Esrarengiz Phoenix Işıkları

Bu yazının içerik özgünlüğü henüz kategorize edilmemiştir. Eğer merak ediyorsanız ve/veya belirtilmesini istiyorsanız, gözden geçirmemiz ve içerik özgünlüğünü belirlememiz için [email protected] üzerinden bize ulaşabilirsiniz.

Soru: Yakın bir zamanda Phoenix’de gökyüzünde görülmüş garip ışıklardan bahsedildiğini duydum. Bunların uzaylı olduğunu sanmıyorum ama ne olduklarını bilen biri var mı? (J. Griffith)

Cevap: Aslına bakarsanız evet, ne olduklarını biliyoruz. 21 Nisan 2008 akşamında Phoenix, Arizona’da yaşayan yüzlerce insan, polisi ve yerel haber merkezlerini arayıp dört (bazı görgü tanıklarına göre beş) parlak, kırmızı ışığın şehrin üzerinde sessizce süzüldüğü ihbarında bulunmuştur. Bulundukları konumlarla bir üçgen şekli oluşturan bu ışıklar bir süre sonra konum değiştirerek dikdörtgen şekline geçmiş, daha sonra da teker teker kaybolmuşlardır.

Hava Kuvvetleri söz konusu tarihte bölgede hiç bir hava aracının bulunmadığını belirtmiş ve bu gizemi aydınlatmaya yardımcı olamamıştır. FAA (Federal Havacılık Kurulu) sözcüsü Ian Gregor konu hakkında şunları söylemiştir: “Pazartesi gecesi gökyüzünde kırmızı ışıklar gördüğünü söyleyen birçok kişiden ihbar aldığımız doğrudur. Bunların arasında birkaç hava trafik kontrolörü de [Phoenix Deer Valley Havaalanında çalışan] bulunmaktadır. Ancak radar ekranlarımızda normalin dışında herhangi bir hedef ya da tanımlanamayan bir hava aracı yoktu… Işıkların nereden geldiğini bilmiyoruz” (Sunnucks 2008).

Konuyla ilgili birçok teori üretilmiştir ve elbette bunlar arasında en popüler olanları da UFO ve uzaylılarla ilgili olanlardır. Bu ışıklar bir uzaylı işgalinin başladığını mı göstermekteydi? Dünyalılar How to Serve Man?* kitabını aramaya başlamalılar mıydı?

Işıklar bir gizem olarak kaldı ve tüm dünyada haberlere konu oldu. İki gün sonra ise yerel bir televizyon kanalında kimliğini gizleyen birinin yaptığı şaşırtıcı bir itirafla olay bambaşka bir hal aldı. Bu kişi UFO ışıklarını, helyum gazıyla şişirilmiş balonlara bağladığı işaret fişeklerini (road flares) birer dakika aralıklarla gökyüzüne bırakarak yarattığını söylüyordu. İnsanların bir kısmı bu kandırmacaya gülüp geçerken bir kısmı oldukça sinirlenmiştir; ayrıca komplo teorilerine düşkün birçok UFO meraklısı da yapılan açıklamaya pek inanmamıştır.

Sırf birinin çıkıp da böyle bir oyun oynadığını itiraf etmesi olayın tamamen çözülmüş olduğu anlamına gelmez tabi. Sonuçta insanların, gerçekte yapmadıkları şeyler hakkında yalan söyleyip ‘yaptım’ dedikleri oluyor. Tek başına bir itiraf (özellikle de kimliğini açıklamayan biri tarafından yapılmışsa) elle tutulur bir kanıtla desteklenmedikçe yeterince güvenilir değildir. İsterseniz olayı şüpheci bir araştırmacının bakış açısıyla inceleyelim. 

Işıkların oluşturduğu şekil bağımsız olarak hareket eden nesnelerle uyumlu, bir hava aracında sabit duran ışıklarla değil. Işıklar havaya birlikte yükselmişler, aynı hava akımındayken genel olarak aynı şekilde kalmışlar, yükseldikçe de birbirlerinden uzaklaşmışlardır. Hatta hava alanı çalışanları “izledikleri esnada ışıkların yükseldiklerini” belirtmişlerdir (Associated Press 2008).

Yani ışıklar havada dikey bir şekilde hareket ederken görülmüşlerdir (balonlar gibi), yatay bir şekilde hareket ederken değil (hava araçları gibi). Ayrıca yatay olarak hareket ettiklerinde de doğuya doğru ilerlemişlerdir, rüzgarla aynı yönde yani. 

