Gece Modu

Bu yazının içerik özgünlüğü henüz kategorize edilmemiştir. Eğer merak ediyorsanız ve/veya belirtilmesini istiyorsanız, gözden geçirmemiz ve içerik özgünlüğünü belirlememiz için [email protected] üzerinden bize ulaşabilirsiniz.

Charles Darwin tavuskuşu gibi kuşları gözlediğinde, erkeklerin devasa bir ihtişama sahip kuyruklarının dişileri etkilemeye yaradığı için evrimin Cinsel Seçilim mekanizması tarafından desteklenerek bu hallerini aldığını düşündü. Yani Darwin'e göre normalde bu kuşların ataları sıradan ve soluk renklere sahipti; ancak belli bir soy hattında parlaklık, "sağlıklılık ve bu masraflı yapıya rağmen hayatta kalabilecek kadar güçlülük" anlamına geldiği için cinsiyetlerden biri (genellikle dişiler) tarafından seçildi. Bu seçilim nedeniyle, her nesilde daha iri ve parlak kuyruklular hayatta kaldı ve nesiller sonunda evrimleşen ve bugün "tavuskuşu" dediğimiz türlerin erkeklerinin kuyrukları rengarenk ve kocaman bir hale geldi.

Ancak Evrim Teorisi'nin eş mimarı Alfred Russel Wallace naçizane bir şekilde Darwin'e katılmadığını belirtmişti. Ona göre aslen tavuskuşları parlak renkli ve büyük kuyruklu bir ortak ataya sahipti ve normalde dişiler de parlak ve büyük kuyruklara sahipti. Fakat yavruları korumak, daha iyi bir şekilde saklanmak, var olan tüm enerjisini yavruların bakımına aktarabilmek gibi sebeplerle dişilerin renkleri solgunlaşmış ve kuyrukları küçülerek sıradanlaşmıştı. Yani tavuskuşlarının dişileri, hayatta kalma mücadelesi çerçevesinde evrimin Doğal Seçilim mekanizmasının etkisiyle bugünkü hallerini almışlardı.

İyi ama, hangisi haklıydı? Tavuskuşları gibi kuşlar normalde daha sıradanken Cinsel Seçilim sayesinde mi rengarenk ve iri olacak şekilde evrimleşmişlerdi; yoksa normalde zaten rengarenk ve iriyken Doğal Seçilim'in etkisiyle mi küçülüp solgunlaşmışlardı?

27 Mart 2015'te Science dergisinde yayımlanan bir makale, konuya açıklık getirerek sonucu ilan ediyor: iki büyük deha da haklıydı. 900 farklı kuş türünü, renklerini, özelliklerini ve niteliklerini eş zamanlı ve son derece detaylı bir şekilde inceleyen araştırmacılar, özellikle dişiler ile erkekler arasındaki renk farklılığının neden kaynaklandığını tespit etmeyi hedeflediler. Sonuçlarına göre Doğal Seçilim, gerçekten de iki cinsiyetin renklerini birbirine benzeyecek yönde çalışıyor. Dolayısıyla eğer ki canlılar üzerinde çiftleşme baskısı bulunmuyorsa (eş bulmak kolaysa ve eşlerin sayısı fazlaysa), Doğal Seçilim devreye girip gücünü göstererek iki cinsiyetin renklerini birbirine benzer ve yakın hale getiriyor.

Ancak eğer ki üreme konusunda sıkıntı varsa, yani çevresel bir üreme baskısı bulunuyorsa, Cinsel Seçilim devreye girerek belli başlı özelliklerin vurgulanmasını ve ön plana çıkmasını sağlıyor. Böylece az sayıda bulunan eşlerin rastgele çiftleşmek yerine var olanlar arasında en iyileri seçerek popülasyonun küçülmesinin önüne geçilmesi mümkün oluyor.

