Amerika Kıtasına İlk Yerleşim Ne Zaman Oldu? Monte Verde Arkeolojik Alanının Yaşı Tartışma Yaratıyor!
Yeni bir araştırma, Güney Amerika'daki ünlü Monte Verde yerleşiminin sanıldığından çok daha genç olabileceğini öne sürüyor; ancak bazı uzmanlar bu bulgulara sert tepki gösteriyor.
/content/fba885c1-5f00-4060-92d5-230fead1e36f.png)
- Çeviri
- Antropoloji
- Tarih
Tarihi Geçmiş Haber
Bu Makalede Neler Öğreneceksiniz?
AI ile Özet Oluşturabilirsiniz.- Monte Verde arkeolojik alanının geleneksel olarak 14.500 yıl öncesine tarihlendiği, ancak yeni bir araştırmanın buranın aslında 4.200-8.200 yıl öncesine ait olduğunu öne sürdüğü tartışılmaktadır.
- Yeni çalışma, volkanik tefra tabakası ve karmaşık jeolojik yapının eski tarihlerin yanlış yorumlanmasına neden olduğunu savunurken, diğer uzmanlar bu jeolojik analizleri yetersiz bulmaktadır.
- Monte Verde'nin yaşı tartışmalı olsa da, Amerika kıtasına erken insan yerleşimi ve kıyı rotasıyla göç senaryosu bilimsel toplulukta önemli bir görüş olarak kalmaya devam etmektedir.
Bir arkeolog ekibi, Amerika kıtasındaki en eski insan yerleşimlerinden biri olan Şili'deki Monte Verde'nin 14.500 yıllık geçmişini sorguluyor. Araştırmacılar, bu önemli Paleo-Kızılderili (İng: "Paleo-Indian") yerleşim alanının sanıldığından çok daha genç olabileceğini öne sürüyor. Ekip, elde ettikleri yeni tarihlerin, Amerika kıtasına ne kadar erken yerleşildiğine dair mevcut anlatıya meydan okuduğunu belirtiyor. Ancak diğer uzmanlar bu iddiaya ikna olmuş değil ve yeni çalışmayı, "son derece zayıf bir jeolojik analiz" olarak nitelendiriyor.
Monte Verde arkeolojik alanı, Şili'nin güneyindeki dağlık bölgede yer alıyor. 1976 yılında keşfedilen bu alanda taş aletler, iyi korunmuş ahşap parçalar, soyu tükenmiş hayvanlara ait kemik ve deri kalıntıları, bir insan ayak izi, yenilebilir bitki kalıntıları, ocaklar ve doğal ipler bulundu. Radyokarbon (İng: "radiocarbon") tarihleme yöntemleri, alanın Monte Verde II veya kısaca MV-II olarak adlandırılan yerleşim tabakasının günümüzden yaklaşık 14.500 yıl öncesine ait olduğunu gösteriyordu.
Bu erken tarih, arkeologların ilk Amerikalıların kıtaya nasıl ulaştığına dair düşüncelerini kökünden değiştirdi. Bu bulgu, Clovis kültürüne ait insanların yaklaşık 13.000 yıl önce buzsuz bir koridordan geçerek Kuzey Amerika'ya girmesinden çok daha önce, bazı grupların kıyı rotasını izleyerek Güney Amerika'ya ulaşmış olabileceğini düşündürüyordu.
Yeni Bulgular ve Tartışmalı Tarihler
Monte Verde'nin keşfinden bu yana arkeologlar, Clovis göçünden binlerce yıl öncesine dayanan birçok başka yerleşim alanı daha tespit ettiler. Bunlar arasında Oregon'daki Paisley Mağaraları, New Mexico'daki White Sands, Teksas'taki Friedkin ve Gault alanları ile Florida'daki Page-Ladson bulunuyor. Ancak MV-II, Güney Amerika'da güvenilir bir şekilde tarihlenmiş tek Geç Pleistosen (İng: "Late Pleistocene") arkeolojik alanı olması nedeniyle hala sıra dışı bir konumda bulunuyor.
Wyoming Üniversitesi'nden arkeolog Todd Surovell liderliğindeki uluslararası bir araştırma ekibi, Science dergisinde yayımlanan çalışmalarında MV-II'nin yaşını ve oluşumunu yeniden değerlendirdi. Ekip, Monte Verde'nin büyük olasılıkla günümüzden yaklaşık 4.200 ila 8.200 yıl önce, Orta Holosen (İng: "Middle Holocene") döneminde iskan edildiği sonucuna vardı. Surovell, bu çarpıcı sonucu şu sözlerle ifade etti:
