Bence asıl ters köşe şu: “Yapay zekâ tehlikeli mi?” sorusu biraz yanlış kurulmuş olabilir. Çünkü tehlikeli olan şey çoğu zaman yapay zekânın ne yapabildiği değil, bizim onun yapabildiklerini ne kadar normalleştirdiğimiz.
Bugün bir yapay zekâ yanlış bir bilgi verdiğinde “AI hata yaptı” diyoruz. Ama yarın aynı sistem işe alım yaparsa, kredi başvurusunu değerlendirirse, bir öğrencinin geleceği hakkında karar verirse veya kimin güvenilir olduğuna dair fikir üretirse, hata artık sadece teknolojik bir hata olmaktan çıkıyor. Bir insanın hayatına dokunuyor.
Bence daha ürkütücü ihtimal yapay zekânın kontrolden çıkması değil. Kontrolün hâlâ bizde olduğunu sanmamız.
Çünkü yapay zekâ bize emir vermek zorunda değil. Bazen sadece seçenekleri önümüze koyması yeterli. Hangi haberi okuyacağımızı, hangi ürünü alacağımızı, kiminle konuşacağımızı, neye inanacağımızı yavaş yavaş o belirlemeye başladığında, ortada görünür bir “tehlike” olmayabilir. Kimse alarm çalmaz. Kimse “makineler dünyayı ele geçiriyor” diye bağırmaz.
Sadece bir gün dönüp şunu fark ederiz:
Kendi kararlarımız sandığımız şeylerin kaç tanesini gerçekten kendimiz verdik?
Belki de yapay zekânın en büyük tehlikesi insanların yerini alması değil; insanların kendi düşünme zahmetini gereksiz görmeye başlamasıdır.