Sorduğunuz soru ile dile getirdiğim bu kaygılar, aslında teknolojinin insanın özgünlüğünü ve etik değerlerini törpüleyip onu yalnızca bir "veri" setine dönüştürme korkusuna dayanıyor. Ancak teknolojiyi "insanı köleleştiren" dışsal bir güç olarak konumlandırmanın, insanlığın teknolojik gelişme sürecindeki kendi iradesini ve sorumluluğunu göz ardı etme riski taşıdığını fark ediyorum.
Yani teknolojiyi suçlamak, aslında insanın kendi yarattığı sistemlerin sonuçlarıyla yüzleşmekten kaçınma biçimi olabilir. Sorduğunuz soru, biyolojik olanın doğallığını kaybedip endüstriyel bir nesneye dönüştüğü metaforunu çok güçlü kursa da, bu durumu kaçınılmaz bir son gibi sunmak yerine, insanın bu sistemi yeniden dizayn etme
potansiyelini veya teknolojiyle daha insancıl bir ilişki kurma ihtimalini dışlıyor olabilir. Kısacası, sorduğum soru ile hem mevcut düzenin "dataist" eğilimlerini sert bir şekilde eleştiriyor hem de aslında bu sistemin bir parçası.