Ortaçağ sonlarında da Avrupa'da işbirliği patlaması yaşanıyordu. Tarihçi Tine de Moor 11. yüzyıl ile 13. yüzyıl arasında kalan dönemi sessiz devrim olarak niteliyor. Giderek daha fazla arazi ortak olarak ekilip biçiliyordu. Loncalar, bölgesel su idareleri ve toplu konutlar mantar gibi çoğalıyordu.
Aydınlanmacı ekonomistler o dönemde ortak tarım alanlarından yeterince verim alınamadığı görüşündeydiler. Hükümetlere, çitleme adı altında, müşterek alanların parsellenmesi ve zengin toprak sahiplerinin arasında paylaştırılması yönünde tavsiyede bulundular.
18. yüzyılda kapitalizmin yükselişinin doğal bir süreç olduğunu düşünen varsa yanılıyor. Dünyanın her yerinde çiftçileri tarlalardan alıp fabrikalara sokan piyasanın görünmez eli değil, devletin süngüsüydü.
Ancak 19. yüzyıl sonlarında, öncesinde hiçbir plan yapılmadan işçiler tarafından sayısız birlik, sendika ve kooperatif kurulmaya başlandı ve bu gelişmeler ileride şekillenecek refah devletinin temellerini oluşturdu.