Simbiyotik olması için iki farklı nişi olan iki canlıya ihtiyacımız var. Evet vücudumuzdaki hücrelerin nişleri farklı ancak genomları birbirinin aynısı (mozaizm gibi istisnalar haricinde). Bu da demek oluyor ki aslında hücrelerimiz aynı genomun farklı kısımlarını okuyan birer yorumcu. Bu yüzdendir ki bazen bir akciğer kanseri bir hipofiz hormonu olan ADH üretebiliyor.
Ayrıca hiçbir hücre kendinden veya beyinden bağımsız değildir. Otokrin moleküllerle kendi kendini, parakrin moleküller ile de çevre hücreleri uyarabilir ve hatta kendini yok edilmesi gereken bir hücre olarak işaretleyebilir. Madem ki simbiyotik ilişkiden bahsediyoruz, neden bir hücre simbiyotik bağı olana beni öldür sinyali versin? Beyinden gelen uyarı konusunda bakacak olursak da en basit örneği ergenliğe giriştir. Over ve testis hücreleri beyinden pulsatil salgılanan FSH ve LH uyarısı olmadan gelişemez ve hormon üretemez, dolayısıyla metabolik aktivite gösteremezler.
kısaca baktığımızda aslında hücrelerimiz sahip oldukları genomu farklı okuyarak onun devamlılığını sağlamak üzere ortaya çıkmış hücrelerdir. Bu düzene itaat etmeyen hücreler ya apoptoza gider ya da kanserleşerek bağımsızlığını ilan eder.