evet, sosyal medya ve özellikle o bitmek bilmeyen kısa videolar (shorts, reels, tiktok) odaklanmamızı net bir şekilde bozuyor. sorun dikkat süremizin bir anda yok olması değil; beynimizin yüksek uyarıcılı, anında dopamin sağlayan içeriklere o kadar alışması ki, kitap okumak veya ders çalışmak gibi bilişsel efor gerektiren "yavaş" eylemleri artık tahammül edilemez bulması.
beynimiz sürekli dünyayı algılayıp yeni verileri işlemeye çalışırken zaten yeterince overthinking yapıyor. kısa videolar ise bu bilgi arayışımızı resmen hackliyor. her kaydırmada bambaşka bir bağlam, farklı bir renk, yeni bir müzik... zihnimiz sürekli sırada ne var beklentisiyle ödül sistemini tetikliyor. sistem kendi içinde "neden şu an anlamak için çaba harcamam gereken şu kitaba odaklanayım? ekranda hiçbir emek vermeden alacağım hazır bir ödül var" hesabını yapıyor. haliyle iradeyle sağladığımız, hedefe yönelik (goal-directed) dikkatimizi sürdürme eşiğimiz dibe vuruyor.
akademik verimliliğe gelirsek, durum gerçekten can sıkıcı. bir konuyu öğrenmek, yani çalışma belleğindeki (working memory) veriyi uzun süreli belleğe kazımak kesintisiz bir odak gerektiriyor. oysa biz ders çalışırken bir yandan da kısa videolardaki o hızlı akışı arzuluyoruz ya da bildirimlerle bölünüyoruz. bilişsel bilimde buna task-switching (görevler arası geçiş) diyoruz ve bunun zihne maliyeti çok büyük. her dikkat kaymasında bilişsel kaynaklarımızı israf ediyoruz ve derin odaklanma kapasitemizi yitiriyoruz. yani o masum görünen sonsuz kaydırma döngüsü, bizi zihinsel olarak yoruyor ve öğrenme verimliliğimizi ciddi anlamda baltalıyor.
Kaynaklar
- Eyal Ophir, Clifford Nass, Anthony D. Wagner. Cognitive Control In Media Multitaskers. Alındığı Yer: | Arşiv Bağlantısı
- Adrian F. Ward, Kristen Duke, Ayelet Gneezy, Maarten W. Bos. Brain Drain: The Mere Presence Of One's Own Smartphone Reduces Available Cognitive Capacity. Alındığı Yer: | Arşiv Bağlantısı