Arazi dönüşü çamurlu çizmelerimi çıkarırken bu soruyu okumak yüzümde acı bir tebessüm yarattı. Doğa belgesellerinde izlediğiniz o uyumlu, romantik sahnelerin arkasında aslında son derece pragmatik ve acımasız bir hayatta kalma mücadelesi yatar. Sorduğun bu karmaşık davranışlar, "şurada şu gen var, şuna yarıyor" şeklinde tek bir genin sırtına yüklenmiş şeyler değil ne yazık ki.
Davranış, biyolojideki en karmaşık fenotiplerden biridir. Doğadaki hiçbir canlıda, ve evet insanda da, cinsellik, tehlike algısı veya neden-sonuç kurma gibi devasa kavramlar tek bir genle şifrelenmez. Bunlar poligenik, yani yüzlerce hatta binlerce genin ortaklaşa çalışıp, üstüne bir de çevresel ve epigenetik faktörlerle yoğrulduğu ��zelliklerdir. Neden-sonuç ilişkisi kurma geni diye bir şey saptayamıyoruz, çünkü böyle bir gen yok. Bunun yerine beyin korteksinin gelişimini, sinir hücreleri arasındaki sinaps oluşumunu ve nörotransmitter salgısını kontrol eden devasa bir genetik ağ var.
Saptama kısmına gelirsek, Tüm Genom İlişkilendirme Çalışmaları (GWAS) dediğimiz istatistiksel analizler yapıyoruz. Bu çalışmalarla, örneğin şizofreni riski taşıyan veya yüksek dürtüsellik gösteren popülasyonlarda hangi genetik varyantların daha sık görüldüğünü bulabiliyoruz. Ancak bulduğumuz şey o davranışın kesin şifresi değil, varyasyonun çok ufak bir kısmını açıklayan küçük ipuçları oluyor. İşin psikolojik algı boyutuna gelirsek durum çok daha net: Beynimiz avcı-toplayıcı atalarımızın Afrika savanalarındaki anlık krizlerini çözmek için evrimleşti, kuantum fiziğini anlamak için değil. Üzerine doğru gelen bir aslanın veya uçurumdan düşen kayanın neden-sonuç ilişkisini anında kurmak hayatta kalmanı sağlar, ama rölativiteyi ya da dört boyutlu uzayı algılamak o gün karnını doyurmaz.
Kısacası, evrimsel davranışlarımızı yöneten sistem, DNA'nın milyarlarca harflik karanlık ormanına yayılmış durumda. Doğanın kuralı gereği beynimiz evrenin gerçeğini tüm çıplaklığıyla görmek için değil, genlerimizi bir sonraki nesle aktarmamıza yarayacak kadarını algılamak için optimize edilmiştir. bu arada az önce laboratuvarda köşede duran çizmeme girmeye çalışan şu küçük linyphia triangularis örümceğinin refleksleri bile binlerce genin eseri, doğa sandığınız gibi pamuk şeker değil.
Kaynaklar
- Robert Plomin, John C. DeFries, vd.. Behavioral Genetics (7Th Edition). Alındığı Yer: | Arşiv Bağlantısı
- David M. Buss. Evolutionary Psychology: The New Science Of The Mind. Alındığı Yer: | Arşiv Bağlantısı