'Ben Matematikten Anlamıyorum' Demeyi Bırakın!

Bu yazının içerik özgünlüğü henüz kategorize edilmemiştir. Eğer merak ediyorsanız ve/veya belirtilmesini istiyorsanız, gözden geçirmemiz ve içerik özgünlüğünü belirlememiz için [email protected] üzerinden bize ulaşabilirsiniz.

Her şey, epey basit bir problem ile başlamıştı. İlkokul Öğretmenliği öğrencilerinden oluşan bir sınıf, enerji ve verimlilik konusunu işliyordu. Bu ders, o muhteşem "Fizik ve Gündelik Fikirler" müfredatını kullanarak, öğrencilerin fen bilimlerinin esasları hakkında temel bir fikir edinmesine yardımcı olmak için özel olarak tasarlanmıştı. Amaç fen bilimleri konularını işlemek olduğundan, dersin içerisinde fazla matematik yok. Ama öğrenciler bu derste, floresan bir lambanın akkor bir lambayla aynı parlaklığa sahip olması için gereken gücü bulmaya çalışıyorlardı.

Esas itibarıyla bu durum, İlkokul Öğretmenliği eğitimi alan bu öğrencilere bir dört işlem problemi sunuyordu. Bazı öğrenciler bu zor görevin üstesinden gelmeye çalışırken bir kısmı da hiç uğraşmadan kalemi bıraktılar. Öğrencilerin problem üzerinde gruplar halinde çalışmalarına izin verdim ve sonra gönüllü olanlar çözümlerini sınıfla paylaştılar. Harika bir aktivite oldu. Öğrenciler, bu problemin nasıl çözüleceğini anlasalar bile, bu anlayışı diğerleriyle paylaşmanın çok zor olabileceğini gördüler. Fakat sonunda, sınıfa birkaç açıklama yapmak zorunda kaldım. İşte onlara söylediğim şeyler:

 

"Ben matematikten anlamıyorum."

İlk olarak, bu düşünce yanlış. Siz matematikten anlıyorsunuz çünkü siz insansınız. Bütün insanlar matematikten anlar. Bütün insanlar sanat ve müzikten anlar, bir şeyler inşa eder, ağlar ve güler. Bizi insan yapan şey budur. İkincisi, siz bir öğretmen olacaksınız. Genç öğrenciler üzerinde çok büyük bir etkiye sahip olacaksınız. Eğer matematiği sevmediğinizi düşünürseniz, öğrenciler de antipatinizi hemen fark edecek ve onlar da matematiği sevmeyeceklerdir.

 

"Fakat ben sadece 2. sınıflara öğretmenlik yapacağım."

Size kötü bir haberim var. Büyük bir ihtimalle herkes mezun olduktan sonra ikinci sınıflara öğretmenlik yapacağını düşünüyor. Ancak, herkesin ilk tercih ettiği sınıf seviyesine öğretmen olarak getirileceğini düşünmüyorum. Benden pay biçin... Büyüyünce bir uzay kovboyu olmak istemiştim; fakat kendimi bir fizik profesörü ve blog yazarı olarak buldum (yine de epey eğlenceli).

Peki, gerçekten de ikinci sınıflara öğretmenlik yaptığınızı varsayalım. Sınıfınızdakiler bunun gibi bir problem çözmek zorunda olacaklar mı? Muhtemelen hayır. Ancak, çocuklara 2. sınıf matematiğinde yardımcı olmak için, matematiği öğrettiğinizden daha yüksek bir seviyede bilmeniz gerekir. Örneğin Türkçe dersini ele alalım. Bir öğretmenin sadece ikinci sınıf seviyesinde okuyabildiğini farzedin. Bu öğretmen ikinci sınıfların okumasına yardım edebilir miydi? Hiç sanmam. Aynısı matematik için de geçerlidir.

 

"Cebir kafa karıştırıcıdır."

