Bilimde Fikir Değiştirmek...

Bu yazının içerik özgünlüğü henüz kategorize edilmemiştir. Eğer merak ediyorsanız ve/veya belirtilmesini istiyorsanız, gözden geçirmemiz ve içerik özgünlüğünü belirlememiz için [email protected] üzerinden bize ulaşabilirsiniz.

“Bilimde, bir bilim insanının ‘Biliyor musun, bu söylediğin gerçekten iyi bir argüman, ben hatalıymışım.’ deyip, ardından gerçekten de fikrini değiştirmesi ve o araştırmacıdan bir daha o eski fikrine dair hiçbir şeyi duymamak çok sık rastlanan bir şeydir. Bunu gerçekten yaparlar! Belki olması gerektiği kadar sık olmaz; çünkü bilim insanları da nihayetinde birer insandır ve onlar için de değişim acı verici olabilir. Ancak bu tür bir fikir değişimini her gün görürüz! Böyle bir şeyin politikada veya dinde en son ne zaman gerçekleştiğini hatırlayamıyorum.”

Carl Sagan

 

Büyük fizikçi Sagan'ın bu sözünün gerçekten de çok önemli bir nokta olduğunu düşünüyoruz. Yapısı ve çalışma biçimi bakımından bilim özeldir. Her sistemin kendi iç dinamikleri vardır ve her sistem "tarafsız olmak zorundadır" diye bir yasa elbette bulunmamaktadır. Ancak bilim, gerek verilerin edinilmesi, gerek verilerin analizi, gerekse de verilerin sunuluşu bakımından çok kıymetli bir bilgi birikimidir. Çünkü hiçbir veri gizli değildir. Herkes, bir iddiayı tekrar edebilir ve her iddia, çürütülmeye ve tekrar tekrar sınanmaya sonuna kadar açıktır. İyi belirlenmiş kurallar vardır ve bu kurallar belli fikir ve görüşleri değil, araştırmanın tarafsızlığını korumak adına vardır. Bu sayede bilim, diğer düşünce türlerine (felsefe, din vs.) çok daha kısa bir süredir var olmasına rağmen, daha emekleme evresinde bile insanı apayrı bir boyuta taşımayı başarmış, elimizde var olan hemen hemen her şeyi mümkün kılmıştır. 

Bir bilim insanı, ömrünü tek bir konuyu araştırmaya adayabilir. Bu konu, bazen kanserin nasıl çözülebileceği gibi toplum tarafından önemle karşılanan bir konu olabileceği gibi, kimi zaman bir kelebeğin anteninin üzerindeki duyargaçların aktive olmasını sağlayan kimyasal yolaklardaki varyasyonlar gibi halk tarafından "ıncık cıncık" görülen; fakat uzun vadede doğayı kavrayışımıza ve yeni teknolojilere vazgeçilmez katkılar sunabilecek konular olabilir. Bir bilim insanı hangi konuda çalışıyor olursa olsun, eğer ki ortada çok net veriler yoksa, bazı kutuplaşmalar ve fikir ayrılıkları olabilir. İşte bilimdeki tartışmalar bundan kaynaklanır. Örneğin hiçbir bilim insanı evrim var mıdır, gerçekten türlerin değişimine sebep olabilir mi ya da bugünkü türler evrimle var olmuş olabilir mi diye tartışmaz. Bunlar, 150 yıl öncesinin tartışmalarıdır, bunu biliriz. Ancak tartışılan, örneğin tarsiyerler adı verilen maymun türünün şu maymun grubuyla mı, yoksa bu maymun grubuyla mı daha yakın akraba olduğudur. İnsanın şempanzeyle en yakın akraba olmasını tartışan aklı başında ve konunun uzmanı olan hiçbir bilim insanı yoktur. Ancak şempanzelerle ortak atamız 6 milyon yıl önce mi, 7 milyon yıl önce mi yaşadı veya o ayrımdan bu yana iki türün genetik yapısındaki mutasyonların birikme ve seçilme hızı aynı mı oldu, yoksa bariz farklar var mıydı? Bu gibi konular tartışılır.

Bu sebeple halk arasındaki "evrim var mı" tartışmaları çoğu zaman sinir bozucu olabilse de, nihai olarak bakıldığında son derece komiktir. Çünkü öncelikle, bilimde herhangi bir şeyi değiştirme gücü veya potansiyeli olmayan tartışmalardır. Bilim, halk arenalarıyla sürdürülmez, araştırmalarla, somut verilerle, makalelerle yürür. Dahası, bu tartışmalar bilim etiğinden uzaktır. Örneğin bir bilim insanı, ömrü boyunca belli bir bilim ekolünü savunmuş olsa da, diğer ekolün verileri yeterince güçlüyse, Carl Sagan'ın belirttiği gibi fikrini değiştirir. Bu her zaman olur, akademide her gün karşılaştığımız sıradan olaylardır. Tabii bu değişimler her zaman kolay olmaz; çünkü ömrünüzü verdiğiniz bir araştırmada, hatalı yolda olduğunuzu karşı taraf ispatlıyor olabilir. Bu, acı vericidir. Ancak karşı tarafın haklılığı ispatlandıktan sonra, o haklılığı sarsacak yeni veriler bulamıyorsanız, sırf canınız yandı diye kimse size acımaz. Bilim bilimdir, gerçek gerçektir. Gerçeğin duyguları yoktur ve gerçekler, insanların duygularından bağımsızdır, onları umursamazlar. 

Bu sebeple bilimi korumalı, kollamalı ve yaygınlaştırmalıyız. Gereksiz tartışmalarla enerji harcamak yerine, olabildiğince fazla kişiye bilimi ulaştırmak, bilimsel düşünceyi halk arasına yerleştirmek, otoriyeyi sorgulamayı öğretmek gerekir. Ancak bunu yaptığımız zaman gerçeklere özgürce ulaşabiliriz. Ve inanın, gerçekleri öğrenmek, yalanlardan prim yapan ufak bir zümre haricinde, tüm insanlığın ve genel olarak canlılığın faydasına olacaktır. Hep böyle olmuştur, her zaman böyle olacaktır. Prof. Dr. Paul Ekman'ın bilimsel danışmanlığını yaptığı Lie to Me dizisinde de açıkça ortaya konduğu gibi: "Canımı acıtacak olsa da, gerçekleri yalanlara tercih ederim."

 

Görsel: İG

Ağaçları Destekleyen Reklam Panosu İçin Kesilen Ağaç...

Gülmenin Evrimsel Kökenleri Eğlenmeye Değil, Hayatta Kalmaya Dayanıyor!

Yazar

Çağrı Mert Bakırcı

Çağrı Mert Bakırcı

Yazar

Evrim Ağacı'nın kurucusu ve idari sorumlusudur. Popüler bilim yazarı ve anlatıcısıdır. Doktorasını Texas Tech Üniversitesi'nden almıştır. Araştırma konuları evrimsel robotik, yapay zeka ve teorik/matematiksel evrimdir.

Konuyla Alakalı İçerikler

Göster

Şifremi unuttum Üyelik Aktivasyonu

Göster

Göster

Şifrenizi mi unuttunuz? Lütfen e-posta adresinizi giriniz. E-posta adresinize şifrenizi sıfırlamak için bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Eğer aktivasyon kodunu almadıysanız lütfen e-posta adresinizi giriniz. Üyeliğinizi aktive etmek için e-posta adresinize bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Close
Geri Bildirim