Hakikat ve Kesişim Kümesi!
Vereceğimiz her cevaba sürekli neden sorusunu sorarsak en son geleceğimiz nokta neden sorusunun anlamsızlığı olur. İşte o zaman anlarız ki temel neden budur.
Türümüze özgü her şey ama her şeyin hizmet ettiği bir son nokta vardır. O da genetik kodlarımızın dayattığı ve varoluş serüvenimizin dayandığı şey: Hayatta kalmak ve neslin devamı…
Dolayısı ile türümüzün yarattığı her şey ama her şey, bilimden bizi biz eden değerlere değin her şey dönüp dolaşıp bu temele hizmeti ile ölçeklendirilip değerlendirilir.
Dolayısı ile bizden bağımsız olanın bilgisine vakıf olmanın arayışı olan bilim ile bize bağlı olanın sürdürülebilirliğine yönelik sabit sandığımız ve fakat aslında sürekli değişip gelişen değerlerimizin buluşup, eriyip kaynaşacağı ortak pota hep bu temel, zorunlu ve nihai ihtiyaca ne denli cevap verip vermedikleridir.
Cevap verebildikleri yerde ve oranda onları buluşturan şey yine bilimin de ebesi olan “akıllı insanın kafası karıştığında soru sorabilme ve cevap arayabilme cüreti”nin adı olan aklın yoludur. O da bize der ki: “Bir tek hakikatin kendisi devrimcidir. Her şeyi bir yerde buluşturabilecek yegane güç…”
İşte bu hakikattir ki ona ulaşma yol ve yöntemlerinden öte sadece “sonuç ne” sorusunu sorar ve sonucun doğruluğunu ona ulaşıp ulaşmama kıstası üzerinden ele alır. Ulaşana yol verir ulaşamayanı ise eler. Ne bilim ne de değerler bundan azade değildir.
Ve ekler: “Bana ulaşabilmenin tek bir yolu yok, birden fazla yolu da yok. Çünkü ben aynı hedefe kilitlenmiş tüm yolların KESİŞİM KÜMESİYİM”der… Birbirini hakikat perspektifi ile besleyen, geliştiren ve yürüten yolların...Sevgiyle…