Dil Tarihi Miti: Diller Tek Bir Tarihi Paylaşmıyor

Bu yazının içerik özgünlüğü henüz kategorize edilmemiştir. Eğer merak ediyorsanız ve/veya belirtilmesini istiyorsanız, gözden geçirmemiz ve içerik özgünlüğünü belirlememiz için [email protected] üzerinden bize ulaşabilirsiniz.

Bir dil mitine göre diller tek bir tarihi paylaşmaz ama farklı bileşenler farklı yörüngelerde farklı oranlarda evrimleşir. Pasifik dilleri üzerine yapılan geniş çaplı bir çalışma, dilbilgisi değişimini yönlendiren güçlerin sözcüksel değişimi yönlendiren güçlerden farklı olduğunu ortaya koymaktadır. Sözcük değişime karşı daha dayanıklıyken dilbilgisi daha hızlı değişir ve etkileşimde bulunmayan dillerle olan temastan etkilenir.

Max Planck İnsanlık Tarihi Bilimi Enstitüsündeki bilim insanlarının öncülük ettiği uluslararası bir araştırma ekibi, bir dilin dilbilgisi yapılarının zaman içerisinde sözcüklerden daha hızlı değiştiğini o alanda uzun süredir devam eden bir varsayımı çürüterek keşfetti. 2 Ekim 2017’de PNAS (Proceedings of the National Academy Of Sciences)’da yayınlanan bir çalışmada, 81 Avustronezya dili, dilbilgisi yapılarının ve sözlükçelerin detaylı bir veri tabanı baz alınarak incelendi. Araştırmacılar, tek bir aileden ve coğrafi bölgeden gelen tüm bu dilleri karmaşık bir modellemeyi kullanıp inceleyerek dillerin farklı yönlerinin nasıl hızlı değiştiğini saptayabildiler. Araştırmada, dillerin sözlükçe ve dilbilgisini birbirlerinden oldukça farklı süreçlerin biçimlendirdiği görüldü; sözlükçenin yeni diller oluştuğunda daha fazla değiştiği ve dilbilgisi yapılarının diğer diller ile temastan sözlükçeye göre daha fazla etkilendiği bulgulandı.

Dilbilimciler için ilgi çekici bir soru da dilin tüm yönlerinin zaman içinde aynı tarihi paylaşan dilbilgisi, biçimbilim, sesbilim, sözlükçe gibi yönleriyle bütünleşmiş bir sistem olarak evrimleşip evrimleşmediği veya dillerin farklı yönlerinin farklı tarihleri gösterip göstermediğidir. Peki, her sözcüğün kendi tarihi var mı? Max Planck İnsanlık Tarihi Bilimi ve Psikodilbilim Enstitüsü, Avustralya Ulusal Üniversitesi, Oxford Üniversitesi ve Uppsala Üniversitesi'nden araştırmacıların da dâhil olduğu uluslararası bir ekip tarafından yapılan şu anki çalışma, 80'den fazla Avustronezya dili için bu soruyu hem dilbilgisini yapılarını hem de sözlükçeyi karşılaştırarak ele aldı. Bu çalışma, sadece çok sayıda sözcüğü değil, aynı zamanda coğrafi olarak gruplandırılmış dillerden de çok sayıda dilbilgisi öğelerini incelemek için en yeni bilişimsel hesaplama yöntemlerini de uyguladı ve bu yöntemler önemli ve derin karşılaştırmalara olanak sağladı.

Kelimelerin ve dilbilgisindeki değişim oranlarındaki önemli patlamaların farklı konumlarını gösteren dillerin haritası ve <span class=soy ağacı. Telif: Greenhill et al., Proceedings of the National Academy of Sciences" src="/public/uploads/photos/1-themythoflan.jpg" style="width: 560px; height: 336px;" />

İlginç bir şekilde, bu çalışma dilbilgisi yapılarının ortalama olarak sözcükten daha hızlı değiştiğini ortaya çıkardı. Araştırmanın sorumlu yazarı olan Max Planck İnsanlık Tarihi Bilimi Enstitüsü'nden Simon Greenhill şöyle açıklıyor:

“Dillerin temel sözcük dağarcıklarında ve dilbilgisi özelliklerinin değişim oranlarında çarpıcı farklar gözlemledik. Dilbilgisi özellikleri ve yapıları, sözcüklere göre çok daha hızlı değişiyor ve komşu dillerden daha fazla etkileniyor. Sözcükler ise yeni diller meydana geldikçe değişmekteler.”

