Bu yazı, ScienceAlert isimli kaynaktan birebir çevrilmiştir. Çevirmen tarafından, metin içerisinde (varsa) açıkça belirtilen kısımlar haricinde, herhangi bir ekleme, çıkarma veya değişiklik yapılmamıştır. Bu içerik, diğer tüm içeriklerimiz gibi, İçerik Kullanım İzinleri'ne tabidir.

Hiç izleniyormuşsunuz hissine kapıldınız mı?

Bilim insanları beklenmedik bir keşif yaparak, ufacık göz küreleriymiş gibi davranan yapılar sayesinde bakterilerin, dünyayı insanlarınkine benzer işlevsellikte gördüklerini buldular.

Bu buluş, kayaların ve çakıl taşlarının üzerinde kimi zaman yeşil bir tabaka oluşturan siyanobakterileri inceleyen İngiliz ve Alman araştırmacılar tarafından tesadüfen gerçekleşti. Bakterilerin bir ışık kaynağının konumunu algılayarak ona doğru hareket ettikleri (bu olguya “fototaktizm” deniyor) zaten biliniyordu, fakat şimdiye kadar bunu nasıl yaptıkları anlaşılamamıştı. Londra'daki Queen Mary Üniversitesinden mikrobiyolog Conrad Mullineaux bu konuyla ilgili şunları söylüyor:

Bunu şans eseri fark ettik. Bir yüzey üzerinde tuttuğumuz bakteri hücrelerine, ışığa doğru olan hareketlerini izlemek amacıyla, sadece bir yönden ışık veriyorduk. Aniden, hücrelerin içinde, toplanmış halde duran bu parlak noktaları gördük. Çok şaşırmıştık! Bunun ne anlama geldiği ise gayet açıktı.

Araştırmacıların tatlı su göllerinde ve nehirlerinde bulunan bir siyanobakteri türü olan Synechocystis üzerinde çalışırlarken keşfettikleri şey, bu bakterilerin hücre gövdelerinin bir lens gibi davrandığıydı. Işık, hücrenin küre şeklindeki yüzeyine çarpınca, kırılıp hücrenin diğer tarafındaki bir noktaya yansıyordu. Bu da hücrenin, kendini ileri doğru itmesini sağlayan ve “pili” olarak adlandırılan küçük, dokunaç benzeri yapıları kullanarak, iç odak noktasından ışık kaynağına doğru hareket etmesine sebep oluyordu.

Hayret verici olan şey ise, bilim insanlarının bakteriler üzerinde yüzyıllar boyunca çalışıp da bakteriyel hücre gövdesinin, işlevsel olarak, bir göz küresine veya bir fotoğraf makinesi merceğine olan benzerliğini fark etmeyişleriydi. Dahası, Mullineaux ve meslektaşları bunu, çapı sadece üç mikrometre (0.003 mm) olan inanılmaz derecede küçük bir canlıda şans eseri keşfetmişti. Mullineaux bu durumu şöyle açıklıyor: 

Bakterilerin optik nesneler olduğuna dair yaptığımız gözlem deneylerle sabit. Fakat bunu bizzat görene kadar böyle bir olgu hiç aklımıza gelmemişti. Son 340 yıldır bilim insanlarının mikroskop altında bakterileri inceliyor oluşuna rağmen, hiç kimse tarafından fark edilmemişti üstelik.

“eLife” adlı bir dergide yayınlanan bulgular, bakterilerin dünyayı insanların görüş gücüne eşdeğer şekilde algıladığını değil; algının, ışığa dayalı mercek işleyişine benzer şekilde gerçekleştiğini gösteriyor.

Araştırmacılara göre bir Synechocystis hücresi, insan gözünden yaklaşık yarım milyar kat daha küçük. Sahip olduğu çok daha düşük çözünürlük ise, sadece, nesnelerin bulanık ve kaba hatlarıyla algılanmasını sağlıyor. Ekibin diğer bir üyesi ve Almanya'daki Freiburg Üniversitesinden Annegret Wilde şöyle söylüyor: 

Bakterinin ışığı algılamasının ve hayvanlardaki çok daha karmaşık görüşün ardındaki fiziksel ilkeler birbirine benziyor, fakat biyolojik yapılar birbirinden farklı.

