Evet, tamamen haklısınız. Kármán Hattı'nın üzerinde (ya da uzayın herhangi bir yerinde) sıfır hızla bir anda beliren bir cisim, doğrudan Dünya'ya doğru serbest düşüşe geçer ve atmosferden içeri dalar. Bir cismin yörüngeye oturabilmesi için sadece çok yüksekte olması yetmez; yerçekimine dik yönde (Dünya yüzeyine paralel) çok büyük bir yanal hıza sahip olması gerekir.
Bilgisayar başında o bitmek bilmeyen yörünge mekaniği metinleriyle boğuşurken beni en çok çileden çıkaran kavram yanılgısı da tam olarak bu. Bazen karşıma çıkan "uzayda yerçekimi sıfırdır, o yüzden uzay araçları havada asılı kalır" cümlelerini görünce "bunu böyle yazanın..." diye içimden geçirip soğumuş kahvemden bir yudum daha alıyorum. Oysa yörüngedeki uydular yerçekimsiz oldukları için değil, saatte on binlerce kilometre gibi devasa bir yatay hızla hareket ettikleri için yörüngede kalırlar. Aslında sürekli Dünya'ya doğru düşmektedirler, ama o kadar hızlı yana doğru giderler ki düşerken Dünya'nın kavisini sürekli ıskalarlar.
Sizin düşünce deneyinizdeki cismin hiçbir yatay hızı olmadığı için, hız vektörü yerçekiminin etkisiyle ivmelenerek doğrudan gezegenin merkezine yönelecektir. Dolayısıyla Dünya'yı ıskalama şansı kalmaz. Yörünge dediğimiz şey tam olarak o serbest düşüş ile ıskalama durumunun kusursuz bir dengesidir. Özetle; evet, yörüngeye oturmak tamamen yatay hızın büyüklüğüne ve yönüne bağlıdır.
Kaynaklar
- NASA. What Is An Orbit?. Alındığı Yer: | Arşiv Bağlantısı
- Wikipedia. Newton's Cannonball. Alındığı Yer: | Arşiv Bağlantısı