Hava trafik kontrolörleri radarlarında herhangi bir şeyin gözükmediğini bildirmişlerdir. Eğer söz konusu ışıklar, metal bir uzay aracının ya da uçağın görünen tek kısmı olsalardı radarda gözükürlerdi. Ancak küçük balonlardan, işaret fişeklerinden ve misinadan oluşmuş “UFO”lar radarda gözükmezler. 

Işıkların gözden kaybolma şekilleri de itiraf edilen kandırmacayı destekler nitelikte. Bu ışıklar bir hava aracının yapacağı şekilde yüksek hızlarda birden bire uzaklaşmamışlardır. Ayrıca aniden ve gizemli bir şekilde de ortadan kaybolmamışlardır. Aksine olayın görgü tanıkları ışıkların teker teker kaybolmadan önce on beş ila otuz dakika arası gökyüzünde göründüklerini belirtmiştir. Bu, aynen sırayla yakılıp gökyüzüne bırakılan fişeklerden bekleyeceğimiz şeydir: yukarı çıkarlar, yaklaşık yirmi dakika kadar yanık kalırlar daha sonra ilk fişek söner. Bir iki dakika sonra ikincisi söner ve diğerleri de aynen bu şekilde sönmeye devam ederler. 

Bu ışıkların esrarengiz ve açıklanamaz olmalarını gerçekten isteyen UFO meraklıları için bitirici vuruş olarak: 

Bu oyunu oynayan kişinin komşularından Bay Mailo diye biri, komşusunun helyum balonlarını ve fişekleri gökyüzüne bırakışını kendi gözleriyle görmüş. Mailo fişeklerin akşam saat 8 gibi yakıldığını söylemiştir, yani UFO ışıkları görülmeye başlamadan hemen önce. 

Tüm bunlar 2008 yılı gizemli Phoenix Işıklarını açıklıyor. Gökyüzünde görülen nesnelerin, özellikle de gece görülmüşlerse, ne olduklarını anlamak oldukça güç olabilir ve bu ışıkların da birçok insanın aklını karıştırmasına şaşırmamak gerek. Bir “UFO gördüm” iddiası için gerekli olan tek şey gökyüzünde gördüğü bir ışığın ya da nesnenin ne olduğunu tam olarak anlayamamış bir insandır. 

Bu olay Phoenix’in karanlık göğünde garip ışıkların ortaya çıktığı ilk olay değil. 1997 yılında da benzer ışıklar görüldüğü yönünde ihbarlar olmuştu; o zaman da ordu, yakınlarda bulunan bir test sahası üzerinde fişek atıyordu. Ancak bir çok UFO meraklısı, olayın üzerini kapatmak için uydurulmuş bir hikaye olduğunu söyleyerek bu açıklamayı kabul etmemiştir. UFO vakalarının hepsi birilerinin oynadığı oyunlar ya da yaptığı sahtekarlıklar değildir; aslına bakarsanız bu vakaların çoğu sadece basit bir yanlış anlamadan ibarettir. Ancak bu olay halkı kandırmanın ve medyada karışıklık yaratmanın ne kadar kolay olduğunu bize göstermektedir. 

*Ç.N.: Kitabın adında geçen ‘serve’ kelimesi hem ‘hizmet etmek’ hem de ‘yemek olarak sunmak’ anlamına gelmektedir. Böyle bir kitap bulunmamakla birlikte büyük ihtimalle The Twilight Zone dizisinin 1962 yılında yayınlanmış bir bölümü olan “To Serve Man”e bir atıfta bulunulmaktadır. Bu bölümle ilgili daha fazla bilgi için buraya tıklayınız.

Yazan: Ben Radford

Çeviren: Fatma Özhan

Düzenleyen: Arsel Acar

Kaynak: CSICop

Kuru Su

7'den 70'e Nanoteknoloji!

Yazar

Katkı Sağlayanlar

Çağrı Mert Bakırcı

Çağrı Mert Bakırcı

Editör

Evrim Ağacı'nın kurucusu ve idari sorumlusudur. Popüler bilim yazarı ve anlatıcısıdır. Doktorasını Texas Tech Üniversitesi'nden almıştır. Araştırma konuları evrimsel robotik, yapay zeka ve teorik/matematiksel evrimdir.

Konuyla Alakalı İçerikler
  • Anasayfa
  • Gece Modu

Göster

Şifremi unuttum Üyelik Aktivasyonu

Göster

Göster

Şifrenizi mi unuttunuz? Lütfen e-posta adresinizi giriniz. E-posta adresinize şifrenizi sıfırlamak için bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Eğer aktivasyon kodunu almadıysanız lütfen e-posta adresinizi giriniz. Üyeliğinizi aktive etmek için e-posta adresinize bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Close
Geri Bildirim