Amerika kıtasının kolonileşmesine dair anlayışımızı sonsuza dek değiştirmesi beklenen ve 14.500 yıllık olduğu iddia edilen o meşhur arkeolojik bileşen, aslında en fazla 8.000 yıllık bir yeryüzü şeklinden geliyor. Başka bir deyişle, burası bir buzul çağı yerleşimi değil.
Surovell ve çalışmanın ortak yazarı olan Şili Papalık Katolik Üniversitesi'nden paleoekolog (İng: "paleoecologist") Claudio Latorre, 2023 yılında Monte Verde'yi ziyaret ettiler. Araştırmacılar, otuz yılı aşkın bir süre önce tomrukçuluk faaliyetleri ve seller nedeniyle tahrip olan MV-II yerleşim alanının yakınlarından toprak ve organik madde örnekleri topladılar. Monte Verde bölgesinden alınan yeni odun kömürü ve ahşap örnekleri üzerinde yapılan radyokarbon tarihleme çalışmaları, önceki araştırmalarla uyumlu olarak günümüzden 13.400 ila 16.500 yıl öncesine uzanan tarihler verdi.
Ancak alanın karmaşık bir jeolojiye sahip bir derenin kıyısında yer alması nedeniyle ekip farklı bir sonuca ulaştı. Araştırmacılar, eski tarihli bu materyallerin aslında çok daha genç bir alana sonradan taşınıp biriktiğini ve bu durumun MV-II'yi olduğundan daha yaşlı gösterdiğini ileri sürdüler. Tarihlemenin yeniden yapılmasındaki kilit noktanın, 11.000 yıl önceki bir volkanik patlamanın ardından bölgeyi kaplayan ve Lepué Tefra (İng: "Lepué Tephra") olarak bilinen bir kül tabakası olduğu belirtiliyor. Püsküren volkanik materyalleri ifade eden bu tefra tabakasını dere boyunca çeşitli jeolojik kesitlerde tespit eden ekip, bir noktada erozyonun alanın içinden bir kanal açtığı sonucuna vardı. Dolayısıyla, MV-II çevresindeki teraslardan daha alçak bir kotta bulunmasına rağmen, aslında tefra tabakasının üzerine kurulmuştu ve bu da onu 11.000 yıldan daha genç yapıyordu.
Jeolojik Analizlere Yönelik Eleştiriler
Öte yandan, Vanderbilt Üniversitesi'nden arkeolog Tom Dillehay bu sonuçlara katılmıyor. Elli yılını Monte Verde'yi incelemeye adayan Dillehay, araştırmacıların iddialarına şu sözlerle karşı çıktı:
Monte Verde II alanının altında 11.000 yıllık bir kül tabakası bulunmuyor. Ekip, bölgedeki farklı bir bağlamı inceliyor ve bunu başka bir yerden alana yansıtıyor.
Çalışmada yer almayan Teksas A&M Üniversitesi'nden jeoarkeolog (İng: "geoarchaeologist") Michael Waters, volkanik tefra tabakasının ilginç ve yeni bir bilgi olduğunu belirtti. Ancak Waters'a göre bu yeni çalışma son derece zayıf bir jeolojik analiz içeriyor. Örneğin, yazarlar alan teraslarından birinin kısmen erozyon kısmen de tortulaşma yoluyla oluştuğunu söylese de, Waters bunun jeolojik olarak imkansız olduğunu vurguladı.
Bir arkeolojik alan değerlendirilirken mikromorfoloji (İng: "micromorphology"), ahşap tespiti, kemiklerin kimyasal analizi, antik toprak katmanları ile görünmez volkanik kül tabakalarının incelenmesi gibi yapılması gereken pek çok işlem olduğunu hatırlatan Waters, eleştirilerini şöyle sürdürdü:
Araştırmacılar bunları yapma zahmetine girmemişler. Bu çalışma, Monte Verde II'nin Orta Holosen dönemine ait olduğunu kanıtlamakta gerçekten çok yetersiz kalıyor.
Ders Kitaplarını Değiştirmek İçin Erken mi?
Monte Verde, 1990'ların sonlarında Clovis öncesi bir yerleşimin net bir örneği olarak arkeoloji ders kitaplarına girmişti. Bu durum, erken tarihe şüpheyle yaklaşan arkeologların alanı ziyaret edip tarihlemenin doğruluğunu sorgulamak için hiçbir neden olmadığına karar vermesinden sonra gerçekleşmişti. Dallas'taki Southern Methodist Üniversitesi'nden arkeolog David Meltzer, 1997 yılındaki o ünlü keşif gezisine liderlik etmişti. Arkeolojik alanlara yönelik alternatif bakış açılarını takdir ettiğini belirten Meltzer, yeni çalışmada çeşitli sorunlar bulunduğunu ifade etti ve durumu şöyle özetledi:
