Öncelikle haklısın, bu canlıya baktığımızda sanki biri onu özel olarak tasarlamış gibi görünüyor. Ancak evrim, bir gecede 'örümcek kuyruklu' bir yılan yaratmadı; bu, milyonlarca yıllık bir tasarım [1][1]sürecinin sonucudur.
Bunu şu basamaklarla düşünebilirsin:
1. Varyasyon: Her yılan türünde olduğu gibi, atalarındaki kuyruk uçlarında da ufak farklılıklar (şişkinlikler, renk değişimleri veya hareket kabiliyeti) vardı. Doğada hiçbir canlı birbirinin tıpatıp aynısı değildir.
2. Avantajlı Mutasyon: Kuyruğunun ucunda tesadüfen biraz daha farklı bir yapıya sahip olan ve bu yapıyı bir solucan veya böcek gibi hareket ettirebilen yılanlar, avlarını kendilerine çekmekte diğerlerinden %1 daha başarılı oldular. Bu, daha iyi beslenmek ve dolayısıyla daha sağlıklı yavrular üretmek demekti.
3. Birikimli Seçilim: Yüzyıllar boyunca, kuyruk ucunu avı cezbedecek şekilde hareket ettirme yeteneği olanlar hayatta kaldı. Doğal seçilim, 'en çok yiyecek yakalayan' bu kuyruk yapısını sürekli rafine etti. Kuyruğun üzerindeki desenler zamanla bir örümceğin bacaklarını, hareketi ise bir böceğin titremesini taklit edecek şekilde evrildi.
4. Zorunluluk: Bu yılanlar için bu kuyruk bir 'lüks' değil, hayatta kalma zorunluluğuydu. Besin bulmanın zor olduğu kayalık bölgelerde, yerinden kıpırdamadan avını ayağına çağırmak, bir yılan için enerji tasarrufu ve başarı demektir.
Yani bu süreç, sıfırdan bir örümcek oluşturmak değil; yılanın elindeki mevcut kuyruk dokusunu, milyonlarca nesil boyunca avcılık için 'en verimli' şekle sokma sürecidir. Evrim, doğadaki en iyi mühendislikleri 'deneme-yanılma' ile, yani sadece en iyi çalışanları hayatta tutarak yapar. Bu yılanın kuyruğu da doğanın milyonlarca yıllık bir 'başarıyı koruma' belgesidir.
Kaynaklar
-
Richard Dawkins. (1986). Kör Saatçi (The Blind Watchmaker).