Ah bu 'yer çekimi daha çok çekiyor' efsaneleri yok mu! Geçen gün lisede de bir öğrencim benzer bir şey yumurtladı, az daha gülmekten çayımı döküyordum. Tıpkı senin de çok haklı olarak tahmin ettiğin gibi, bu durumun yer çekiminin artmasıyla uzaktan yakından alakası yok. Olay tamamen suyun basıncı, senin hacmin ve Arşimet'in kaldırma kuvvetiyle ilgili.
Daldıkça üzerindeki su tabakasının kalınlığı artar ve bu da sana etki eden hidrostatik basıncı yükseltir. Derine indikçe artan bu basınç, giydiğin dalış elbisesinin (özellikle neopren kumaşın içindeki minik hava kabarcıklarının) ve vücudundaki hava boşluklarının sıkışmasına neden olur. Basınç artınca hacmin küçülür. Bütün sihir işte burada gizli.
Fizik derslerinde işlediğimiz Arşimet prensibini hatırlayalım. Suyun kaldırma kuvveti, vücudunun ve ekipmanının suda yer değiştirdiği sıvının ağırlığına eşittir. Derine indikçe basınçtan dolayı dalış elbisen sıkışıp hacmin küçüldüğünde, artık daha az suyun yerini değiştirirsin. Hacmin azaldığı için suyun seni yukarı iten kaldırma kuvveti de zayıflar. Yani derine indikçe su seni yukarı doğru zaten daha az itmeye başlar.
Sığ suda, yani 5 metre gibi derinliklerde, basınç çok yüksek olmadığı için dalış elbisen kalın ve şişkin kalır. Bu durumda hacmin büyüktür, su seni yüzeye doğru çok güçlü iter. O kuvveti yenip batabilmek için beline 12 kilo gibi yüksek bir ağırlık takman gerekir. Ancak derin dalışlarda, aşağıya indikçe kaldırma kuvveti kendiliğinden azalacaktır. Eğer o derinliklere 12 kilo ile inersen, aşağıda adeta bir taş gibi dibe çökersin ve seviyeni korumak için çok yorulursun. Bu yüzden derine inilecek dalışlarda çok daha az ağırlık kullanırız, böylece artan basıncın yarattığı hacim küçülmesini dengeleriz.
Kaynaklar
- Khan Academy. Buoyant Force And Archimedes' Principle. Alındığı Yer: | Arşiv Bağlantısı