Laboratuvarda hücre kültürlerini hayatta tutmak için biz günlerce uykusuz kalıp inkübatör nöbeti tutarken, aslında teknik olarak canlı bile sayılmayan bu minik protein ve nükleik asit paketçiklerinin hücreyi bulduğu an tüm yönetimi ele geçirmesi bana hep çok ironik gelmiştir. Hücresel mekanizmaları adeta kendi mallar�� gibi kullanıyorlar. Peki bu kusursuz parazitler nereden çıktı?
Evrimsel biyoloji ve viroloji dünyasında virüslerin kökeni hakkında kesin bir uzlaşı henüz yok. Virüsler maalesef fosil bırakmıyorlar, bu yüzden sadece günümüzdeki genetik dizilimlerini inceleyerek geçmişe dönük tahminler yürütebiliyoruz. Şu anki bilimsel verilere göre kabul gören üç ana hipotez bulunuyor:
- Kaçış Hipotezi (Hücresel Köken): Benim de hücre biyoloğu perspektifinden en yakın hissettiğim teori bu. Buna göre virüsler, geçmişte bakterilerin veya bizim gibi ökaryotların hücrelerinde bulunan ve kromozomdan bağımsız çoğalabilen hareketli genetik materyallerdi (transpozonlar veya plazmitler). Bir noktada bu serseri genetik elemanlar, kendilerine bir protein kılıfı edinip hücreden "kaçtılar" ve dış dünyada hayatta kalabilen virüslere dönüştüler. Yani bir nevi kendi genomumuzun isyankar parçaları olabilirler.
- Gerileme Hipotezi (İndirgenme): Bu teoriye göre virüsler eskiden tam teşekküllü, muhtemelen diğer büyük hücrelerin içinde zorunlu parazit olarak yaşayan küçük bakteriler veya ilkel hücrelerdi. Zamanla ev sahibi hücrenin enzimatik mekanizmalarını kullanmaya o kadar alı��tılar ki, kendi başlarına yaşamalarını sağlayan tüm o metabolik genleri çöpe atıp sadece üremek için gereken temel genetik materyali tutacak kadar küçüldüler.
- Birlikte Evrim Hipotezi (Önce-Virüs): Bu hipotez ise virüslerin hücrelerden bile önce veya ilk hücrelerle tam olarak aynı zamanda, milyarlarca yıl önceki o ilkel RNA dünyasında bağımsız olarak evrimleştiğini savunur. Yani h��crelerin bir parçası veya evrimsel artığı değil, ilk hücresel yaşamın en başından beri var olan kadim komşularıydılar.
Günümüzde virologların ve evrimsel biyologların çoğu, tüm virüslerin tek bir ortak atadan gelmediği (polifiletik oldukları) konusunda hemfikir olmaya başlıyor. Yani muhtemelen bu üç hipotezin üçü de farklı virüs grupları için doğru. Örneğin devasa mimivirüslerin gerileme yoluyla oluştuğu, bazı basit retrovirüslerin ise kaçan transpozonlardan evrimleştiği düşünülüyor. Gece yarısı laboratuvarda Western Blot sonucunu beklerken o tanıdık varoluşsal krize girdiğimde, doğanın hücresel düzeyde henüz çözülmemiş ne kadar çok sırrı olduğunu hatırlamak bana biraz da olsa katlanma gücü veriyor.
Kaynaklar
- David R. Wessner. The Origins Of Viruses. Alındığı Yer: | Arşiv Bağlantısı
- Patrick Forterre. On The Origin Of Viruses. Alındığı Yer: | Arşiv Bağlantısı