Yaptıkları çalışma aslında alanın tam üzerinde değil, onlarca ila yüzlerce metre uzaklıktaki küçük kesitlerde gerçekleştirilmiş. Eğer dere araştırmacıların öne sürdüğü gibi aktif ve karmaşık bir yapıdaysa, o zaman örnekledikleri diğer kesitlerin alanın kendisinde ne olduğuyla pek bir ilgisi olmayabilir.
Çalışmadaki metodolojik hataların yanı sıra, arkeologlar Surovell'in vardığı bazı genel sonuçlara da karşı çıkıyor. Özellikle Amerika kıtasının kolonizasyonunun artık Monte Verde'ye dayanmadığı ve güncellenmiş kronolojinin kıtaya insan varışının daha yakın bir tarihte gerçekleştiğini desteklediği yönündeki iddialar büyük tepki topladı. "İlk Halkların Hikayesi" adlı kitabın yazarı ve arkeolog olan Kenneth Feder, yerleşmiş bilimsel bilgilerin sorgulanmasının iyi ve sağlıklı bir disiplinin işareti olduğunu belirtti. Ancak Feder'e göre, Monte Verde'nin yaşından bağımsız olarak göz ardı edilmemesi gereken önemli bir gerçek var:
Bu yeni iddialar, insanların buzsuz koridor açılmadan çok önce Kuzey Amerika'ya girebilmek için kıyı boyunca ilerlemek zorunda kaldıkları yönündeki olası senaryoyu hiçbir şekilde geçersiz kılmıyor.
Meltzer de bu görüşe katılarak, başka yerlerdeki arkeolojik alanların Monte Verde'nin çok erken bir insan yerleşimi olduğu yorumunu desteklediğine dikkat çekti. Durumu genel bir çerçeveden değerlendiren Meltzer şunları kaydetti:
Monte Verde, Amerika kıtasında Clovis kültüründen öncesine dayanan tek yerleşim alanı olmaktan çok uzak. Çalışmanın yazarları haklı olsalar bile ki ben bu konuda son derece şüpheciyim, bu durum Amerika'nın iskanına dair genel anlatıyı değiştirmeyecektir.
Ancak Surovell bu konuda pek emin değil. Kendisi ve çalışma arkadaşları, 2022 yılında yayımladıkları bir başka araştırmada, Friedkin, Gault ve Coopers Ferry gibi Clovis öncesi alanlarda üst katmanlardan aşağıya doğru sızan eserler ve organik materyaller bulunduğunu öne sürmüşlerdi. Onlara göre bu aşağı doğru sürüklenme (İng: "downdrift") durumu, söz konusu alanları olduklarından daha eski gösterebilirdi. Surovell, özellikle 22.000 yıl öncesine ait olduğu söylenen White Sands gibi istisnai görünen alanlarda, bu tür tarihleme tekrarlarına daha fazla ihtiyaç duyulduğunu belirtti. Olası bir yanlış yorumlama ihtimaline değinen Surovell, düşüncelerini şu şekilde dile getirdi:
Bu çok garip bir durum. Bu insanlar nereden geldiler? Olası açıklamalardan biri, o arkeolojik alanın yanlış yorumlanmış olmasıdır.
Dillehay ise Surovell ve ekibinin açık bir gündemi olduğunu savundu. Dillehay'e göre ekip, ilk Amerikalıların yaklaşık 13.000 yıl önce buzsuz bir koridordan geçerek kıtaya geldiğini savunan Önce Clovis (İng: "Clovis First") teorisini geri getirmeye çalışıyor. Bu konudaki kararlılıklarını vurgulayan Dillehay, hazırlıklarını şöyle anlattı:
Monte Verde Projesi'nin arkasındaki bilim ekibi şu anda çalışmada mevcut olan metodolojik, ampirik ve bağlamsal hataları sistematik bir şekilde ele alacak ayrıntılı bir bilimsel yanıt hazırlıyor.
Süregelen tartışmalara rağmen Surovell, eleştirilere açık olduklarının altını çizdi ve bilimsel sürecin doğasına vurgu yaptı:
Biz sadece farklı bir sonuca ulaştık. Bizimkinin kesinlikle doğru olduğunu söylemiyorum. Birilerinin yaptıklarımızı tekrarlamaya çalışmasını kesinlikle memnuniyetle karşılarım.
Bu makale üzerine konuşmaya devam et
Topluluk sohbetine katıl, yorum bırak veya ayrıntılı bir soru sor.
- Merak Uyandırıcı!1