Uzun lafın kısası, Doğal Seçilim cinsiyetler arası farklılıkları azaltma yönünde çalışırken, Cinsel Seçilim bu farklılıkları arttırma yönünde işliyor. Bu da, Evrim Ağacı olarak bizim sıklıkla sunum ve yazılarımızda belirttiğimiz "Doğal Seçilim ve Cinsel Seçilim genellikle çakışırlar; bu sayede evrimsel süreç, o zaman diliminde o çevre şartlarına en uyumlu bireylerin optimize olmasını sağlar" anlatımımızı doğrulamış ve desteklemiş oluyor.


Kaynaklar ve İleri Okuma:

  1. Science
  2. ScienceNews
Bu İçerik Size Ne Hissettirdi?
  • Muhteşem! 0
  • Tebrikler! 0
  • Bilim Budur! 0
  • Mmm... Çok sapyoseksüel! 0
  • Güldürdü 0
  • İnanılmaz 0
  • Umut Verici! 0
  • Merak Uyandırıcı! 0
  • Üzücü! 0
  • Grrr... *@$# 0
  • İğrenç! 0
  • Korkutucu! 0

Evrim Ağacı'na her ay sadece 1 kahve ısmarlayarak destek olmak ister misiniz?

Şu iki siteden birini kullanarak şimdi destek olabilirsiniz:

kreosus.com/evrimagaci | patreon.com/evrimagaci

Çıktı Bilgisi: Bu sayfa, Evrim Ağacı yazdırma aracı kullanılarak 15/11/2019 01:56:17 tarihinde oluşturulmuştur. Evrim Ağacı'ndaki içeriklerin tamamı, birden fazla editör tarafından, durmaksızın elden geçirilmekte, güncellenmekte ve geliştirilmektedir. Dolayısıyla bu çıktının alındığı tarihten sonra yapılan güncellemeleri görmek ve bu içeriğin en güncel halini okumak için lütfen şu adrese gidiniz: https://evrimagaci.org/s/3444

İçerik Kullanım İzinleri: Evrim Ağacı'ndaki yazılı içerikler orijinallerine hiçbir şekilde dokunulmadığı müddetçe izin alınmaksızın paylaşılabilir, kopyalanabilir, yapıştırılabilir, çoğaltılabilir, basılabilir, dağıtılabilir, yayılabilir, alıntılanabilir. Ancak bu içeriklerin hiçbiri izin alınmaksızın değiştirilemez ve değiştirilmiş halleri Evrim Ağacı'na aitmiş gibi sunulamaz. Benzer şekilde, içeriklerin hiçbiri, söz konusu içeriğin açıkça belirtilmiş yazarlarından ve Evrim Ağacı'ndan başkasına aitmiş gibi sunulamaz. Bu sayfa izin alınmaksızın düzenlenemez, Evrim Ağacı logosu, yazar/editör bilgileri ve içeriğin diğer kısımları izin alınmaksızın değiştirilemez veya kaldırılamaz.

Soru Sorun!
Reklam
Reklam
Öğrenmeye Devam Edin!
Evrim Ağacı %100 okur destekli bir bilim platformudur. Maddi destekte bulunarak Türkiye'de modern bilimin gelişmesine güç katmak ister misiniz?
Destek Ol
Gizle
Türkiye'deki bilimseverlerin buluşma noktasına hoşgeldiniz!

Göster

Şifremi unuttum Üyelik Aktivasyonu

Göster

Şifrenizi mi unuttunuz? Lütfen e-posta adresinizi giriniz. E-posta adresinize şifrenizi sıfırlamak için bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Eğer aktivasyon kodunu almadıysanız lütfen e-posta adresinizi giriniz. Üyeliğinizi aktive etmek için e-posta adresinize bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Close
“Evrim, Dünya'daki yaşamın en erken başlangıçlarından günümüze kadarki çeşitliliğini mümkün kılan değişim sürecidir. Evrim, biyolojinin temel prensibidir.”
Jane B. Reece (Campbell Biology)
Geri Bildirim Gönder