Gerçeklik, var olanın bir özelliği olarak ontolojinin alanına girmektedir. Bu bakımdan gerçek, varlığını sürdürebilmek için insan zihnine ihtiyaç duymamaktadır ve nesneldir. [1]
Gerçeklik, canlıların duyu organları aracılığıyla algılanır ve zihin/beden uyumu ile anlamlandırılır. Fakat bu işlemlerde gerçekliğin bütünü zihne aktarılamamakta, bu nedenle zihinde gerçekliğin temsilleri inşa edilmektedir. ‘Image’ [2] olarak değerlendirebileceğimiz bu temsillerin deneyim ve mantıkla tutarlı olması durumunda gerçekliğe yakın, yani hakiki temsiller oluşturulabilmektedir. Deneyim ve mantıkla tutarlı olmaması durumunda ise gerçeklikten uzak, yani yalan veya yanlış temsiller oluşmaktadır.
Bu anlatıda, nesnellik ve öznellik tartışmasının asıl failinin hakikat olduğu düşünülebilir. Çünkü hakikat, ancak insan zihninin kavrayışı ve değerlendirmesi aracılığıyla ortaya çıkmaktadır ve bu bakımdan özneldir.
Kaynaklar
- Yalın Alpay. (2023). Yalanın Siyaseti. Yayınevi: Karaca Yayınları.
- Hannah Arendt. (Dergi Makalesi, 1967). Truth And Politics. Not: The New Yorker, s. 227–264..