Evet, bu doğru. Cebir hem kafa karıştırıcı hem de zordur. Başka ne zor, biliyor musunuz? Bisiklet sürmek. Evet, bu sizin düşündüğünüz kadar kolay değil. Bisiklet sürmenin kolay olduğunu düşünüyorsunuz çünkü bunu öğrenene kadar çalıştınız ve alıştırma yaptınız. Eğer cebir üzerinde yeterli zaman harcarsanız, onun da kolay olduğunu düşüneceksiniz. Bisikletinize binmeyi öğrendiğiniz ve düşüp dizinizi kanattığınız zamanı hatırlıyor musunuz? Acıtmıştı, değil mi? Bu, "cebirin dizinizi kanatması"dır. Yalnızca devam ederseniz daha iyi hale gelirsiniz.

 

"Tamam, yani bütün sınıf seviyelerinde matematik öğretebilmeliyiz, öyle değil mi?"

Matematik? Evet. Fakat sadece o değil! Dahası var. Bence 2. sınıf müfredatı, insanların yaptığı her şeyi içermelidir (tamam, herşeyi değil). Öğrenciler edebiyat, sanat, tarih, müzik ve fen bilimleri öğrenmelidirler. Ayrıca, her öğrencinin denemesi gereken bir şey daha var: Programlama. Evet, çocuklar kod yazabilir, tabii ki siz de.

Herkesin neden kodlama yapmayı öğrenmesi gerektiğinin iki sebebi var. Birincisi, bilgisayarlar tarafından kuşatılmış bir dünyada yaşıyoruz. Bilgisayarları, hayatımızın bütün yönlerinde hem doğrudan hem dolaylı olarak kullanıyoruz. İkincisi, 2017 yılında kod yazmayı öğrenmek, 1997 yılında olduğundan çok daha kolay. Size en temel şeyleri öğretebilen ve gerçekten harika olan bazı araçlar var. Şimdi, dışarı çıkıp kendi Android yazılımınızı yapmanız gerektiğini söylemiyorum. Sadece sizin (ve çocukların) bunu denemesini söylüyorum.

Sınıfınızda kodlama yapmaya başlamak için hangi adresi kullanacaksınız? Ben code.org adresini öneririm. Sizi kodlamaya başlatabilecek bazı süper harika özel dersler var. Grafik kodu içeren basit faaliyetler ile başlıyor (ayrıca Angry Birds ve Plants vs. Zombies'i kullanıyor). Daha gelişmiş seviyelerde, döngüleri, kararları ve hata ayıklamayı bile öğretiyor. Bu harika bir şey. İlk bölümler, 7 yaş ve 7 yaş altındaki çocuklar tarafından bile kolayca tamamlanıyor.

Peki, özet geçeyim. "Matematikten anlamadığınızı" SÖYLEMEYİN ve sınıfınızı kodlama faaliyetleriyle TANIŞTIRIN. Nokta.

Yazan: Rhett Allain

Görsel: E_y_e/Getty

Kaynak: Bu yazı Wired sitesinden çevrilmiştir.

Evrim Teorisinin Güncelleştirilmesi Üzerine Ünlü Biyologların Düşünceleri

Matematik ve Dil Becerisini Etkileyen Genler Aynı

Yazar

Katkı Sağlayanlar

Çağrı Mert Bakırcı

Çağrı Mert Bakırcı

Editör

Evrim Ağacı'nın kurucusu ve idari sorumlusudur. Popüler bilim yazarı ve anlatıcısıdır. Doktorasını Texas Tech Üniversitesi'nden almıştır. Araştırma konuları evrimsel robotik, yapay zeka ve teorik/matematiksel evrimdir.

Konuyla Alakalı İçerikler
  • Anasayfa
  • Gece Modu

Göster

Şifremi unuttum Üyelik Aktivasyonu

Göster

Göster

Şifrenizi mi unuttunuz? Lütfen e-posta adresinizi giriniz. E-posta adresinize şifrenizi sıfırlamak için bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Eğer aktivasyon kodunu almadıysanız lütfen e-posta adresinizi giriniz. Üyeliğinizi aktive etmek için e-posta adresinize bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Close
Geri Bildirim