Aslında bir tek geçmişe vakıfız!
An’ı duyusal yetersizliğimiz nedeni ile hiçbir zaman deneyimleyemeyiz. Bizim evrende olup biteni kavrama hızımız evrenimizin devinim hızından çok daha geri olduğundan bizim için an (şimdi) sadece bir yanılsamadan ve bu yanılsamanın rutin yaşamımıza uyarlanışından ibarettir.
Geleceğe dair sadece öngörülerimiz olabilir fakat somutlayamayız. Kesintisiz devinen bir evrende evrenin en küçük ölçü birimi itibarı ile bile geleceğe yönelik hiçbir konuda garanti veremeyiz.
Bir tek geçmiş kalır geriye ki ister mikro saniye ve daha altı ister milyar yıl öncesi geçmişi hem ölçebilir hem de birçok araç ile fiziksel olarak da somutlayabiliriz. Yani özcesi türümüz için tek somut (var diyebileceğimiz) realite geçmişin kendisidir.
4. Boyut zaman boyutudur ve bu konuda ne söylersek söyleyelim mutlaka eksik kalacaktır ve özellikle evrensel işleyiş söz konusu olduğunda her eksik mutlak surette yanlış ile eş değerdir. Çünkü zaman olgusalı üzerinde ne bir uzlaşı ne de ileri sürülen teorilerin kanıtlanmasına yönelik uzlaşılan "somut" bir veri yoktur.
Hele ki göreli olması , "tersinden" evrene içkin her şeyin etkisine açık olması anlamına da gelir ki, zamanı tam bir muammaya dönüştürür.
Bir de entropi meselesi var tanımsal olarak dahi uzlaşılamayan zamanı ok ibaresi ile tek bir yöne (ileriye) mahkum eden. Bu nedenle de ileriye yönelik zamanda yolculuk olur mu olmaz mı bilemem fakat geriye doğru zamanda yolculuğun önünde evrenimizin temel parametrelerinden biri olan entropi temel ve sarsılmaz bir engel gibi duruyor. Sevgiyle…