Ancak bu basit yapılı görüş, bakteriler için yaşamsal öneme sahip bir beceri. Eğer ki canlılar ışığı algılayamayıp ona doğru hareket etmeselerdi, sağkalımları için yaşamın başlangıcından beri hayli önemli olan fotosentezi yapamazlardı. Çalışmaya doğrudan katılmamış, Almanya'daki Max Planck Gelişimsel Biyoloji Enstitüsünde bir araştırmacı olan Gaspar Jekely şöyle söylüyor:

Bu işleyiş kayıp haldeydi. Bunu bilmiyorduk ve bu çok mükemmel bir kanıtlama. Aynı zamanda hayret verici! Siyanobakteriler 2,7 milyar yaşında. Sonuç olarak bu mekanizma, herhangi bir hayvanın göz yapısından çok daha eski ve tahminen de çok uzun zamandan beridir var.
Bu İçerik Size Ne Hissettirdi?
  • 0
  • 2
  • 0
  • 0
  • 0
  • 0
  • 0
  • 0
  • 0
  • 0
  • 0
  • 0
Kaynaklar ve İleri Okuma

Evrim Ağacı'na her ay sadece 1 kahve ısmarlayarak destek olmak ister misiniz?

Şu iki siteden birini kullanarak şimdi destek olabilirsiniz:

kreosus.com/evrimagaci | patreon.com/evrimagaci

Çıktı Bilgisi: Bu sayfa, Evrim Ağacı yazdırma aracı kullanılarak 17/08/2019 17:01:10 tarihinde oluşturulmuştur. Evrim Ağacı'ndaki içeriklerin tamamı, birden fazla editör tarafından, durmaksızın elden geçirilmekte, güncellenmekte ve geliştirilmektedir. Dolayısıyla bu çıktının alındığı tarihten sonra yapılan güncellemeleri görmek ve bu içeriğin en güncel halini okumak için lütfen şu adrese gidiniz: https://evrimagaci.org/s/4206

İçerik Kullanım İzinleri: Evrim Ağacı'ndaki yazılı içerikler orijinallerine hiçbir şekilde dokunulmadığı müddetçe izin alınmaksızın paylaşılabilir, kopyalanabilir, yapıştırılabilir, çoğaltılabilir, basılabilir, dağıtılabilir, yayılabilir, alıntılanabilir. Ancak bu içeriklerin hiçbiri izin alınmaksızın değiştirilemez ve değiştirilmiş halleri Evrim Ağacı'na aitmiş gibi sunulamaz. Benzer şekilde, içeriklerin hiçbiri, söz konusu içeriğin açıkça belirtilmiş yazarlarından ve Evrim Ağacı'ndan başkasına aitmiş gibi sunulamaz. Bu sayfa izin alınmaksızın düzenlenemez, Evrim Ağacı logosu, yazar/editör bilgileri ve içeriğin diğer kısımları izin alınmaksızın değiştirilemez veya kaldırılamaz.

Soru Sorun!
Öğrenmeye Devam Edin!
Evrim Ağacı %100 okur destekli bir bilim platformudur. Maddi destekte bulunarak Türkiye'de modern bilimin gelişmesine güç katmak ister misiniz?
Destek Ol
Gizle
Türkiye'deki bilimseverlerin buluşma noktasına hoşgeldiniz!

Göster

Şifremi unuttum Üyelik Aktivasyonu

Göster

Şifrenizi mi unuttunuz? Lütfen e-posta adresinizi giriniz. E-posta adresinize şifrenizi sıfırlamak için bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Eğer aktivasyon kodunu almadıysanız lütfen e-posta adresinizi giriniz. Üyeliğinizi aktive etmek için e-posta adresinize bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Close
“Primatlar üzerinde çalıştıkça göreceksiniz ki, kendimizde değerli bulduğumuz her ne varsa -ki buna ahlak da dahildir- primat davranışları ile doğrudan ilişkilidir.”
Frans de Waal
Geri Bildirim Gönder