Gerilemenin kapitalist ilerlemenin parçası olmasına dair bir diğer bariz vaka, güvencesiz istihdamın muazzam yükselişidir. Güvencesiz iş, bu zamana dek bir refah devleti olarak algılanan her ülkede görülen bir dizi haktan mahrum bırakır çalışanları: Güvencesiz çalışanlar sağlık sigortalarından ve emeklilik planlarından kendileri mesuldür; senelik ücretli izin yoktur; gelecek gitgide müphem bir hâl alır. Güvencesiz iş, işçi sınıfı içerisinde de, kalıcı çalışanlar ile güvencesiz çalışanlar arasında bir antagonizma üretir. Bu artan sömürünün işçi direnişini güçlendirmesi beklenirdi fakat bu vaziyet, direnişi iyice zorlaştırır ve bunun temel sebebi ideolojiktir: Güvencesiz iş, yeni bir tür özgürlük olarak sunulmaktadır. Artık kompleks bir müessesede çarkın dişlerinden biri değil, çalışmamı özgürce idare eden, yeni seçimler yapmaya, yaratıcı potansiyelimin bambaşka yanlarını keşfetmeye, önceliklerimi seçmeye özgür, kendimin patronu, kendimin girişimcisiyimdir...