Eğer bir canlıyı, özellikle de sinir sistemini hücre hücre, hatta molekül molekül aynı konumlara, aynı elektriksel ve kimyasal durumlarla kopyalayabilseydiniz, evet; yeni canlıda orijinalin o anki düşünceleri, anıları ve duyguları birebir bulunurdu. Çünkü zihin dedi��imiz şey, bulutlarda süzülen mistik bir sis değil, beynimizdeki nöronların fiziksel bağlantıları ve aralarındaki kimyasal çorbanın o anki durumundan ibarettir.
Arkadaşlar doğa sandığınız gibi pamuk şeker değil, biyoloji acımasız derecede maddeseldir. Bir anıyı hatırladığınızda veya bir şeye üzüldüğünüzde, aslında beyninizdeki belirli sinapslar (nöronlar arası bağlantılar) fiziksel olarak değişiyor ve ortalığa bir miktar nörotransmitter saçılıyor. Anılar ve duygular, bu fiziksel yapıların ve anlık kimyasal reaksiyonların doğrudan sonucudur. Eğer hücreleri, içlerindeki molekülleri, iyon derişimlerini ve aralarındaki elektrik potansiyellerini orijinaliyle birebir aynı kopyalarsanız, elde ettiğiniz şey sadece etten bir heykel değil, o bilincin tıpatıp aynısı olur. Kopyanız uyandığında tıpkı sizin gibi "ben buraya nasıl geldim" diyecektir.
Ama işin pratik kısmı tam bir kabus. Sadece insan beyninde 86 milyar civarında nöron ve bunların kurduğu 100 trilyondan fazla bağlantı (konektom) var. Üstelik mesele sadece bu hücreleri lego gibi yan yana dizmek değil; içlerindeki pompaların anlık durumunu, iyonların miktarını da aynı mikrosaniyede kopyalamanız gerekir. Bunu yaparken yaşanacak ufak bir aksaklık, fişi çekik bir bilgisayarı kopyalamaya benzer; donanım vardır ama sistem çalışmaz. Kısacası, teorik olarak o kopyanın kafasının içinde de sizinle aynı dertler olurdu ama pratikte bunu denerseniz, elinize sadece hızlıca çürümeye meyilli, pahalı bir organik gübre geçerdi.
Kaynaklar
- Sebastian Seung. Connectome: How The Brain's Wiring Makes Us Who We Are. Alındığı Yer: | Arşiv Bağlantısı
- Eric R. Kandel. The Molecular Biology Of Memory Storage: A Dialogue Between Genes And Synapses. Alındığı Yer: | Arşiv Bağlantısı