Bir diğer yazar Stephen Levinson:

"Bu beklenmedik bir bulgudur, çünkü birçok kişi, dilbilgisinin dilbilimin geçmişine sözcük dağarcığından daha derin bir bakış açısı kazandırabileceğini düşünür. Ancak bulgular konusunda dikkatli olunması için hala bazı sebepler vardır: Biz değişime kapalı sözcük dağarcığını herhangi bir şekilde sınırlamadığımız çeşitli dilbilgisi değişkenleriyle karşılaştırdık ve çalıştığımız dil ailelerinin takımadaların sömürgeleşme sürecinde farklılaşması olağandışıdır. Ancak net olan şey, dilbilgisi ve sözcük dağarcığındaki değişiklikler dil ailesinin dallarında bile birbirlerine sıkı sıkıya bağlı değildir; bu nedenle onların her ikisine de bakmak dilbilim tarihini yeniden yapılandırma kabiliyetimizi önemli derecede geliştirir."

Araştırmacılar hem sözcük dağarcığındaki hem de dilbilgisindeki yavaşça değişen belirli öğelerin yanı sıra daha hızlı değişen öğelerin de bulunduğunu keşfetti. İlginç bir bulgu da konuşmacıların daha az farkında oldukları dilbilgisi yapılarının daha yavaş evrimleşmesidir. Peki, bu neden böyledir? İki dil bir araya geldiğinde veya bir dil ikiye ayrıldığında, o dilleri konuşanlar, kendilerini diğerlerinden ayırt etmek veya özdeşleştirmek için belirli öğeleri vurgular veya benimser. Hepimiz, kendi dilimizi konuşanlar arasındaki grupları aksan veya lehçeye bakarak nasıl kolayca ayırt ettiğimizin bilincindeyiz ve çoğunlukla bu ayrımları baz alarak ilişkilendirmeler yaparız.

Geçmişte yaşayan insanlar da bunu yapıyorlardı ve araştırmacılar bunun dil değişiminin başlıca etmenlerinden biri olduğunu varsayıyor. Ancak konuşmacılar, bir dilbilgisi öğesinin farkına varmazsa bu dilbilgisi öğesini değiştirmeye çalışmaz ya da grup kimliğinin göstergesi olarak kullanmaya çalışmazlar. Bu yüzden, dilin ilgili özelliği genellikle sabit kalır. Dillerin bu şekilde sabit kalan belirli özellikleri her bir dil grubuna özgüdür.

Araştırmacılar, bir bütün olarak dilbilgisinin dil değişikliğini incelemek için yeterli bir araç olmadığını belirtiyor; bilişimsel hesaplama yöntemlerini hem dilbilgisinin hem de sözlükçedeki büyük ölçekli veri tabanları ile birleştiren daha ayrıntılı bir yaklaşımın, geçmişe daha derin bir şekilde bakmamızı sağlayabileceğini ifade ediyor. Makalenin kıdemli yazarı Russell Gray:

"Yaklaşımımızın iyi yönlerinden birisi, farklı dil konuşucularının binlerce yıl önce nerede ve ne zaman iletişime geçtiğini saptamamıza imkan tanıyabilecek olmasıdır.”


Kaynak: Bu yazı Elifnur Akar tarafından Phys.org adresinden çevrilmiştir.

Düzenleyen: Mert Karagözoğlu

Görsel: Gunter Senft

Sınavlara Hazırlanırken Çalışmayı Ne Zaman Bırakacağımızı Biliyor muyuz?

Evrim Sandığımızdan Daha Hızlı Gerçekleşiyor

Yazar

Katkı Sağlayanlar

Çağrı Mert Bakırcı

Çağrı Mert Bakırcı

Editör

Evrim Ağacı'nın kurucusu ve idari sorumlusudur. Popüler bilim yazarı ve anlatıcısıdır. Doktorasını Texas Tech Üniversitesi'nden almıştır. Araştırma konuları evrimsel robotik, yapay zeka ve teorik/matematiksel evrimdir.

Konuyla Alakalı İçerikler
  • Anasayfa
  • Gece Modu

Göster

Şifremi unuttum Üyelik Aktivasyonu

Göster

Göster

Şifrenizi mi unuttunuz? Lütfen e-posta adresinizi giriniz. E-posta adresinize şifrenizi sıfırlamak için bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Eğer aktivasyon kodunu almadıysanız lütfen e-posta adresinizi giriniz. Üyeliğinizi aktive etmek için e-posta adresinize bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Close
Geri Bildirim