Yurdunu Kaybeden Adam

Yurdunu Kaybeden Adam

Kitap1957
EA Puanı
8,0/10
1 Kişi
Puan Ver
Tanıtım

Cengiz Dağcı'nın 1957 yılında yayımlanan "Yurdunu Kaybeden Adam" adlı eseri, İkinci Dünya Savaşı'nın yıkıcı etkileri altında parçalanmış bir hayatın ve aidiyet arayışının hikayesini anlatır. Roman, Stalin döneminde Sovyetler Birliği'nin baskıcı rejiminden kaçan, savaşın ortasında kalan ve vatanından...

Yazar
Cengiz Dağcı
Dili
Türkçe
Orijinal Dili
Türkçe
Yayınlanma Tarihi
01 Ocak 1957
Yayınevi
Ötüken Neşriyat
Son Baskı Sayısı
28
Eser Hakkında Daha Fazla Bilgi
Sayfa Sayısı256
ISBN-106-254-08203-9
ISBN-13978-9-7543-7061-4
Boyutları13,8 x 20,8 cm
Son Baskı Tarihi2018-08-18
CiltCiltsiz
Yazar Hakkında
Cengiz Dağcı (1919-2011), Kırım Tatarı asıllı, Türk edebiyatının önemli isimlerinden biridir. Kırım'ın Yalta şehrinde doğan Dağcı'nın hayatı, İkinci Dünya Savaşı sırasında Almanlara esir düşmesiyle kökten değişmiştir. Savaşın ardından İngiltere'ye yerleşmiş ve hayatının geri kalanını burada sürgünde geçirmiştir. Tüm edebiyat yaşamını vatan hasreti, sürgün acısı ve Kırım Tatarlarının yaşadığı trajediyi anlatmaya adayan Dağcı, eserlerini Türkiye Türkçesiyle kaleme almıştır.
Özet
Hikâyenin başkahramanı olan isimsiz genç, Kırım'da bir köyde, annesi Safiye ile huzurlu bir yaşam sürerken, dünya savaşı patlak verir. Sovyet ordusunun Almanlara karşı cephelerinde savaşmaya gönüllü olarak katılan genç, bir çatışma sırasında Almanlara esir düşer. Esaretinin ilk günlerinde, ölüm ve işkence korkusu yaşasa da, Almanların onu ve diğer esirleri Kırım Tatarları oldukları için "esir işçi" olarak Almanya'ya gönderme kararı, onun hayatını geri dönülmez şekilde değiştirir. Bu durum, onu vatanından fiziki olarak ayırmanın ilk adımı olur. Almanya'da, bir çiftlikte çalıştırılmaya başlayan genç, ağır koşullar ve soğuk bir ortamda yaşamak zorunda kalır. Buradaki asıl mücadelesi fiziksel yorgunluktan çok, ruhsal bir boşluk ve yalnızlık hissiyle olur. Geceleri, rüyalarında Kırım'ı, annesinin yüzünü, köyünün manzaralarını, çocukluk anılarını görür. Bu anılar, ona bir yandan yaşama gücü verse de, bir yandan da geri dönme umudu kalmadığı için derin bir acıya sebep olur. Romanın en can alıcı noktası, savaşın sonlarına doğru, kahramanın, Stalin rejiminin 1944 yılında Kırım Tatarlarının tamamını sürgün ettiğini öğrenmesidir. Bu haber, onun içinde kalan son umut kırıntısını da yok eder. Artık fiziksel olarak geri dönme imkânı olsa bile, dönecek bir yurdu kalmamıştır. Ailesinin ve halkının acı kaderini öğrenmek, onun kişisel trajedisini kitlesel bir felakete dönüştürür.
romansavaştürk edebiyatıvatan

Benzer Eserler

Tüm Reklamları Kapat
Eseri Ekleyen