- Korkutucu!1

- Muhteşem!0

- Tebrikler!0

- Bilim Budur!0

- Mmm... Çok sapyoseksüel!0

- Güldürdü0

- İnanılmaz0

- Umut Verici!0

- Üzücü!0

- Grrr... *@$#0

- İğrenç!0

- Çeviri Kaynağı: Live Science | Arşiv Bağlantısı
Evrim Ağacı'na her ay sadece 1 kahve ısmarlayarak destek olmak ister misiniz?
Şu iki siteden birini kullanarak şimdi destek olabilirsiniz:
kreosus.com/evrimagaci | patreon.com/evrimagaci
Çıktı Bilgisi: Bu sayfa, Evrim Ağacı yazdırma aracı kullanılarak 20.10.2026 17:23:43 tarihinde oluşturulmuştur. Evrim Ağacı'ndaki içeriklerin tamamı, birden fazla editör tarafından, durmaksızın elden geçirilmekte, güncellenmekte ve geliştirilmektedir. Dolayısıyla bu çıktının alındığı tarihten sonra yapılan güncellemeleri görmek ve bu içeriğin en güncel halini okumak için lütfen şu adrese gidiniz: evrimagaci.org/s/22543
İçerik Kullanım İzinleri: Evrim Ağacı'ndaki yazılı içerikler orijinallerine hiçbir şekilde dokunulmadığı müddetçe izin alınmaksızın paylaşılabilir, kopyalanabilir, yapıştırılabilir, çoğaltılabilir, basılabilir, dağıtılabilir, yayılabilir, alıntılanabilir. Ancak bu içeriklerin hiçbiri izin alınmaksızın değiştirilemez ve değiştirilmiş halleri Evrim Ağacı'na aitmiş gibi sunulamaz. Benzer şekilde, içeriklerin hiçbiri, söz konusu içeriğin açıkça belirtilmiş yazarlarından ve Evrim Ağacı'ndan başkasına aitmiş gibi sunulamaz.