En Fazla Noter Görevi Görür…
Hani bir evrakı notere götürdüğümüzde, fotokopisinin üstüne mührünü basıp “aslı gibidir” kaşesi de basar ya, işte yapay zekanın yapabileceği en fazla budur.
Hatta değil yapay zeka, evrenimizin, dünyamızın ve canlılığın başlangıcına tıpa tıp uyan başka bir evren, dünya ve canlılık olsa dahi; kesintisiz devinen bir evrende, sayısız etkiyenin ve etkilenenin olacağı, etki-tepkinin asla durağan olmayacağı hesaba katıldığında, hiçbir şeyin sıfırdan ve “orijinaline” uygun olarak ne gerçek manada var edilebilmesi ne de yapay olarak simüle edilebilmesi olası değildir.
Bazen “tanrısal” bir pozisyon ile evrenin ve işleyişinin bilgisine vakıf olmanın bunu mümkün kılabileceği savı ileri sürülebilir. Her ne kadar diyalektik-bilimsel temelde bu olası ve kanıtlanabilir olmasa da, var sayalım ki oldu. Böyle bir durumda bile söz konusu “ilahi” her müdahale, sonrasının sil baştan seyrine delalet edecek ve “aynı nehirde iki kez yıkanmamızın” önünde aşılmaz bir engele dönüşecektir.
Çünkü her şeye vakıf olmak kendine vakıf olmayı zorunlu kılmaz. Burada da karşımıza iki temel bariyer çıkar. İlki; her tür keyfiyete sahip bir varlığın kendine ve kendini aşkın bir duruma vakıf olamayacağı gerçeği; ikincisi ise, böylesi bir gerçeğin vücut bulması halinde söz konusu varlığın daha da üst bir düzene yahut varlığa içkin oluşunun kaçınılmazlığıdır. Bu böyle sürer gider ve sonu yoktur.
Bu sürüp gidecek ve sonu olmayan bir realitede geriye elimizde bir tek şey kalır: “ilahi” bir dokunuş ve dokunuşlar silsilesi olsa dahi evrenimizin yolculuğu, entropinin kaçınılmaz zaman okuna tabidir ve hep ileri akar. Bu akışın aynen tekrarı, ancak ve ancak filme alınmış halinin evrensel bir salonda-sahnede geri sarılıp tekrar oynatılışından ibaret olabilir.
Söz konusu salonda-sahnede o film tekrar başa sarılıp oynatılır iken de olağan ve hakiki olan salon-sahne ve oyuncuları yepyeni ve bilinmez bir salonlar-sahneler dizisine çoktandır yelken açmış olacaktır.
(Önemli Not:Umarım örneklerim ve benzetmelerim ile boğmamışımdır. Çok derin bir konu ve mümkün olduğunca az ve öz ve fakat zorunda olduğum biraz karmaşık ve zor bir terminoloji ile anlatma derdine düştüm, hoşgör.) Sevgiyle…