Biz oldukça büyük bir tuvalin tamamını inceleyemen ve kavrayaman birer sanat eleştirmeni gibiyiz aslında. Evren ve bizim matematik sayesinde oluşturduğumuz denklemler, yasalar bizim görebildiğimiz bu nispeten ufacık parçadan çıkarttığımız şeyler. Hans-Georg Gadamer'in hermeneutik felsefesinde ifade ettiği gibi biz olguları ve varlıkları doğrudan oldukları gibi değil kendi yorumlarımızla kaynaştırmak suretiyle öğreniriz. Yani bizim günümüzde matematik ve onun yasaları olarak bildiğimiz şeyler bana kalırsa hem evrenin kaotik düzeninin hem de insan zihninin ortaklaşa şekilde ortaya çıkarttığı bir iştir. Nitekim yasalar ve denklemlerde kullandığımız semboller insanların tarihsel süreçte çeşitli yollarla ürettiği zaruri olmayan şeyler iken bizim bu sembolleri kullanarak ortaya çıkarttığımız şeyler evrenin kendiyle alakalıdır.