive etmek için e-posta adresinize bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Close
“Şu ana kadar Evrim Kuramı'nı çürütebilen bir argüman var olmadı. Ancak eğer ki bir gün olursa, bunu keşfeden bir bilim insanı olacaktır, bir aptal değil.”
Richard Dawkins
Geri Bildirim Gönder